Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2023/5937 E. 2023/6345 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2023/5937
Karar No
2023/6345
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/589 E., 2022/549 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.04.2012 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. B. İstanbul (Kapatılan) 20. Sulh Ceza Mahkemesinin, 13.11.2012 tarihli ve 2012/819 Esas, 2012/1780 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan karar tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının 26.12.2012 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, tedbirin infazı için dosya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir. C. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 74. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.12.2014 tarihli ve 2014/319 Esas, 2014/951 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 7.300,00 TL adli para cezasına karar verilmiştir. D. Kararın sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 23.11.2020 tarihli 2020/7978 Esas, 2020/7984 Karar sayılı kararı ile "Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;1) Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TCK'nın 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan "01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; "mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, "Basit Yargılama Usulü" yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 2) Hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanunun geçici 7. maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrası ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanunun geçici 7. maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış başka dava olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra; a) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ise, 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine”, karar verilmesi, b) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanığın, yükümlülüklerini ihlal ettiğinin sabit görülmesi halinde hakkında, 6545 sayılı Kanunun 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 7. maddenin 3. fıkrası uyarınca, yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla, 5560 sayılı Yasa ile değişik TCK'nın 191. maddesi çerçevesinde bir karar verilmesi, Gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması, 3) İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 2013/956 DS sayılı dosyası kapsamında sanığa gönderilen çağrı yazısı ve uyarı yazısının sanığa usulüne uygun tebliğ edildiğine dair belgelerinin dosya içerisinde ve UYAP sisteminde denetime açık bir şekilde bulundurulması gerektiğinin gözetilmemesi, 4) 18.06.2014 tarihinde kabul edilip 28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesi hükmü gözetilmeden, sanık hakkında adli para cezasını ödemediği takdirde ödenmeyen para cezasının hapse çevrileceğine karar verilmesinin" Kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. E. Bozmaya uyularak, İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.10.2022 tarihli ve 2020/589 Esas, 2022/549 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 62 nci, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri özetle; mağdur olduğuna, aynı durumu tekrar ettirmediğine, karara itiraz ettiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Sanığın olay tarihinde kolluk görevlilerince durumundan şüphe edilmesi üzerine durdurulduğu, sanık ile yanında bulunan... adlı şahıs üzerinde yapılan aramada, sanıktan daralı ağırlığı 3,1 gram gelen ve uzmanlık raporuna göre hint keneviri bitki parçaları olduğu anlaşılan uyuşturucu madde ele geçtiği, sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği, ancak sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymaması nedeniyle, dosyanın yeniden ele alındığı ve sanık hakkında kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan mahkûmiyetine karar verildiği, dosyanın temyiz edilmesi üzerine Dairemiz bozma ilamı ile dosyanın yeniden ele alındığı, yapılan inceleme sonucunda dosyaya konu suçun sanığın işlemiş olduğu ilk kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçu olduğunun görüldüğü, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce sanığa gönderilen tebligatların dosyaya getirtildiği, tüm deliller ve dosya kapsamında, sanığın üzerine atılı kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçunu işlediği, gerekçesi ile atılı suçtan mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; 1. Talimat mahkemesince duruşma günü için sanığa gönderilen davetiyenin iade edilmesi üzerine sanığa yeniden tebligat çıkarılmadığı anlaşılmakla, bozma ilamı ile birlikte duruşma tarihi ve saati yazılarak sanığa duruşma davetiyesinin tebliğ edilmesi gerektiği gözetilmeden ve sanığın savunması alınmadan mahkûmiyet hükmü kurulması, 2. Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının tebliği üzerine yükümlünün başvurarak denetimin infazına başladığı, 16.05.2013 tarihli görüşmesine katılmaması üzerine uyarılmasının ardından başvurarak denetime devam ettiği, tedavisinin olumsuz sonuçlandığının bildirilmesi üzerine, ikinci bir uyarı yapılmaksızın dosyasının kapatıldığı, kovuşturma şartı olan ısrar koşulunun ikinci bir uyarı yapılmaması nedeniyle sağlanmadığı, Mahkemece sanığın tedaviye uygun davranmama sebebi araştırılmadığı gibi tedavi sürecinde sanığın uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığının tespiti için sanıktan varsa alınan örneklere dair tetkik sonuçlarının da dosya ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) sisteminde bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın tedavisinin olumsuz sonuçlanma nedeninin tahlil sonucu uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımı olup olmadığının araştırılarak, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımı olmadığının anlaşılması halinde, ikinci uyarı yapılmaması nedeniyle ısrar koşulu sağlanmamış olduğundan, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazının devamına karar vermek gerektiği gözetilmeyerek eksik araştırma ile mahkûmiyet kararı verilmesi, nedenleri ile hukuka aykırılık görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.10.2022 tarihli ve 2020/589 Esas, 2022/549 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, diğer yönleri incelenmeksizin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.07.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2023/5937, K. 2023/6345, T. 11.07.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2023-5937-e-2023-6345-k-49b985b07dcb