Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/15878 E. 2025/11707 K. – Silahlı Terör

Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2022/15878
Karar No
2025/11707
Karar Tarihi
Konu
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/277 E., 2021/1186K. İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/113 E., 2019/519 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM :Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında TCK'nın 314/2, TMK'nın 5/1, 62, 53, 58/7-9 ve 63 maddeleri uyarınca kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi, Sanıklar ... ... ...,..., ..., ... ve ... hakkında CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama-Bozma Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Bir kısım sanık ... sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin; hükmolunan cezaların süresine göre şartları bulunmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE, Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; I-) Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen beraat kararına yönelik yapılan temyiz incelemesinde: Yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle beraate ilişkin hükmün ONANMASINA, II-)Sanıklar ..., ... ... ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ... ... ..., ..., ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen beraat ve mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan temyiz incelemesinde: 1-)Sanıklar ... ... ..., ..., ..., ... yönünden yapılan incelemede: Sanıklar hakkındaki temyiz aşamasında dosyaya geldiği anlaşılan ... ..., ... ... ve ... ... adlı kişilere ait olduğu belirtilen sanıkların isimlerinin de geçtiği ByLock tespit değerlendirme tutanağı ve içeriklerinin duruşmada sanıklar ve müdafilerine okunup diyecekleri sorularak, Mahkumiyete Esas alınan, suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delillerden olan gizli tanık ...'ın doğrudan aleni duruşmada sanıkların huzurunda veya 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5 maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181/1 maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla dinlenip AİHS’in 6/3-d ve Anayasa'nın 36. maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması gerektiği gözetilmeden; tanığın dinlenilmesi için belirlenen günün sanıklar ve müdafilerine bildirilmeden, sanıkların tanığı sorgulama hakkının engellenmesi suretiyle CMK 180/1 ve 181/1 maddelerindeki emredici hükümlere riayet edilmeyerek tanığın 14.01.2016 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığında alınan ifadesinin okunulması ile yetinilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanmasına yol açacak şekilde CMK’nın 181/1 ve 210. maddelerine muhalefet edilerek, Sanık ... hakkında müfettişler tarafından hazırlanan 08.09.2016 tarihli 6 sayılı inceleme raporu içeriğine göre sanığın geçersiz KPSS puanı ile atamasının yapıldığının müşaade edildiğinin belirtilmesi karşısında bu hususta iş ve işlemleri yapanların örgütsel saik ile hareket edip etmediklerinin araştırılarak sanıkların hukuki durumlarının buna göre takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, 2-)Sanık ... yönünden yapılan incelemede: Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır. TCK’nın 221/4. fıkrasının 2. cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 E. 2015/1292 K. 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.). TCK’nın 221/4. fıkrasının 2. cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir. Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde; Oluş, sanık savunması ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair mahkeme kabulünde bir isabetsizlik yok ise de; sanığın örgütte kaldığı süre, konumu ve faaliyetleri de nazara alınarak,soruşturma ve kovuşturma aşamasında örgütün yapısı, faaliyetleri ve diğer örgüt mensupları ile ilgili vermiş olduğu bilgilerin etkin pişmanlık şartlarını taşıdığının kabul edilmesi gerektiği, bu kapsamda verilen bilgilerin niteliği, faydalılık derecesi ve yargılama sürecinde etkin pişmanlıkta bulunduğu aşamada gözetildiğinde, TCK’nın 221/4-2. cümlesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin sanık hakkında uygulanarak hakkaniyete uygun bir şekilde cezasından indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, 3-)Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden yapılan incelemede: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas, 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesinin ... Kara başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarihli ve 2018/15231 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağında şüphe bulunmamakla birlikte, savunmasında ByLock kullanıcısı olmadığını bildiren sanıkların savunmalarının denetlenmesi bakımından ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında yer alan ekleyen ve eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişilerin tespiti ile iş bu şahıslar hakkında soruşturma yahut kovuşturma bulunup bulunmadığı araştırılarak, varsa sanıklar ile ilgili aşama beyanları dosyaya getirtilip, tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulması, Sanıklar ... ve ... hakkındaki temyiz aşamasında dosyaya geldiği anlaşılan ... ..., ... ... ve ... ... adlı kişilere ait olduğu belirtilen sanıkların isimlerinin de geçtiği ByLock tespit değerlendirme tutanağı ve içerikleri ile Sanık ... hakkındaki ankesör sorgusu analiz raporunun öncelikle duruşmada sanıklar ve müdafilerine okunarak, ankesör sorgusu analiz raporunda belirtilen ve sanık ile birlikte ardışık arandığı tespit edilen şahıslarla ilgili herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığı belirlendikten sonra şahısların tüm aşama ifadelerinin getirtilerek, istinaf ve temyiz aşamasında dosya içerisine geldiği anlaşılan sanık ... hakkında beyanlarda bulunan ... ve ... ...'in, sanık ... hakkında beyanlarda bulunan ... ...'nun, sanık ... hakkında beyanlarda bulunan İzzet ...'ın, sanık ... hakkında beyanlarda bulunan ... ... ... ve ... ...'nin, sanık ... hakkında beyanlarda bulunan ... ... ...'nın tüm ifade ve teşhis tutanaklarının sanıklar ve müdafilerine okunup, gerekmesi halinde tanık olarak dinlenilmeleri, UYAP veri havuzundan araştırma yapılarak sanıklar hakkında herhangi bir tanık veya itirafçı beyanı olup olmadığının saptanması, bulunması halinde tüm bilgi ve belgelerin onaylı örneklerinin dosya içerisine getirilip, CMK’nın 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ... müdafilerine okunması, gerekmesi halinde ilgili şahısların tanık olarak dinlenmelerinin sağlanması, Mahkumiyete esas alınan, suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delillerden olan gizli tanık ..., müşteki ... ile diğer bir kısım tanıkların kolluk ve Cumhuriyet Başsavcılığında verdikleri ifadelerin okunulması ile yetinilerek, doğrudan aleni duruşmada sanıkların huzurunda veya 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5 maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181/1 maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla dinlenip AİHS’in 6/3-d ve Anayasa'nın 36. maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması gerektiği gözetilmeden; tanığın dinlenilmesi için belirlenen günün sanık ... müdafine bildirilmeden, sanığın tanığı sorgulama hakkının engellenmesi suretiyle CMK 180/1 ve 181/1 maddelerindeki emredici hükümlere riayet edilmeyerek savunma hakkının kısıtlanmasına yol açacak şekilde CMK’nın 181/1 ve 210. maddelerine muhalefet edilmesi, Kabul ve uygulamaya göre de: Sanık ... dışındaki diğer sanıklar yönünden; Anayasa'nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken ... cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak nazara alınamayacağı da gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması suretiyle sanıkların hukuki durumlarının buna göre takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, 4-Sanıklar ... ..., ..., ..., ... yönünden yapılan incelemede: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas, 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesinin ... Kara başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarihli ve 2018/15231 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağında şüphe bulunmamakla birlikte, savunmasında ByLock kullanıcısı olmadığını bildiren sanıkların savunmasının denetlenmesi bakımından ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporu getirtilip, tespit ve değerlendirme tutanağının bulunması halinde ekleyen ve eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişilerin tespiti ile iş bu şahıslar hakkında soruşturma yahut kovuşturma bulunup bulunmadığı araştırılarak, varsa sanıklar ile ilgili aşama beyanları dosyaya getirtilip, tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulması sanıklar ... ..., ... ve ... hakkındaki temyiz aşamasında dosyaya geldiği anlaşılan ... ..., ... ... ve ... ... adlı kişilere ait olduğu belirtilen sanıkların isimlerinin de geçtiği ByLock tespit değerlendirme tutanağı ve içeriklerinin sanıklar ve müdafilerine okunup, ayrıca UYAP veri havuzundan araştırma yapılarak sanıklar hakkında herhangi bir tanık veya itirafçı beyanı olup olmadığının saptanması, bulunması halinde tüm bilgi ve belgelerin onaylı örneklerinin dosya içerisine getirilip CMK’nın 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanıklar ve müdafilerine okunması, gerekmesi halinde ilgili şahısların tanık olarak dinlenmelerinin sağlanması suretiyle sanıkların hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini, mahkumiyete esas