Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2025/4518 E. 2026/11898 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/4518
- Karar No
- 2026/11898
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/614 Değişik İş SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma KARAR : İddianamenin iadesi kararına yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNABAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan soruşturma sonucunda Artvin Cumhuriyet Başsavcılığının 21.03.2024 tarihli ve 2016/1984 soruşturma, 2024/79 Esas sayılı iddianame tanzim edilerek Artvin Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, Artvin Ağır Ceza Mahkemesinin 03.04.2024 tarihli ve 2024/69 iddianame değerlendirme numaralı kararıyla şüpheli hakkında yakalama kararı bulunduğu ve henüz ifadesinin alınmamış olması nedeniyle iddianamenin iadesine karar verildiği, Artvin Cumhuriyet Başsavcılığının 03.04.2024 tarihli ve 2016/1984 soruşturma sayılı yazısı ile şüpheli hakkında iddianame tanzim edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle iddianamenin iadesi kararının kaldırılması aksi takdirde evrakın itiraz mercine gönderilmesinin talep edildiği, dosyanın incelenmek üzere gönderildiği itiraz merci Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.05.2024 tarihli ve 2024/614 değişik iş sayılı kararıyla, Artvin Ağır Ceza Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirmesi ile iddianamenin iadesi kararının kaldırılması talebinin "kesin" olarak reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının 12.05.2025 tarihli ve 94660652-105-08-16450-2024-KYB sayılı evrakı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.06.2025 tarihli ve 2025/65185 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun yararına bozma istemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; ".../PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Artvin Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21.03.2024 tarihli ve 2016/1984 soruşturma, 2024/238 esas, 2024/79 sayılı iddianamenin şüphelinin savunmasının alınmaması gerekçesiyle iadesine dair Artvin Ağır Ceza Mahkemesinin 03.04.2024 tarihli ve 2024/69 iddianame değerlendirme sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.05.2024 tarihli ve 2024/614 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre, benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 31.10.2016 tarihli ve 2016/15416 esas, 2016/16813 sayılı ilamında, "... 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170/2. maddesine göre soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı bir iddianame düzenleyerek kamu davası açar. Aynı yasa maddesinin 3. fıkrasında ise iddianamede gösterilmesi ve bulunması gereken unsurlar sayılmıştır. Şüphelinin ifadesinin veya savunmasının alınmasında belirtilen madde açısından bir zorunluluk bulunmamaktadır. Bu itibarla, Ceza Muhakemesi Hukukunun temel amacı olan maddi gerçeğe ulaşılmasıdır. İddianamede belirtilen suç vasfı değerlendirildiğinde, suçun takibinin şikayete bağlı olmadığı ve uzlaşma ile önödeme hükümlerinin uygulanma imkanının bulunmadığı, dosya kapsamında müşteki beyanlarını doğrular nitelikte iki tanığın ifadesine yer verildiği, bu kanıtların kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturduğu tartışmasızdır. Şüphelinin ifadesi veya savunması dosya içerisindeki bu deliller karşısında suçun sübutuna mutlak etki eden bir kanıt niteliği de