Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2870 E. 2025/3354 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2870
- Karar No
- 2025/3354
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/71 E., 2023/172 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/377 E., 2022/1044 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacı/karşı davalı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı/karşı davalı vekili Avukat ...'ın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili; müvekkili ve davalının dava dışı ortak ... ile birlikte 23.01.2008 tarihli Ortaklık Sözleşmesine istinaden kuaförlük hizmetleri ile iştigal etmek üzere esnaf işletmesi şeklinde bir adi ortaklık kurduklarını, ortaklığın borçlarından müteselsilen sorumlu bulunan davalı ...'nın bir süre sonra ortaklık giderlerine katılmamaya başladığını, müvekkilinin davalı yüzünden adi ortaklığın ekonomik krize girmesi nedeni ile biriken vergi, sosyal güvenlik primleri ve kira gibi borçlarını ödeyebilmek için 2011 yılında kendisine ait olan ...'ta bulunan bir dairesini sattığını, bu şekilde adi ortaklığa ilişkin borçları ödediğini, davalı ortağın müvekkiline karşı ortaklıktaki payı oranında bu borçlardan sorumlu olduğu halde bu güne kadar kendisine yapılan tüm sözlü ve yazılı bildirimlere olumlu yanıt vermediğini, ortaklıktan kaynaklanan borçlarını ödemekten imtina ettiğini, ortaklık ilişkisinden doğan yükümlülüklerine aykırı hareket eden davalının ağır kusurlu olduğunu, davalının 05.08.2013 tarihinden bu yana davacının faaliyet sahasında çalışan ... Kuaför isimli rakip bir işletmede çalıştığını, bu hususta davalıya 03.09.2013 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini ve davalıya ortaklıktan istifa etmesinin ihtar edildiğini, ancak davalının bu ihtarnameyi cevapsız bıraktığını, davalının Rekabet Yasağı hükümlerine aykırı hareket ettiğini, davalının tutum ve davranışları nedeni ile ortaklık için iradi olmayan sona erme nedenleri gerçekleştiğinden adi ortaklığının kendiliğinden sona erdiğini, davalının davacıya olan toplam borcunun 237.686,68 TL tutarında olduğunu, ortaklığın feshi konusunda karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek; 237.686,68 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesi ile dava tarihinden hesaplanmak üzere kredi kartları ve banka kredisi alacağına en yüksek banka reeskont faizi uygulanmasına, diğer alacak ile ilgili taleplere yasal faiz uygulanmasına, ortaklığın feshine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Karşı davada davacı ... vekili; müvekkilinin adi ortaklığın bir ortağı gibi görünsede davacı tarafından hiç bir zaman ortak gibi muamele görmediğini ve her zaman işçi statüsü ile çalıştırıldığını, müvekkilinin bu ortaklığa emeğini ve zaman içinde oluşturduğu müşteri çevresini koyduğunu, davacının müvekkilini işyerinden uzaklaştırdığını, hakettiği kazançları ödemediğini, müvekkiline kâr payına göre ödeme yapmadığını, adi ortaklığın tüm kazançlarının davacı tarafından şahsen tahsil edilip kullanıldığını, bu sebeple müvekkilinin adi ortaklığın kazancının 1/3'nün de davacının eline geçtiğini, bu bedelin bugüne kadar ödenmediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, adi ortaklığın 23.01.2008 tarihinden itibaren toplam kazanç tutarının davacı yanca tahsil edilmesi nedeniyle davacı yedinde bulunan müvekkiline ait ortaklık payına düşen kazanç toplamından şimdilik 1.000,00 TL'nin karşı dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada davalı ... vekili; ortaklığın tasfiye sürecine göre paylaşım yapılacağından ortaklığa yöneltilmeyen davanın usulen reddinin gerektiğini, müvekkiline ortaklık payı için bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin parasal bir işe karıştırılmadığını, bütün iş ve işlemlerin davacı yanın sorumluluğunda yerine getirildiğini, müvekkilinin ne çekilen kredilerden ne ödenmeyen sigorta primlerinden ne de ödenmeyerek yapılandırılan vergilerden haberdar edilmediğini, kredi kartı ödemeleri taleplerinin yerinde olmadığını, müvekkilinin haksız rekabet ettiği diğer ortağına kötü davranarak rencide ettiği iddialarının gerçek dışı olduğunu, ortaklığın feshinin müvekkilinin kusurundan kaynaklanan sebeplere dayandırılamayacağını, feshin