alınan, suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delillerden olan gizli tanık ..., müşteki ... ile diğer bir kısım tanıkların kolluk ve Cumhuriyet Başsavcılığında verdikleri ifadelerin okunulması ile yetinilerek, doğrudan aleni duruşmada sanıkların huzurunda veya 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5 maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181/1 maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla dinlenip AİHS’in 6/3-d ve Anayasa'nın 36. maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması gerektiği gözetilmeden; tanığın dinlenilmesi için belirlenen günün sanık ... müdafine bildirilmeden, sanığın tanığı sorgulama hakkının engellenmesi suretiyle CMK 180/1 ve 181/1 maddelerindeki emredici hükümlere riayet edilmeyerek savunma hakkının kısıtlanmasına yol açacak şekilde CMK’nın 181/1 ve 210. maddelerine muhalefet edilmesi, Kabul ve uygulamaya göre de: Sanık ... dışındaki diğer sanıklar yönünden; Anayasa'nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken ... cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak nazara alınamayacağı da gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması suretiyle sanıkların hukuki durumlarının buna göre takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, 5-) Sanıklar ..., ... ... ..., ..., ... yönünden yapılan incelemede: Mahkumiyete esas alınan, suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delillerden olan gizli tanık ..., müşteki ... ile diğer bir kısım tanıkların kolluk ve Cumhuriyet Başsavcılığında verdikleri ifadelerin okunulması, sanık ... yönünden idari soruşturma aşamasındaki alınan beyanların okunulması ile yetinilerek, doğrudan aleni duruşmada sanıkların huzurunda veya 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5 maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181/1 maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla dinlenip AİHS’in 6/3-d ve Anayasan'ın 36. maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması gerektiği gözetilmeden; tanığın dinlenilmesi için belirlenen günün sanık ... müdafiine bildirilmeden, sanığın tanığı sorgulama hakkının engellenmesi suretiyle CMK 180/1 ve 181/1 maddelerindeki emredici hükümlere riayet edilmeyerek savunma hakkının kısıtlanmasına yol açacak şekilde CMK’nın 181/1 ve 210. maddelerine muhalefet edilmesi, Sanık ... ... ... hakkındaki temyiz aşamasında dosyaya geldiği anlaşılan ... ..., ... ... ve ... ... adlı kişilere ait olduğu belirtilen sanığın isminin de geçtiği ByLock tespit değerlendirme tutanağı ve içeriklerinin sanıklar ve müdafilerine okunup diyecekleri sorulmadan, FETÖ/PDY'nin kamuoyunca da bilinen operasyonel eylemlerinden sonra örgütsel herhangi bir faaliyetinin tespit edilebilmesi açısından bir şüpheli beyanı bulunup bulunmadığı araştırılarak varsa bu beyan yahut ifadelerle birlikte; duruşmada sanıklar ve müdafilerine okunup CMK'nın 217. maddesi uyarınca diyeceklerinin sorulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, Kabul ve uygulamaya göre de: Sanık ... yönünden; Anayasa'nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken ... cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak nazara alınamayacağı da gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması suretiyle sanıkların hukuki durumlarının buna göre takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, 6-)Sanık ... yönünden yapılan incelemede: Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas 2017/3 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren ... ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, s. 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (Toroslu Özel Kısım s. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28, Özgenç Genel Hükümler s. 280). Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Yargıtay( Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan katlarla irtibatlı olduğu anlaşılan ve fakat örgütün nihai amacını bildiği, örgütle organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde herhangi bir delil bulunmayan, örgütsel kod adı kullanmayan ve örgütsel iletişim ağına dahil olmayan sanığın, örgütün hiyerarşik yapısına girdiğini gösterir ve örgüte üyelik suçunu işlediğine dair, her türlü şüpheden uzak kesin ve yeterli delil elde edilemediğinden atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmekle, sanıklar müdafileri ile Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan beraat ve mahkumiyete dair hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca dosyanın Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.04.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2022/15878, K. 2025/11707, T. 16.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2022-15878-e-2025-11707-k-a04113ce764b