taşımamaktadır. Dolayısıyla şüphelinin ifadesinin alınmasında bu fıkra açısından da bir zorunluluk bulunmamaktadır. Sonuç olarak, şüphelinin ifadesinin alınmaması sebebiyle iddianamenin iadesine karar verildiği, bu hususun ikmali amacıyla yapıldığı anlaşılan iddianamenin iadesi ve bu karara yapılan itiraz üzerine verilen kabul kararı yerinde görülmekle, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir..." şeklinde açıklandığı üzere, Somut olayda, Artvin Cumhuriyet Başsavcılığının talebiyle, şüphelinin ifadesinin alınması amacıyla Artvin Sulh Ceza Hâkimliğinin 18.12.2018 tarihli ve 2018/1468 değişik iş sayılı kararıyla şüpheli hakkında yakalama emri düzenlendiği ancak şüphelinin aradan geçen süre zarfında yakalanamaması sebebiyle iddianamenin düzenlendiği anlaşılmakla,
Bilindiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği, şüphelinin .../PDY iltisaklı yurtdışı özel eğitim kurumlarında kaydının bulunduğu ve Kişinev'de öğretmen olarak çalıştığı ve örgütün yurtdışı yapılanmasında faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişiler arasında bulunduğu ve hakkında kamu davası açmaya yeterli şüphe olduğu anlaşılmakla, şüpheli hakkında yakalama emri düzenlenmesine rağmen şüphelinin bulunamadığı ve iddianamenin iadesi sebepleri arasında sanığın savunmasının alınmamış olmasının sayılmadığı cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Hukuki Süreç 1. Şüpheli ...'ın 03.04.1978 doğumlu olduğu, ilgili kuruluşların tespitlerine göre ....te bulunan örgütle iltisaklı İnternational ...'te öğretmen olarak çalışma kaydı bulunduğu, şüpheli hakkında 18.12.2018 tarihinde CMK'nın 94. maddesine göre yakalama emri düzenlendiği ancak kanun yararına bozma talebinin incelenme tarihi itibariyle henüz infaz edilemediği anlaşılmıştır. 2. Artvin Cumhuriyet Başsavcılığının 21.03.2024 tarihli ve 2016/1984 soruşturma, 2024/238 Esas sayılı iddianamesinde özetle; Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Genel Müdürlüğünün .... İl Emniyet Müdürlüğüne hitaben gönderilen yazısında, şüpheli ...'ın geçmiş dönemde Kişinev'de bulunan örgütle iltisaklı okullarda öğretmenlik yaptığı ve halihazırda Bükreş'teki örgütle iltsaklı İnternational ....te öğretmen olarak görev yaptığının bildirilmesi ve şüpheliye ait olduğu değerlendirilen Facebook sosyal medya hesabından örgütle iltisaklı hesapları beğendiğinin tespit edildiği belirtilerek silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği iddiasıyla şüpheli hakkında iddianame tanzim edilerek Artvin Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. 3. Artvin Ağır Ceza Mahkemesinin 03.04.2024 tarihli ve 2024/69 iddianame değerlendirme numaralı kararıyla; şüpheli hakkında yakalama kararı bulunduğu ve henüz ifadesinin alınmamış olduğu, şüphelinin savunmasının alınmamış olmasının suçun sübutuna mutlak surette etki eden delil niteliğinde olduğu, bu nedenle iddianamenin CMK'nın 174/1-a ve b fıkralarına aykırı olarak düzenlendiği gerekçesiyle iddianamenin iadesine karar verilmiştir. 4. Artvin Cumhuriyet Başsavcılığının 03.04.2024 tarihli ve 2016/1984 soruşturma sayılı yazısıyla; mevzuatta ve yerleşik içtihatlarda şüphelinin savunmasının alınmamış olmasının iddianamenin iadesi nedenleri arasında sayılmadığı, bu nedenle şüpheli hakkında iddianame tanzim edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle iddianamenin iadesi kararının kaldırılması aksi takdirde evrakın itiraz mercine gönderilmesi talep edilmiştir.