müvekkili tarafından da istenildiğini, davacının günlük elden aldığı vergisiz kazançlardan tahsil ettiği miktarı müvekkilinden gizlediğini ve bunları tek başına yönettiğini, adi ortaklığın müvekkilinin payına isabet eden 1/3'lük kısmının davacı yedinde olması sebebiyle bu kısımdan davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının bu davadan olabilecek muhtemel alacağından takas ve mahsubunu talep ettiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Karşı davada davalı vekili; taraflar arasındaki 23.01.2008 tarihli adi ortaklık sözleşmesine göre ortaklığın temsili bakımından, tüm ortakların müşterek imza ile hareket etmesi gerektiği hususunun açıkça kararlaştırıldığını, ortaklık sözleşmesinin (7.) maddesine göre ortaklardan birinin diğerine bir ay evvelinden noterlik kanalı ile yazılı olarak bildirmesi ile ortaklığın feshedilebileceğini, taraflara tanınan feshi ihbar hakkının mutlak olduğunu, herhangi bir kusura dayanmasının gerekmediğini, ortaklık sözleşmesinde en önemli unsur olan giderlere katılma borcunun davalı/karşı davacı ... tarafından yerine getirilmediğini, davacı tarafından rekabet etmeme borcuna aykırı davranıldığını, davalı ortağın fesihte kusurlu olduğunu, karşı davacıya ödenecek bir miktar bulunmadığından takas-mahsup taleplerini kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir. 3. Dahali davalı ..., davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 30.01.2018 tarihli kararıyla; davanın niteliği gereği adi ortaklığın 3. ortağı olan ...'ün de davaya dahil edildiği ve davanın tüm ortakların huzuru ile sürdürüldüğü, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 639/7 maddesinde belirtilen haklı sebeblerin ve dolayısıyla adi ortaklığın fesih koşullarının oluştuğu, ortaklığın fesih koşullarının oluşması sebebiyle TBK'nın 644. maddesi uyarınca gerekli tasfiye işlemlerinin yürütülmesi için Mahkemece tasfiye memuru atandığı, tasfiye memuru tarafından sunulan raporda fesih ve tasfiyenin tamamlandığının bildirildiği, tasfiye memuru raporunda belirtildiği üzere fesih ve tasfiyenin tamamlanması sonucu adi ortaklıkta ortaklara dağıtılabilecek bir bedel bulunmadığı, hem davacının hem de karşı davacının alacak taleplerinin konusunun kalmadığı gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulüyle, "... Ortaklığı " isimli adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, tamamlanan, tasfiye sonucu ortaklara dağıtalacak bir bedel bulunmadığı belirlendiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, davacının alacak talebinin konusunun kalmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, karşı davacının alacak talebinin konusunun kalmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, asıl davada davacı vekili ile karşı davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin 31.05.2019 tarihli kararıyla; İlk Derece Mahkemesince tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan, gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olmasına usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, tarafların istinaf başvurusunun kabulüne, kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; fesih konusunda davacı ile davalı ortağın iradelerinin uyuştuğu, bunun yanında adi ortaklığın fiilen sona erdiği ve dava tarihi itibariyle ortaklığın gayri faal hale dönüştüğü, ayrıca taraf iddia ve savunmaları göz önüne alındığında TBK'nın 639/7 maddesinde belirtilen haklı sebeblerin ve dolayısıyla adi ortaklığın fesih koşullarının oluştuğu, ortaklığın fesih koşullarının oluşması sebebiyle gerekli tasfiye işlemlerinin yürütülmesi için Mahkemece tasfiye memuru atandığı, tasfiye memuru tarafından sunulan tüm raporlarda fesih ve tasfiyenin tamamlandığının bildirildiği, tasfiye memuru raporlarında belirtildiği üzere adi ortaklığın borç toplamı olan 259.047,10 TL’den mevcut toplamı olan 34.771,35 TL’nin düşülmesinden sonra 224.275,75 TL borçların ödenmesi için adi ortaklığın nakde/mevcuda ihtiyacı olduğu, söz konusu borcun davacı ortak ... ile diğer ortak ... tarafından kabul edilerek ödendiği, dolayısıyla adi ortaklıkta borçları ödemeye yetecek varlığı olmadığından ortaklara dağıtılacak bir varlığın da olmadığı, madde hükmü gereğince ortaklığın her birinin ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderlerin ortaklığın borçları ödendikten sonra geri verilebileceği, ancak ortaklığın borçlarının ödenmesi için bile gerekli nakdin mevcut olmadığı, bu sebeble davacı ortak ...'