Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/7289 E. 2024/9391 K. – Anayasayı İhlal
Konu: Anayasayı İhlal
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/7289
- Karar No
- 2024/9391
- Karar Tarihi
- Konu
- Anayasayı İhlal
T U T U K L U B O Z M A Ü Z E R İ N E İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/125 E., 2021/40 K. SUÇ : Anayasayı İhlal HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : O yer Cumhuriyet savcısı, Sanıklar ve müdafileri, Katılan ... vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret. Onama Yargılama konusu Anayasayı İhlal suçu yönünden Milli Savunma Bakanlığının suçtan zarar gören sıfatının bulunmadığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarıca mezkûr suçlardan açılan kamu davalarına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçlardan kurulan hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükümleri temyize hak ve yetkisinin olmadığı belirlenmiştir. Sanıklar ... ... ve ... hakkında Anayasayı ihlal suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri dışında tüm sanıklar hakkında verilen ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin kararların istinaf yasa yolu açık olmak üzere verildiği ve Bölge Adliye Mahkemesine hitaben yazılan kanun yolu dilekçelerinin istinaf formu düzenlenerek Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiği belirlenmekle temyiz incelemesi sanıklar ... ... ve ... hakkında kurulan Anayasayı ihlal suçu yönünden yapılacaktır. Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 31.12.2019 tarihli ve ve 2019/6276 Esas, 2019/8451 Karar sayılı bozma kararı üzerine; 1. Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.02.2021 tarihli ve 2020/125 Esas, 2021/40 sayılı Kararı ile sanık hakkında Anayasayı ihlal suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir. 2. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 05.05.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ... Yontgan ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Sanık hakkında verilen mahkumiyet kararının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğuna, darbe teşebbüsü ile ilgili hiçbir eylemi veya katkısı olmadığı halde, dosya kapsamında sanık aleyhine hiçbir somut delil bulunmadan mahkumiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, 2. Yerel mahkemenin gerekçeli kararında sanığın olay sırasındaki saik ve kastına değinmediğine, darbecilik suçunun TCK'daki en ağır suçlardan biri olduğuna ve bu suç için özel kastın aranması gerektiğine, dosya kapsamında sanığın özel kastının bulunmadığının açıkça görüldüğüne, 3. Yerel mahkemenin sanığın darbecilere yardım etmek kastı ile hareket ettiğine dair hüküm verdiği ancak bu kast ile hareket ettiğine ilişkin hiçbir delil sunmadığına, sanığın yaptığı tüm eylemleri askeri birliğe terör saldırısı olacağı düşüncesiyle yaptığına dair ifadelerinin dosya kapsamında tüm delillerle doğrulandığına, 4. Sanığın rutin olarak yaptığı eylemlerin darbe günü yapılmış olmasının bu eylemleri suç unsuru haline getirmeyeceğine, sanığın her gün yaptığı eylemlerin darbe günü yapılmasının suç unsuru taşımadığına, yerel mahkemenin bu durumu değerlendirmediğine, 5. Sanığın silahı saat 01:30 sıralarında kendi iradesi ile bıraktığına dair kamera kayıtları ve tanık beyanları mevcutken, yerel mahkemenin silahı saat 04:30'da bıraktığı şeklindeki ifadesinin gerçek durumu yansıtmadığına, 6. Sanığın lehine olan tüm delillerin yerel mahkeme tarafından görmezden gelindiğine, sanığın iradesi ile saat 01:30'da silahı bıraktıktan sonra hiçbir emri yerine getirmediğine ve bu delillerin sanık açısından indirim nedeni olarak göz önüne alınmadığına, 7. Sanığın, dönemin komutanının izinde olduğu gün idari izinli olduğuna, çalışma koşullarının ağırlığı nedeniyle mesai kavramının olmadığını ve eşine yeteri kadar zaman ayıramadığından dolayı yerinin değiştirilmesini defalarca talep ettiğine, ancak bu taleplerinin kabul edilmediğine, 8. Darbe günü sanığın alkol alarak sarhoş olduğu ve dönemin komutanının emir astsubayı tarafından birliğe çağrıldığına, sanığın birliğe sarhoş bir şekilde gitmek zorunda kaldığına, komutan vekilinin sanığın sarhoş olduğunu anlayarak kahve içirip ayıltmaya çalıştığına, sanığın terör saldırısı düşüncesiyle hareket ettiğine, 9. Sanığın, darbe girişiminden habersiz olduğu, üst seviyedeki komutanların emri olmadan hareket edemeyeceği ve darbe girişimini öğrendiğinde silahı bırakıp saklandığına dair tüm beyanların ve delillerin dosya kapsamında mevcut olduğuna, yerel mahkemenin bu delilleri değerlendirmediğine, 10. Sanığın, darbe girişimine yardım ettiğine dair dosyada tek bir delil olmadığına, sanığın kendi iradesi ile silahı bıraktığı ve darbeye karşı hareket ettiği, tanık beyanları