Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/23724 E. 2024/8608 K. – Silahlı Terör

Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2022/23724
Karar No
2024/8608
Karar Tarihi
Konu
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/194 E., 2020/498 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilrek esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.02.2020 tarihli, 2017/436 Esas - 2020/103 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir. 2. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 02.03.2020 tarihli 2020/194 Esas, 2020/498 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 08.04.2022 tarihli ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, 2. Özel kast unsurunun gerçekleşmediğine, 3. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, B. Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; sanığın sabit görülen örgütsel faaliyetleri, eylem ve kast yoğunluğu dikkate alındığında ilk derece mahkemesince takdir edilen ceza miktarında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, bu haliyle mevcut deliller kapsamında istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekir iken ceza miktarı düşürülerek verilen düzeltilerek esastan ret kararının usul ve esasa aykırılık teşkil ettiğine, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin; amaç, kapsam ve 303 üncü madde ile 05.08.2017 tarihli ve 30145 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanun'un 15 inci maddesiyle, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi metninde yer alan "(c)" ibaresinin "(a), (c), (d)" şeklinde değiştirilmesine ilişkin 7035 sayılı Kanun'un gerekçelerine nazaran, ayrıntıları, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 15.06.2004 tarihli, 115-138 sayılı ve 17.05.2022 tarihli, 2020/(Kapatılan)14-248 Esas, 2022/359 Karar sayılı ve Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 01.07.2020 tarih 2422-3204 sayılı ilamlarında açıklandığı üzere; temyiz olunan hükmün, maddî hukuk kurallarının veya yargılama hukukuna ilişkin kuralların uygulanmaması, eksik veya yanlış uygulanması hâlinde bir temyiz mercii olarak "hukuka aykırılık denetimi" yapan Yargıtayca "bozulmasının", İlk Derece Mahkemelerinin henüz kesinleşmemiş hükümlerini "hem maddi hem de hukuki yönden denetleyen" ve bu suretle gerekli gördüğü hususlarda öğrenme muhakemesi yapma imkanına sahip bir derece mahkemesi olarak Bölge Adliye Mahkemelerince ise "ıslah edilmesinin" kural olması itibariyle, Yargıtaya nisbeten "hükmü ıslah"yönünden daha geniş bir takdir imkanına sahip olduğunda kuşku bulunmayan bölge adliye mahkemelerinin, "dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra", (5271 sayılı Kanun'un "Bölge Adliye Mahkemesinde inceleme ve kovuşturma" başlıklı 280 inci maddesinin birinci fıkrası ) "hükme esas kabul edilen maddî olaylara hukuk kurallarının uygulanmasında hata yapılması" hallerinde hukuka aykırılığın giderilmesi suretiyle hükmün ıslahı için, yeniden yargılama yapılması, yani maddi sorunun daha fazla aydınlatılması için bir araştırmanın gerekmesi ve bu hususta mahkemeye bırakılmış serbest değerlendirme yetkisinin bulunması söz konusu değil ise, bir başka anlatımla, ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünü maddi vakıanın sübutu yönünden isabetli bulmakla birlikte, sübutu kabul edilen maddi vakıaya bağlanan hukuki neticenin hatalı olduğunu düşünmekte ise incelenen hükmün bütününü kaldırmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında duruşma açmadan "sanık hakkında daha az cezaya hükmedilmesine ilişkin kararında usule aykırılık görülmemiştir. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 02.03.2020 tarihli 2020/194 Esas, 2020/498 sayılı kararında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.06.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2022/23724, K. 2024/8608, T. 25.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2022-23724-e-2024-8608-k-84c06761665b