ün ortaklık adına yapıldığı belirtilen ödemeler ile ilgili alacak talebinin yerinde olmadığı, davalı-karşı davacı ...'nın alacak talebi yönünden ise tasfiye memuru raporunda belirtildiği üzere davalı ortak ...'nın tasfiye döneminde yapılan imzalı toplantı tutanağı ile geçmiş dönem kâr payı alacağını talep etmediği ve kârdan pay almadığından giderlere de katlanmamasına ve adi ortaklığın borçlarının diğer ortakların ödemesi konusunda fikir birliğine varıp rıza gösterdiği ve karşılıklı rıza sonucu adi ortaklığın borçlarının tümünün davalı ... dışındaki diğer ortaklar tarafından ödendiği, bu husus göz önüne alındığında davalının ortaklardan alacaklar hesabından olan alacağı ile kâr payından kaynaklanan alacağını talep edemeyeceği gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulü ile "... Ortaklığı" isimli adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, tamamlana, tasfiye sonucu ortaklara dağıtılacak bir bedel bulunmadığı belirlendiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, davacının alacak talebinin reddine; karşı davacının alacak talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, asıl davada davacı vekili ile karşı davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan tasfiye memuru raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu, adi ortaklığın fiilen sona ermesi ve dava tarihi itibariyle faal olmaması nedeniyle fesih ve tasfiyeye karar verildiği, TBK'nın 642. maddesine uyğun olarak tasfiye memuru atanmak ve aktif - pasif malvarlığı belirlenmek suretiyle tasfiye işlemlerininin gerçekleştirildiği, bilançonun düzenlendiği, adi ortaklığın borca batık olduğun tespit edildiği, ortaklara dağılacak bir mal varlığı bulunmadığı, taraflar arasındaki mutabakat gereğince karşılıklı hak ve borç talep edilemeyeceğinin kararlaştırılmış olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı asıl davada davacı vekili ile karşı davada davacı vekili temyiz yoluna başvurmuşlardır. V. TEMYİZ Temyiz Sebepleri 1.Davacı/karşı davalı vekili; Mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, müvekkilinin davalı ... yüzünden adi ortaklığın ekonomik krize girmesi nedeniyle ortaklığa ait tüm borçları ödediğini, davalının ortaklıktan kaynaklanan bu borçlarını ödemekten imtina ettiği gibi rekabet yasağına da aykırı hareket ettiğini, şirketin faaliyetinin sonucu olan borçlardan ortakların sınırsız, müteselsilen ve şahsen sorumlu olduğunu, tanıkları dinlenmeden karar verildiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı/karşı davacı vekili; adi ortaklık ilişkisinin feshi yolunda verilen kararın, usul ve yasaya aykırı olduğunu, adi ortaklık ilişkisinin feshinin adi ortaklık sözleşmesinin (7.) maddesinde tanınan hak gereğince müvekkili tarafından 01.11.2013 tarihli ihtar ile kullanıldığını, adi ortaklık ilişkisinin müvekkilin ihtarı ile sona erdirildiğini, Mahkemece bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, bu yöndeki davanın kabulü ile kabule göre müvekkil aleyhine avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin yükletilmesi yolundaki kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkiline kârdan pay verilmemesine karar verilmiş ise de ...'nın tutanağın düzenlendiği tarihten 4 yıl önce istifa ettiği ve istifa tarihinden sonra kuaför ortaklığında çalışmadığı, bu nedenle istifa tarihinden sonraki kâr payı için böyle bir kabul tutanağını imzalandığının açıkça tutanağın (4.) maddesinde yazılı olduğunu, karşı dava tarihinden geriye doğru zamanaşımına uğramayan kâr payı alacaklarının tahsiline karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile alacak; karşı dava da alacak istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru şekilde belirlendiği, atanan tasfiye memuru tarafından gerekli inceleme yapılarak tasfiye işleminin yapıldığını, malvarlığı ve borçları tespit edilen adi ortaklığın zarar ettiğinin anlaşıldığı ve tasfiye sırasında tarafların beyanlarına göre işlem yapıldığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.