Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/3250 E. 2024/11854 K. – Terör Örgütü
Konu: Terör Örgütü Propagandası Yapma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/3250
- Karar No
- 2024/11854
- Karar Tarihi
- Konu
- Terör Örgütü Propagandası Yapma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2436 E., 2019/306 K. SUÇ : Terör örgütü propagandası yapma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.01.2018 tarihli ve 2014/107 Esas, 2018/24 sayılı Kararı ile sanık hakkında terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan, 3713 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin yedinci ve sekizinci fıkraları ile 64 üncü maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir. 2.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 06.02.2019 tarihli ve 2018/2436 Esas, 2019/306 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 06.01.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz sebepleri özetle; 1. Suçun unsurlarının oluşmadığına, 2. Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin terör örgütünün propagandasını yapmak suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE 1.Terör örgütü propagandası yapma suçunu düzenleyen 3713 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası şöyledir: “(Değişik ikinci fıkra: 11.4.2013-6459/8 md.) Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. (Ek cümle:17.10.2019-7188/13 md.) Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Aşağıdaki fiil ve davranışlar da bu fıkra hükümlerine göre cezalandırılır: a) (Mülga: 27.3.2015-6638/10 md.) b) Toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde; 1. Örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması ya da taşınması, 2. Slogan atılması, 3. Ses cihazları ile yayın yapılması, 4. Terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi.”. Tarihi seyir içinde Kanun’un 12.04.1991 tarihinde yürürlüğü giren ilk hâlinde 7 nci maddesinin ikinci fıkrası “örgüt mensuplarına yardım eden ve örgütle ilgili propaganda yapanlar” hakkında 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve ağır para cezası öngörülmüşken, 19.02.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4744 sayılı Kanun ile ceza miktarları aynı şekilde muhafaza edilerek örgüt propagandası yapma suçunun unsurları değiştirilmiş ve propagandanın suç olması için “terör yöntemlerine başvurmaya özendirecek şekilde” yapılması şart koşulmuştur. Madde gerekçesinde her propagandanın değil, sadece terör yöntemlerine başvurmaya özendirecek propagandaların suç olmasının öngörüldüğü ve düşünce özgürlüğü sınırlarının genişletilerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu alanda aradığı kriterlere uygun bir düzenleme getirildiği belirtilmiştir. Aynı madde de, 07.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4963 sayılı Kanun ile yeniden değişiklik yapılarak propagandanın “şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde” yapılması halinde suç olacağı kabul edilmiştir. Madde gerekçesinde örgütle ilgili olsun veya olmasın şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde propaganda yapanların cezalandırılmasının öngörüldüğü ifade edilmiştir. 18.07.2006 tarihinde yürürlüğü giren 5532 sayılı Kanun ile anılan maddeden “yardım eden” ibaresi çıkarılmış, bir tanımlama yapılmamakla birlikte “terör örgütünün propagandasını yapma” suç olarak düzenlenmiş, suçun basın yayın yoluyla işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılacağına ve yayın sorumlularına da adlî para cezası verileceğine dair hükümler ilk defa bu değişiklikle maddeye eklenmiştir. Madde de 11.04.2013 tarih, 6459 sayılı Kanun ile suçun unsurları açısından en ciddi değişikliğe gidilmiştir. Buna göre ancak “terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapma” durumunda fiil suç teşkil edecektir. Böylece düzenleme AİHM’in bu konudaki kriterine uygun hale getirilerek son halini almıştır. Bilahare 27.03.2015 tarih, 6638 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 7 nci maddenin ikinci fıkrasının son cümlesinin “a” bendi yürürlükten kaldırılmış, maddeye üçüncü fıkra eklenmiştir. Nihayet 17.10.2019 tarih, 7188 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi ile de 7 nci maddenin ikinci fıkrasının son cümlesinden önce gelmek üzere “Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.” cümlesi eklenmiştir. Görüldüğü gibi, safahatta yapılan her değişikliğin ifade ve basın özgürlüğü lehine geliştiği çok açıktır. TDK’ya göre propaganda; “bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtmak, benimsetmek ve yaymak amacıyla söz, yazı vb. yollarla gerçekleştirilen çalışma, yaymaca” anlamına gelmektedir. 3713 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan düzenlemeye göre tipiklik açısından suçun oluşabilmesi için; “propaganda” niteliğinde bir fiilin işlenmesi, yapılan propagandanın; terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek şekilde veya terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanığın aşamalardaki savunmalarında istikrarlı bir şekilde slogan atmadığını beyan etmiş olması ile 15.02.2013 tarihli Olay ve Yakalama Tutanağı içeriğinde 20-30 kişilik grup içerisinde bulunan bazı şahıslar tarafından slogan atıldığının belirtilmiş olması, olaya ilişkin kamera görüntüsünün de bulunmaması karşısında sanığın slogan attığına dair net bir tespitin bulunmayışı göz önüne alınarak atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması gerekçesi ile 5237 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin (e) bendi uyarınca atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, 2. Kabul ve uygulamaya göre de; a. Tayin olunan ceza miktarı gözetilerek adli sicil kaydı bulunmayan, dosyaya yansıyan olumsuz bir davranışı tespit edilemeyen, olumlu davranışları nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi tatbik edilen sanık hakkında kurulan hükmün 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, somut olgulara dayanmayan, dosya kapsamı ile bağdaşmayan ve kendi içinde de çelişki oluşturan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması, b. Sanığın tutuklulukta ve gözaltında geçirdiği sürelerin hükmedilen cezadan mahsubuna ilişkin kurulan hüküm fıkrasında 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin belirtilmesi gerekmesine rağmen aynı Kanun'un 64 üncü maddesi uyarınca mahsuba dair hüküm kurulmuş olması, c. Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki bazı düzenlemelerin iptal edilmiş olması nedeniyle bu karar doğrultusunda hüküm kurulmaması, d. Sanık hakkında atılı suç kapsamında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin yedinci ve dokuzuncu fıkralarının uygulanmasına dair hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 06.02.2019 tarihli ve 2018/2436 Esas, 2019/306 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliği ile BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.10.2024 tarihinde karar verildi.