ve kamera kayıtları ile sabit olduğuna, 11. Sanığın, darbe girişimini öğrendiğinde komutanın emrini yerine getirmediği ve darbecilere karşı destek olduğu, Albay ...'in ifadesiyle de doğrulandığına, 12. Yerel mahkemenin, sanık lehine olan tüm delilleri göz ardı ettiği ve sanığın mahkumiyetine dair kararın bu nedenle usul ve yasaya aykırı olduğuna, 13. Sanığın, darbe günü tuvalete götürme eyleminin darbeye yardım olarak değerlendirilemeyeceğine, bu eylemin sanığın rutin görevlerinden biri olduğuna ve darbe girişimine katkı sağlamadığına, 14. Sanığın, darbe girişimini öğrendiğinde silahı bırakarak hiçbir yasa dışı emre uymadığına ve bu durumun kamera kayıtları ve tanık beyanları ile sabit olduğuna, 15. Sanığın, darbe girişimini öğrendiği an itibariyle darbe karşıtı hareket ettiği ve verilen emirlere uymadığı, bu durumun müvekkilin darbeci olmadığını gösterdiğine dair tüm delillerin dosya kapsamında bulunduğuna, Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Suçun unsurlarının oluşmadığına, 2. Takdiri indirim yapılmamasının gerekçesiz ve hukuka aykırı olduğuna, 3. ByLock kullanıcısı olmadığına, 4. Darbeye ilişkin bir faaliyetinin olmadığına, ceride tutma görevinin ikinci sicil amiri Albay ... tarafından verdildiğine, 5. ...'in beyanlarının gerçeği yansıtmadığına, Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir. Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri özetle; Sanıklar hakkında iddianamede gösterilen tüm suçlardan ayrı ayrı ceza verilmesi gerektiğine, Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir. O yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; Sanıklar ... ... ve ... hakkında TCK'nın 37 maddesi uyarınca iştirak hükümleri uygulanarak Anayasayı İhlal suçundan cezalandırılmalarına karar verilmesi gerekirken TCK'nın 39 uncu maddesi uyarınca yardım eden olarak cezalandırılmalarının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince; Akdeniz Bölge Komutanlığında sivil memur olup komutan şoförü olarak görev yapan ...’ın komutanın emri ile araçta bulunan MP-5 tüfeği alıp taşıdığı, silahla komuta katında görüldüğü, sanık ...’e silahla eşlik ettiği ancak gece boyu silahı kimseye doğrultmadığı ve yine komutanın emri ile sanıklar ... ve ...’in bulunduğu araçtan sanık ...’e ait telsizi getirdiği, sabah saatlerinde gözaltı işlemleri yapmak üzere birliğe gelen Albay ...’in uyarı ve telkinlerini dinleyerek ...’in emrine girdiği; Akdeniz Bölge Komutanlığında istihbarat astsubayı olarak görev yapan ...’in sanıklar ... ve ...’ın emri ile görevi başında bulunmayan emir subayının yerine görevlendirildiği, Akdeniz Bölge Komutanının emir subaylığını üstlenerek olay gecesi sanık ... tarafından yazılmaya başlanan Akdeniz Bölge Komutanının darbeyi gerçekleştirmeye yönelik faaliyetlerini içeren cerideyi yazma görevini üstlendiği, olay gecesi boyunca komutanın yanından ayrılmayarak sabah saatlerinde gözaltı işlemlerini yapmak üzere gelen Albay ...’in uyarı ve telkinlerini dinlemeyerek sanık ...’ın yanından ayrılmadığı, sanık ...’ın yakalanması sırasında verdiği talimatla sanık ...’in gözaltı işlemleri yapan görevlilerin fotoğrafını çektiği ve ByLock kullanıcısı olduğu belirlenerek; Sanıkların icra hareketlerinden önce örgütsel organizasyon içinde yer alarak darbe girişiminden haberdar olduğunun kanıtlanamamış olması elverişli nitelikteki icra hareketlerine katkı sunmakla birlikte, sunduğu katkının tek başına vahamet arz etmediği, bu kapsamda fiilin işlenişi üzerinde müşterek hakimiyet kurduğundan bahsedilemeyeceğinin anlaşıldığı, zarar tehlikesi bakımından illi bir değer taşıdığında kuşku bulunmayan sanıkların eylemlerinin, işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak (TCK'nın madde 39/2-c) suretiyle cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek suçuna yardım etmek kapsamında kaldığı, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etmeye Yardım suçundan cezalandırılmaları yoluna gidildiği görülmüştür. IV. GEREKÇE Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere, tanık beyanlarına ve dosya kapsamına göre, mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, Bozmaya uyularak yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar ve müdafii ile o yer Cumhuriyet Savcısı ve katılan vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanık hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR 1. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle ... vekillerinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 2. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.02.2021 tarihli ve 2020/125 Esas, 2021/40 sayılı Kararında sanık ve müdafii ile katılan vekili ve O yer Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.06.2024 tarihinde karar verildi.