Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/32355 E. 2023/1010 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/32355
- Karar No
- 2023/1010
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/430 E., 2022/815 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İzmir 20. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.02.2022 tarihli 2021/278 Esas, 2022/45 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 27.04.2022 tarihli 2022/430 Esas, 2022/815 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 28.06.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle, soruşturma aşamasında yapılan arama ve el koyma işlemlerinin kanuna aykırı yapıldığı, gerekçeli kararda hukuki ve maddi açıdan somutlaştırma yapılmadığı, genel ifadelere yer verildiği, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiği, covid 19 salgını nedeniyle segbis yöntemi ile savunma alındığı belirtilmiş ise de; sanığın duruşmaya bizzat katılmak istemesine rağmen duruşmada dinlenmemesinin savunma hakkını kısıtladığı, sanığın lehine olan delilleri sunma ve toplama hakkının engellendiği, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, gerekçe gösterilmeden alt sınırdan uzaklaşıldığı, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, sanığın örgütün nihai amacını bilerek hareket ettiğine dair bir delilin olmadığı, örgüt liderinin talimatı ile Bank Asyada işlem yapılmadığı, Anayasal hak çerçevesinde yasal olarak kurulan derneğe üye olmanın sanık aleyhine değerlendirilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğu, soyut ve kulaktan dolma bilgilerle sanık hakkında beyana bulunan tanık ifadelerinin aleyhe delil olarak kabul edilmemesi gerektiği, sanığın ByLock isimli programı örgütsel amaçla kullanmadığı, kanunlara uygun alınmış bir karar olmadan yapılan iletişim tespitinin hükme esas alınamayacağı, ByLock kullanımının teknik verilerle ispatlanamadığı, mahkumiyete esas alınan delillerin hukuka aykırılık içermeyen hususlar olduğu, aksinin kabulünün kanuna uygun olarak yapılan işlemlerin mahkeme kararı ile geçmişe yürütülerek suç oluşturması gibi büyük bir hataya yol açacağı, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılarak sanığın tutuksuz yargılanıp sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği ve sair sebeplere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Tüm delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın kendi beyanı ile de ifade ettiği üzere ID'si tespit edilemeyen ByLock kullandığı, insan kaynakları uzmanı olarak görev yaptığı Star Rafinerisi'ne FETÖ/PDY silahlı terör örgütü referansıyla gelen kişileri işe aldığı, örgüt adına sohbet toplantıları düzenlediği ve işe aldığı bu kişileri gerek sohbet toplantılarına katılmaya ve gerekse örgüte himmet vermeye zorladığı, kabul etmeyenleri işten çıkarmakla tehdit ettiği, örgüt iltisaklı derneğe üye olduğu, örgütün yayınları olan Zaman Gazetesi ve Sızıntı Dergisine abone olduğu, örgüt liderinin talimatıyla ... Katılım Bankasına destek amaçlı para yatırdığı ve sayılan bu eylemleri neticesinde iradesini örgüt iradesine terk ettiği, eylemlerinde örgüte ait olan hiyerarşik gücün emrine girdiğini gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk bulunduğu anlaşılmakla üzerine atılı silahlı terör örgütü üye olma şuçunu işlediğinin sabit olduğu kanaati ile suçun işleniş biçimi, sanığın güttüğü amaç ve saiki, sanığın kastının yoğunluğu, örgüt içindeki konumu da dikkate alınarak hakkında takdiren ve teşdiden tecziyesine karar verilerek hüküm kurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün 2012 yılından itibaren Petkim ve Star rafinerisinde yönetimi ele geçirmeye karar verdiği, insan kaynakları sorumlusu olan sanığın bu plan kapsamında gizli mülakatlarla örgütsel hiyerarşi içerisinde yer alan çok sayıda örgüt üyesini şirkete yerleştirerek paralel yapı oluşturduğu, devamında katılımı zorunlu örgütsel toplantılar düzenlediği, katılmayan kişileri işten çıkartmakla tehdit ettiği, örgüt adına denetim mekanizmasının başında yer aldığı, himmet toplanması, gazete ve dergi abonelikleri yapılması gibi konularda karar verici sıfatını taşıdığı, örgüt içerisindeki