Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2023/19408 E. 2026/10444 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/19408
- Karar No
- 2026/10444
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2021/791 E., 2022/894 K. İLK DERECE : İzmir 22. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/538 E., 2021/14 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5, TCK’nın 62, 53/1-2-3, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca kurulan mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedeni bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Oluş, iddia, mahkeme kabulü ve tüm dosya kapsamına göre; I-Deniz Kuvvetleri Komutanlığında astsubay olarak görev yapmakta olan sanığın, bizzat kullandığı GSM hattında ankesör/ardışık/periyodik arama kayıtlarının bulunduğunun anlaşılması karşısında; Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 13.11.2019 tarih ve 2018/5526 esas, 2019/6842 karar sayılı ilamında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere; asker bir şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, "her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olacağı" hususu gözetilerek; Ülke genelinde ankesörlü/kontörlü sabit hatlarla yapılan görüşmelerle ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2017/164168 Soruşturma sayılı dosyasında oluşturulan Ankesörlü/sabit büfe HTS veri havuzunun 81 ildeki Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüklerince sorgulama yapılabilecek şekilde Ankesör/Büfe raporlama modülü ... programı üzerinden kullanıma açıldığının belirtilmesi karşısında, sanık ile ilgili ... programı üzerinden sorgulama yapılarak, görev yaptığı yerlerde varsa ardışık ve tekil arama kayıtlarının yeniden talep edilerek getirtilmesi sonrasında sanığın HTS kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda "gerçekleştirilen arama sayısı, aramaların ardışık ya da periyodik olup olmadığı, aramaların gerçekleştirildiği saatler, konuşma süreleri, sanığın farklı ankesörlü telefonlardan aranıp aranmadığı, ardışık aramaya dahil olan şahısların aynı kuvvete mensup ve aynı rütbede olup olmadıkları, aramaları gizlemek için herhangi bir şifreleme yönteminin kullanılıp kullanılmadığı" hususlarını gösterir bir analiz inceleme ve tespit raporunun düzenlettirilmesi, ayrıca, sanığın sabit/ ankesörlü telefonlardan arandığı kabul edilen GSM hattına ait HTS kayıtlarının, ilk arama tarihinden itibaren ilgili kurumdan getirtilerek, savunma ve beyanların denetlenmesi bakımından, ardışık arama kayıtlarında geçen kişilerin açık kimlik bilgilerinin tespiti ile bu dönemde kullanımlarında bulunan GSM numaraları üzerinden sanık ile HTS ve baz çakışması irtibatlarının bulunup bulunmadığının, yine aynı baz istasyonundan sinyal alıp almadığının belirlenebilmesi amacıyla uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak rapor alınması, sanık ile birlikte ardışık arandığı tespit edilen kişiler hakkında herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığı araştırılarak varsa bu kişilerin tüm aşama ifadeleri getirtilip mahkeme huzurunda, bunun mümkün olmaması halinde ise, 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5 maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181/1 maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla tanık olarak ifadelerine başvurulmasının sağlanması, ayrıca UYAP'ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında bilgi ve beyan olup olmadığı araştırılarak, varsa ilgili şahısların ifade tutanaklarının aslı veya onaylı suretlerinin getirtilip, 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi gereğince sanık ve müdafine okunup tartışılması ile bahsi geçen tüm ifade sahiplerinin tanık olarak dinlenmesinden sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, II. Kabul ve uygulamaya göre ise; Sanık hakkında belirlenen temel cezanın, suçun niteliği gereği artırılırken artırım oranı doğru yapıldığı halde uygulama maddesinin 3713 sayılı Kanun'un 5/1 maddesi yerine 3713 sayılı Kanun'un 5. maddesi olarak gösterilmesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, belirtilen sebeplerden dolayı hükmün CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca dosyanın İzmir 22. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sayın çoğunluğun sanık hakkında silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün eksik inceleme nedeniyle bozulması düşüncesine aşağıdaki gerekçelerle iştirak edilmemiştir. Şöyle ki; İncelenen dosya kapsamından; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 02.05.2019 tarih ve 2019/21630 esas sayılı iddianamesiyle sanık hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda İzmir 22. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.01.2021 tarih ve 2019/538 esas, 2021/14 karar sayılı ilamıyla sanık hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan mahkumiyetine karar verildiği, bu karara karşı süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 26.05.2022 tarih ve 2021/791 esas, 2022/894 sayılı kararıyla “istinaf başvurusunun esastan reddine” dair karar verildiği, sanık müdafinin yasal süresi içerisinde anılan kararı temyiz ettiği anlaşılmaktadır. Somut olay irdelendiğinde; Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 13.11.2019 tarih ve 2018/5526 esas-2019/6842 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Asker bir şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, “her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olacağı” , Hususunda herhangi bir kuşku bulunmamaktadır. Dosya incelendiğinde; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ankesörlü/kontörlü telefonlar aracılığı ile aranan askeri personele yönelik başlatılan 2019/75183 esas sayılı soruşturma kapsamında, CMK'nın 135/6. maddesi gereğince iletişimin tespiti kararları alındığı, bu kararlara dayanılarak (HTS) kayıtlarının incelenmesinde (soruşturma konusu suç ile ilgileri bulunmayan üçüncü kişilere ait veriler ayıklanarak); En son Foça Deniz Üs Komutanlığında astsubay olarak görev yapmış olan sanığın adına kayıtlı ve kullanımında olan 05...00 numaralı gsm hattının, HTS Analiz Raporu sonuçlarına göre; Konya ve İstanbul illerinde bulunan, .../PDY silahlı terör örgütünün mahrem yapılanması tarafından askeri personelle iletişimin sağlanması amacı ile kullanıldığı tespit edilen sabit/ankesörlü hatlardan 15.09.2012 – 12.01.2013 tarihleri arasında bir çok kez arandığının tespit edildiği, bu aramaların bir kısmında kendisi gibi asker şahıslardan olan ... K., ... K., ... Ö., ... K. ve ... G., isimli kişilerle ardışık aranmasının da bulunduğunun anlaşılması karşısında, arama sayısı, aramaların periyodik olması, aramaların gerçekleştirildiği zaman, konuşma süreleri, sanığın farklı sabit hatlardan aranması, aranmaların makul görünmemesi nazara alındığında, sanığın örgütün iletişim metotlarından olan “ankesörlü/sabit hatlardan aranma” gizli iletişim sistemine dahil olduğu, yine sanıkla aynı askeri okullarda eğitim ve kurs gören ... Ö'nün beyanlarında "sanıkla birlikte bir süre aynı mahrem abinin grubunda örgütsel toplantılara katıldığı" şeklindeki söylemleri de dikkate alındığında, mahkemenin sanığın örgüt üyesi olduğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik olmadığı, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık hakkında verilen kararın onanması gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun eksik araştırmaya yönelik bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.