Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/3371 E. 2023/2414 K. – Devletin Birliğin
Konu: Devletin Birliğini Ve Ülke Bütünlüğünü Bozma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/3371
- Karar No
- 2023/2414
- Karar Tarihi
- Konu
- Devletin Birliğini Ve Ülke Bütünlüğünü Bozma
T U T U K L U
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Şırnak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.01.2020 tarihli ve 2016/149 Esas, 2020/61 sayılı Kararı ile sanık hakkında Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 302 nci maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir. 2. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 26.06.2020 tarihli ve 2020/674 Esas, 2020/673 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 21.09.2020 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; 1. Gizli tanık beyanlarının kanuna aykırı alındığına, 2. Tape kayıtlarının ispata yeter somut delil olmadığına, 3. Tanık H.Ş. ile sanık arasında husumet bulunduğuna, 4. Teşhis tutanaklarının hukuka aykırı olduğuna, 5. Delil yetersizliğinden beraate karar verilmesi gerektiğine, 6. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanığın PKK/KCK silahlı terör örgütü içerisinde yer alarak örgütün öz yönetim ilanı çerçevesinde dağ kadrosundan gelen örgüt elemanlarıyla birlikte Şırnak İli Cizre İlçesi Cudi Mahallesi'nde Kasım Şeşo olarak bilinen Delil Noktası'nda güvenlik güçleri ile çatışmaya girme amaçlı açılan hendek ve kurulan barikatlarda silahlı nöbet tutmak suretiyle aktif bir şekilde faaliyet gösterdiği, baskı ve korku ile bu şekilde nöbet tuttuğuna ilişkin savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, örgütün ve örgütün yerel gruplarının faaliyetleri kapsamında hiyerarşi dahilinde faaliyet icra ettiği, bu kapsamda PKK/KCK silahlı terör örgütünün amacı olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmak ve devlet egemenliğini zayıflatmak amacıyla silahlı faaliyet göstererek hendek barikat yapımında yer aldığı, buralarda silahlı nöbet tuttuğu ve güvenlik güçleriyle çatışmaya girdiği, eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma suçuna elverişli/vahim nitelikte olduğu kabul edilerek devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE PKK/KCK sözde yürütme konseyinin öz yönetimden başka seçenek kalmadığına yönelik çağrısı üzerine, terör örgütünün amaca ulaşmak için gerçekleştirdiği stratejik hamlelerin en önemlilerinden birisi olan, yoğun olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ve Ülkemizin değişik yörelerinde hakimiyet alanları oluşturmak için güvenlik güçlerine ve kamu binalarına topluca saldırı girişiminde bulunmak kararı kapsamında, PKK/KCK terör örgütünün şehirlerdeki milisleri ve kırsal alandaki örgüt mensuplarının silahları ile şehir merkezlerine gizlice girerek halkın arasına karıştıkları, zaman zaman bir kısım belediyelerin araç ve gereçlerini de kullanmak suretiyle insanların yoğun olarak yaşadıkları sokaklara, mahallelere hendekler kazarak el yapımı bomba ve düzenekleri yerleştirdikleri, umumun kullandığı karayollarına mayın döşeyerek patlamaya hazır hale getirdikleri, tonlarca patlayıcı yüklü kamyonlar, iş makineleri ve diğer araçlarla canlı bomba saldırıları hedefledikleri, güvenlik güçlerinin kamu düzenini ve bu yörede yaşayan vatandaşların güvenliğini sağlamak için operasyon yapma zorunluluğu sonucunda, örgüt mensuplarıyla güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalar sırasında daha önce yerleştirilen patlayıcıların infilak ettirilmesi ve bireysel ya da araçlarla gerçekleştirilen canlı bomba saldırılarıyla çok sayıda sivil vatandaş, kamu görevlisi ve güvenlik güçlerinin ölüm ve yaralanmasına sebebiyet verdikleri, bu süreçte yöre halkının oturduğu evleri terk etmelerini cebren engelleyerek canlı kalkan yaptıkları, yerleşim alanlarının teröristlerden ve patlayıcılardan temizlenmesi için sürdürülen operasyonların haftalarca sürdüğü, çok sayıda özel konut ve işyeri, okul, hastane gibi kamu konutları ve şehrin alt yapı tesislerinin ağır hasar görerek kullanılamaz duruma geldiği, bölge halkının büyük bir çoğunluğunun terör örgütünün yasalara ve devlet otoritesine itaatsizlik çağrısına itibar etmemesiyle, silahlı çatışmaya giren bir çok örgüt mensubunun etkisiz hale getirilerek, yerleşim alanlarının, örgütün işgalinden ve patlayıcılardan temizlenerek, kamu düzeninin sağlandığı dava dosya kapsamındaki deliller ve benzer dosyalardan anlaşılması karşısında; Tüm dosya kapsamına göre somut olayda; Şırnak İli Cizre İlçesinde örgütün gençlik yapılanması olan YDG-H bünyesinde, örgütün sözde öz yönetim ilanı kapsamında güvenlik güçlerinin müdahalesine karşı kurulan hendek ve barikatlarda kalaşnikof silah ile nöbet tuttuğu tespit edilen sanığın eyleminin vahamet arz eder nitelikte bulunduğunun anlaşılması karşısında, sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinde yazılı Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunu oluşturduğuna dair kabulde aşağıda belirtilen husus dışında hukuki isabetsizlik bulunmadığından sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair temyiz istemleri yerinde görülmemiştir, ancak; 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin fıkrasında takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failinin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilmiş olup; dosya kapsamına göre dosyaya yansıyan olumsuz bir davranışı tespit edilemeyen ve aşamalarda kısmen de olsa suçun açığa çıkmasına yardımcı olacak şekilde ikrarda bulunan sanık hakkında hukuki ve yeterli olmayan gerekçe ile 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 26.06.2020 tarihli ve 2020/674 Esas, 2020/673 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Sanık hakkında hükmolunan ceza miktarı, bozma nedeni, suçun niteliği, mevcut delil durumu ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak tahliye talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Şırnak 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.04.2023 tarihinde karar verildi.