Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/5919 E. 2024/9390 K. – Anayasayı İhlal

Konu: Anayasayı İhlal

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2021/5919
Karar No
2024/9390
Karar Tarihi
Konu
Anayasayı İhlal

¸ T. C. Y A R G I T A Y 3. C E Z A D A İ R E S İ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Y A R G I T A Y İ L Â M I TUTUKLU BOZMA ÜZERİNE İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/109 E., 2020/184 K. KATILANLAR : Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye Cumhuriyeti Başbanlık SUÇ : Anayasayı İhlal HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yargılama konusu Anayasayı İhlal suçu yönünden Maliye Hazinesi ve Milli Savunma Bakanlığının suçtan zarar gören sıfatının bulunmadığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarıca mezkûr suçlardan açılan kamu davalarına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçlardan kurulan hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükümleri temyize hak ve yetkisinin olmadığı belirlenmiştir. Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin, 09.06.2020 tarihli ve 2019/6370 Esas, 2020/2489 Karar sayılı bozma kararı üzerine; 1. Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.11.2020 tarihli ve 2020/109 Esas, 2020/184 sayılı Kararı ile sanık hakkında Anayasayı ihlal suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının c bendi, 39 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir. 2. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 17.02.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1.Sanık hakkında verilen mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, TCK 62. maddesinin uygulanmaması nedeniyle verilen hükmün bozulması gerektiğine, ..., hakkaniyet ve nesafet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmediğine, 2.5237 sayılı TCK'nın 62. maddesi uyarınca takdiri indirim nedenlerinin değerlendirilmediğine, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususların göz önünde bulundurulmadığına, 3.Yerel mahkemenin, TCK 62. maddesini uygulamama nedenlerini denetime elverecek şekilde açıkça göstermediğine, sadece “başkaca artırıma ve indirime kanunen ve takdiren yer olmadığına” şeklindeki açıklamanın yetersiz olduğuna, 4.Anayasanın 141 ve 5271 sayılı CMK’nın 34. maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının gerekçeli yazılması gerektiğine, yasal ve yeterli olmayan, dosya içeriğine uymayan bir gerekçeyle karar verilmesinin kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceğine ve keyfiliğe yol açacağına, 5.Sanığın suçu inkar etmesinin, takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması gerekçesi olarak kabul edilemeyeceğine, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususların değerlendirilmediğine, 6.Sanığın darbe girişiminden haberdar olmayıp, bu durumu mevzideki uzman çavuşlardan öğrendiğinde "siz darbeyi boşverin güvenliğinizi alın" demek suretiyle darbe girişiminden habersiz olduğunu tanık beyanlarının da doğruladığına, darbe girişimine yardım ettiğine dair dosyada tek bir delil bulunmadığına, 7.Sanığın darbe girişimine destek verdiği iddia edilmesine rağmen, 15 Temmuz 2016 günü saat 24.00 olmadan birçok askeri personeli istirahate göndermesinin bu hain yapı ile irtibatının olmadığının somut göstergesi olduğuna, Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir. B. Katılanlar vekillerinin temyiz sebepleri özetle; Sanığın iddianamedeki tüm suçlardan cezalandırılmasına karar verilmesine ve sair hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince sanık ...’in İl Merkez Jandarma Komutanlığında jandarma üsteğmen rütbesiyle Merkez Jandarma Karakol Komutan Vekili olarak görev yaptığı, 22:30 sıralarında o gün görevli bulunmayan kobra personeli dahil tüm personeli karakola çağırdığı, karakolda bulunduğu süre zarfında belirli aralıklarla ve telaşlı bir şekilde telefonla görüşmeler yaptığı, harekat merkezine giderek herhangi bir emrin gelip gelmediğini sorduğu, karakola topladığı personeli teçhizatlandırıp mevzilere geçmeleri yönünde talimat verdiği ve birlikteki mevzileri gezerek "hiçbir şekilde sivil veya polis içeri alınmayacak, girmeye çalışan olursa ateş edilecek" şeklinde emir vererek bunu destekler şekilde de İl Emniyet Müdürlüğü ile ortak kullanılan sokakta bulunan hidrolik kapanın sivil ve resmi araçların geçişine kapatılması yönünde talimat verdiği, bir yandan da birliğin emniyet müdürlüğü binasını gören tarafından emniyet müdürlüğünde herhangi bir hareketlilik olup olmadığını kontrol ettirdiği, söz konusu emri verdikten sonra da "sıkı yönetim ilan edildi, TSK yönetime elkoydu, talimatım dışına çıkılmayacak" şeklinde konuştuğu, ayrıca asker ve polisin karşı karşıya gelmemesi gerektiği konusunda personeli uyaran tanık ...'ı pasifize etmeye çalıştığı ve birliği terk etmesi konusunda uyardığı, sanığın söz konusu eylemlerini zamansal olarak başta Ankara ve İstanbul ilinde gerçekleşen Anayasayı ihlal teşebbüsü eylemleriyle eş zamanlı olarak icra ettiği, ancak; Bulunduğu Tunceli ilinde askeri bir hareketlilik yaşanmadığı, birlik dışına taşan herhangi bir eylemin bulunmadığı, birlik içerisinde cebri bir davranışı tespit edilemediği, sanığın icra hareketlerinden önce örgütsel organizasyon içinde yer alarak darbe girişiminden haberdar olduğuna dair kanıt bulunmadığı, elverişli nitelikteki icra hareketlerine katkı sunmakla birlikte, sunduğu katkının tek başına vahamet arz etmediği gibi fiilin işlenişi üzerinde "müşterek hakimiyet" kurduğundan da bahsedilemeyeceği, zarar tehlikesi bakımından illi bir değer taşıdığında kuşku bulunmayan eylemlerinin, işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak (TCK madde 39/2-c) suretiyle Anayasayı ihlal suçuna yardım etmek kapsamında kaldığı kabulü ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere, tanık beyanlarına ve dosya kapsamına göre, mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, Bozmaya uyularak yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık ve müdafii ile katılanlar vekillerinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR 1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle Maliye Hazinesi ve ... vekillerinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.11.2020 tarihli ve 2020/109 Esas, 2020/184 sayılı Kararında sanık ve müdafii ile katılan vekillerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Tunceli 2 . Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.06.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/5919, K. 2024/9390, T. 27.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2021-5919-e-2024-9390-k-e134e52856db