konum ve faaliyetlerinin İlk Derece Mahkemesince anık beyanları ve ele geçen delillere göre somut bir şekilde tesbit edildiği, ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadale bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır. TCK'nın 221. maddesinin 4. fıkrasının 2. cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi, maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır ( Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 E. 2015/1292 K., 26.10.2015 tarih, 2015/1565 E. 3464 K. sayılı kararları). TCK'nın 221. maddesinin 4. fıkrasının 2. cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde, bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3'ten 3/4'e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre, belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilmesi gerekmektedir. Örgüt içerisindeki konum ve faaliyetiyle orantısız sadece hakkındaki indirim maddesinin tatbikini sağlamaktan ibaret beyanların TCK'nın 221. maddesinin 4. fıkrasının 2. cümlesi kapsamında değerlendirilmemesi gerektiği mutlaktır. Somut olayımızda Petkim gibi yüzlerce kişinin çalıştığı sanayi şirketinde insan kaynakları sorumlusu olan sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini beyan ederek sadece 9 kişiyi teşhis ettiği, bu kişilerden 2 sini hayatta olmadığı, 3 kişi hakkında beyanından önce işlem başlanmış kalan 4 kişi hakkında soruşturma bulunmadığı anlaşılması karşısında, yapılan değerlendirmede sanığın etkin pişmanlıktan faydalanmak istediğine dair beyanlarının sadece hakkında bu indirim maddesinin tatbikini sağlamaya çalışmaktan ibaret olduğu, 2012 yılından başlayarak çok sayıda örgüt üyesini işe aldığı, şirket üst yönetimi ile gizli mülakatlar düzenleyerek paralel bir yapı oluşturduğu, zorunlu örgütsel toplantılar düzenleyerek şirket içerisinde örgüt talimatlarına uyulması yönündeki denetim mekanizmasının başında yer aldığı değerlendirildiğinden İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin tatbik edilmemesinde ve kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında ve dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür. b) Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve müstakar kararlarında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağı kabul edilmiştir. c) Zorunluluk nedeni gösterilmek suretiyle SEGBİS vasıtasıyla savunma alındığı, sanığın ve müdafiinin de bu yöntemle savunma alınmasını kabul ettiği, SEGBİS vasıtasıyla savunma alınmasının silahların eşitliği ve yargılama ilkesi çerçevesinde sanığın savunmasında zaafiyet yaratmadığı anlaşıldığından, bu yöne ilişkin sanık müdafinin temyiz talebi yerinde görülmeyerek bozma nedeni yapılmamıştır. d) Diğer delillerin atılı suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi için yeterli olduğu görülmekle, sanığın bylock kullanıcısı olduğuna ilişkin ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı getirilmeden bylock kullandığının kabul edilmesi sonuca etkili bulunmamıştır. e) Bank ... nezdindeki mutad hesap kayıtları ile zaman gazetesi ve sızıntı dergisi aboneliğinin müsnet suç yönünden delil ya da örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede; mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere, dosya kapsamına, tanık beyanlarına, ByLock Tespitine ve sanığın ByLock programını kullandığına dair ikrar niteliğindeki savunmasına göre ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgüt mensupları tarafından düzenlenen sohbet toplantılarına katılan ve Star Rafinerisi'nde silahlı terör örgütü referansıyla gelen kişilerin örgüt adına işe alımını gerçekleştiren sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna ve sanığın örgütteki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu ile faaliyet alanı göz önünde bulundurulduğunda temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılmasına ve hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. f) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 27.04.2022 tarihli ve 2022/430 Esas, 2022/815 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dosyanın İzmir 20. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.03.2023 tarihinde karar verildi.