5. Artvin Ağır Ceza Mahkemesinin 04.04.2024 tarihli ve 2024/69 iddianame değerlendirme numaralı kararıyla Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itiraz yerinde görülmediğinden dosya incelenmek üzere itiraz merci olan Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. 6. Merci Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.05.2024 tarihli ve 2024/614 değişik iş sayılı kararıyla; Artvin Ağır Ceza Mahkemesince verilen kararda usul ve kanuna aykırılık görülmediği değerlendirmesi ile iddianamenin iadesi kararının kaldırılması talebinin "kesin" olarak reddine karar verilmiştir. 7. Adalet Bakanlığının 12.05.2025 tarihli ve 94660652-105-08-16450-2024-KYB sayılı evrakı ile Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.05.2024 tarihli ve 2024/614 değişik iş sayılı kararının CMK'nın 309. maddesi gereğince kanun yararına bozulması talep edilmiştir. C. İlgili Hukuk Konu ile ilgili olarak 5271 sayılı CMK'nın 170 inci maddesinde kamu davası açma görevi, 174 üncü maddesinde ise iddianamenin iadesi müessesesi ve koşulları düzenlenmiştir. D.Değerlendirme ve Gerekçe
Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeğin insan onuruna yaraşır biçimde araştırılıp bulunmasıdır. Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır. CMK’nın 160/1 maddesinde yer alan “bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hal” ifadesinden de anlaşılacağı üzere belli bir suç şüphesine karşı soruşturmaya başlanılabilmesinin maddi koşulu, o suça ilişkin başlangıç şüphesinin var olmasıdır. Başlangıç şüphesi, soyut bir izlenimle değil; suçun işlendiği izlenimini uyandıran somut vakıalar ile oluşur. Cumhuriyet savcısı, başlangıç şüphesinin olup olmadığını yani, suçun işlendiği izlenimini uyandıran somut vakıaların bulunup bulunmadığını değerlendirerek soruşturmaya başlayacaktır. Kısaca, başlangıç şüphesinin bulunup bulunmadığını değerlendirme yetkisi, Cumhuriyet savcısına aittir (Veli Özbek, Nihat M. Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayınlar, Ankara, 2011, sayfa 186 ve devamı). Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler. "Yeterli şüphe", şüphelinin müsnet suçtan yargılanması için gerekli ve yeterli olan şüphe derecesini ifade eder. Bu şüphenin, hukuka uygun olarak elde edilmiş her türlü delile dayanması gerektiğinde kuşku yoktur. Cumhuriyet savcısı topladığı delillerin iddianame düzenlemek için yeterli olup olmadığını takdir edecek, delilleri olaylarla ilişkilendirerek yeterli şüpheyi ortaya koyacaktır. Kamu davasının açılmasında yeterli şüpheden bahsedebilmede önemli olan, suçun işlendiğine yönelik tartışılabilirlik ve mahkûmiyetin ne derecede mümkün olabilirliğidir. Soruşturma aşamasında toplanan deliller sonucunda yeterli şüphenin oluşmaması durumunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi, yargılama aşamasında hakim veya
mahkemece verilen kararlar ile kanun yolu aşamalarında delillerin hukuka uygunluk denetiminin yapılacağına dair düzenlemelerin yanı sıra; iddianamenin iadesi müessesesinin de delilin denetimine olanak tanıdığının kabulü gereklidir. Ancak Anayasa'nın 38, 5271 sayılı CMK'nın 206/2 maddelerindeki düzenlemeler kapsamında, bu olanağın çok geniş yorumlanmaması gerektiği CMK'nın 172/1 maddesinin doğal sonucudur. Şüphelinin savunmasının alınmasını zorunlu kılan açık bir hükme CMK’nın 1 70... . maddelerinde yer verilmemiştir. Ancak bu durum her koşulda savunma alınmadan dava açılabileceği şeklinde de yorumlanmamalıdır. Kural olarak mütemadi suçlarda iddianame düzenlemekle hukuki kesintinin gerçekleştiğinin kabulü halinde dava zamanaşımı süresi de işlemeye başlayacaktır. Bir taraftan suç işlenmeye devam ederken iddianameyle kamu davası açılması nedeniyle bu suçun dava zamanaşımına uğrama tehlikesi ortaya çıkacaktır. Diğer taraftan tamamlanan ancak bitmeyen mütemadi suçtan dolayı aynı sanık hakkında çok sayıda iddianame düzenlenebilecektir. Bu nedenle kamu davası açılması için yeterli delil bulunan hallerde savunma alınmaksızın dava açılmasına engel hal yok ise de, mütemadi suçlardan olan örgüt üyeliği suçunda yakalamanın gerçekleşmediği durumda dava açılması bir yarar sağlamayacaktır. Ayrıca eksik soruşturma nedeniyle yeterince delil toplamadan açılan davalar beraatle sonuçlanabilecektir. Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlarda yeni delil ortaya çıkması halinde dava açma olanağı var ise de kesin hüküm halinde CMK'nın 314. maddedeki sınırlı nedenlere dayalı olarak yargılamanın yenilenmesi mümkün olup, bu durum maddi gerçeğe ulaşmaya da engel oluşturacaktır. Ancak müsnet suçla ilgili olarak dava açmayı gerektiren yeterli şüphe oluşturacak somut delillerin ikame olunduğu ve fakat şüphelinin kaçması nedeni ile ifadesinin alınma imkanının bulunmadığı, hakkında çıkartılan yakalama emrinin üzerinden somut olaya özgü makul sürenin geçtiği anlaşılan durumlarda, özellikle "yargılamanın makul sürede tamamlanması" ilkesi kapsamında ikame olunan delillerin mahkemece de toplanmasını teminen iddianame düzenlenmesinin gerekebileceği de gözetilmelidir. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre, somut olayda; Şüpheli ... hakkında, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma kapsamında, yurt içinde kayıtlı adresinin tespit edilemediği gerekçesiyle 18.12.2018 tarihinde CMK'nın 94. maddesine göre yakalama emri düzenlediği, şüphelinin 31.10.2015 tarihinde yurtdışına çıkış kaydının bulunduğu ancak yurda dönüş kaydının bulunmadığı ve bu aşamaya kadar yakalanamadığı, bu yönüyle somut olayın özelliğine göre yakalama kararının üzerinden makul süre geçtiğinin kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmekle birlikte; dosya kapsamında yer alan delillerin, şüphelinin Kişinev ve Bükreş'te bulunan örgütle iltisaklı okullarda çalışma kaydının bulunduğunun bildirilmesi ve şüpheliye ait olduğu değerlendirilen .... sosyal medya hesabından örgütle iltisaklı hesapları beğendiğine ilişkin tespit olduğu; soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yazılan müzekkereler neticesinde ... İl Emniyet Müdürlüğü tarafından dosyaya gönderilen 22.01.20 24... .03.2024 tarihli cevabi yazılar ve eklerinde bulunan araştırma ve sorgu sonucu raporlarında ve açık kaynak araştırma tutanaklarında, şüphelinin ... kaydının ve ... hesabının bulunmadığının, örgütle iltisaklı sendika/dernek üyeliklerinin tespit edilemediğinin ve şüpheli hakkında tanık/itirafçı beyanı bulunmadığının belirtildiği, iddianamede şüpheliye isnat
edilen eylemlerin .... ve....'te bulunan örgütle iltisaklı okullarda çalışma kaydının bulunması ve sosyal medya hesabından örgütle iltisaklı hesapları beğenmesi olduğu, bu bakımdan dosyadaki mevcut delil durumunun şüpheli hakkında iddianame tanzim edilebilmesi için gerekli ve yeterli olan şüphe koşulunu sağladığının kabul edilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle iddianame tanzim edilmesini gerektirecek güçte yeni deliller ortaya çıkmadıkça, somut olayın özelliği nedeniyle şüphelinin savunmasının alınmasının suçun sübutuna mutlak surette etki edecek delil niteliğinde olduğunun kabul edilmesi gerektiği değerlendirildiğinden; gerekçe ve içeriği itibari ile somut olayda uygulanma yeri bulunmayan Daire içtihatlarına atıf yapan Artvin Cumhuriyet Başsavcılığı itirazındaki gerekçeler yerinde görülmediğinden, iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan vaki itirazın reddine dair verilen merci kararında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmiştir. II. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, soruşturma dosyasının, merciine gönderilemek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.