Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/2477 E. 2023/2417 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/2477
- Karar No
- 2023/2417
- Karar Tarihi
TUTUKLU
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, kasten öldürme, kasten yaralama HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi ve iade kararları TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemesinde;
Kasten öldürme ve kasten yaralama suçlarına ilişkin temyiz istemi yönünden, anılan suçlardan verilen “Karar verilmesine yer olmadığına” dair kararların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223 üncü maddesinde sayılan hüküm niteliğindeki kararlardan olmaması ve mezkur suçlardan zaman aşımı süresince mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görüldüğünden aynı Kanun'un 286 ncı ve 298 inci maddeleri uyarınca Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle reddine karar verilmiştir.
Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma suçu yönünden temyiz istemi yönünden, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükmün temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu,
291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Mardin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.12.2019 tarihli ve 2019/71 Esas, 2019/520 sayılı kararı ile sanık hakkında Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 302 nci maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.
2. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 06.02.2020 tarihli ve 2020/69 Esas, 2020/173 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 08.05.2020 tarihli ve temyiz incelemesine konu suç yönünden onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz istemleri özetle;
1. Sanık hakkında beyanda bulunan şahısların ifadelerinin hukuka aykırı yöntemlerle alındığına,
2. Teşhis beyanlarının kanuna aykırı olduğuna,
3. Sanığın örgüt üyesi olmadığına,
4. Takdiri indirim uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna,
5. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın silahlı terör örgütü PKK/KCK'nın gençlik yapılanması olan YDG-H/YPS üyesi olduğu, Mardin ili Nusaybin ilçe merkezinde terör örgütünün sözde öz yönetim ilanı kapsamında başlattığı şiddet eylemleri sırasında bu eylemlere örgütün sorumlu düzeyde üyelerinin emir ve talimatları doğrultusunda İstanbul ilinden gelerek aktif olarak katıldığı, Sipan Kod adıyla faaliyet göstererek sokağa çıkma yasağı içerisinde Abdulkadirpaşa ve Fırat Mahallelerindeki hendek ve barikatlarda görev alma, güvenlik güçlerinin mahallelere girmesini engellemek amacıyla hendek ve barikatlarda uzun namlulu silahla nöbet tutma, güvenlik güçlerine yönelik silahlı saldırılara katılma gibi amaç suç yönünden elverişli/vahim olduğunda kuşku bulunmayan eylemlere iştirak ettiği, olay tutanaklarına göre de sanığın eylemlerini gerçekleştirdiği Abdulkadirpaşa ve Fırat Mahallelerinde 14.03.2016 ve 26.05.2016 tarihleri arasında, hendek kazma, barikat yapma, mayın ve patlayıcı madde döşenmesi ve uzun namlulu silahlarla çok sayıda saldırı eylemlerinin vuku bulduğu, dolayısıyla sanığın eylemlerinin bizzat 5237 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yönelik amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğe göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek ve vahamet arz eder nitelikte olduğu kabul edilerek anılan suçtan cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından "sanığın Nusaybin ilçe merkezinde terör örgütünün sözde öz yönetim ilanı kapsamında başlattığı şiddet eylemleri sırasında bu eylemlere aktif olarak katıldığı, Sipan kod adıyla faaliyet göstererek sokağa çıkma yasağı içerisinde Abdulkadirpaşa ve Fırat Mahallelerinde güvenlik güçlerinin mahallelere girmesini engellemek amacıyla hendek ve barikat yapımına katılarak uzun namlulu silahla nöbet tutma şeklinde gerçekleşen eyleminin vahamet arzeden nitelikte bulunduğu" kabul edilerek, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
PKK/KCK sözde yürütme konseyinin öz yönetimden başka seçenek kalmadığına yönelik çağrısı üzerine, terör örgütünün amaca ulaşmak için gerçekleştirdiği stratejik hamlelerin en önemlilerinden birisi olan, yoğun olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ve Ülkemizin değişik yörelerinde hakimiyet alanları oluşturmak için güvenlik güçlerine ve kamu binalarına topluca saldırı girişiminde bulunmak kararı kapsamında, PKK/KCK terör örgütünün şehirlerdeki milisleri ve kırsal alandaki örgüt mensuplarının silahları ile şehir merkezlerine gizlice girerek halkın arasına karıştıkları, zaman zaman bir kısım belediyelerin araç ve gereçlerini de kullanmak suretiyle insanların yoğun olarak yaşadıkları sokaklara, mahallelere hendekler kazarak el yapımı bomba ve düzenekleri yerleştirdikleri, umumun kullandığı karayollarına mayın döşeyerek patlamaya hazır hale getirdikleri, tonlarca patlayıcı yüklü kamyonlar, iş makineleri ve diğer araçlarla canlı bomba saldırıları hedefledikleri, güvenlik güçlerinin kamu düzenini ve bu yörede yaşayan vatandaşların güvenliğini sağlamak için operasyon yapma zorunluluğu sonucunda, örgüt mensuplarıyla güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalar sırasında daha önce yerleştirilen patlayıcıların infilak ettirilmesi ve
bireysel ya da araçlarla gerçekleştirilen canlı bomba saldırılarıyla çok sayıda sivil vatandaş, kamu görevlisi ve güvenlik güçlerinin ölüm ve yaralanmasına sebebiyet verdikleri, bu süreçte yöre halkının oturduğu evleri terk etmelerini cebren engelleyerek canlı kalkan yaptıkları, yerleşim alanlarının teröristlerden ve patlayıcılardan temizlenmesi için sürdürülen operasyonların haftalarca sürdüğü, çok sayıda özel konut ve işyeri, okul, hastane gibi kamu konutları ve şehrin alt yapı tesislerinin ağır hasar görerek kullanılamaz duruma geldiği, bölge halkının büyük bir çoğunluğunun terör örgütünün yasalara ve devlet otoritesine itaatsizlik çağrısına itibar etmemesiyle, silahlı çatışmaya giren bir çok örgüt mensubunun etkisiz hale getirilerek, yerleşim alanlarının, örgütün işgalinden ve patlayıcılardan temizlenerek, kamu düzeninin sağlandığı dava dosya kapsamındaki deliller ve benzer dosyalardan anlaşılması karşısında;
Tüm dosya kapsamına göre somut olayda; Mardin ili Nusaybin ilçesinde PKK/KCK silahlı terör örgütünün şehir gençlik yapılanması YDG-H içerisinde örgütsel kod adı kullandığı, örgütün sözde öz yönetim ilanı çağrısı üzerine İstanbul ilinden anılan bölgeye gelerek güvenlik güçlerinin müdahalesine karşı kurulan hendek ve barikat yapım çalışmalarında yer aldığı, bu hendek ve barikatlarda silahlı nöbet tuttuğu tespit edilen sanığın eylemlerinin vahamet arz eder nitelikte bulunduğunun anlaşılması karşısında, sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinde yazılı Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunu oluşturduğuna dair kabulde hukuki isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını Devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayı gerçekleştirdiği, sübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ve ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezanın bireyselleştirilmesi usule uygun takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş olduğundan; sanık ve müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdükleri temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 06.02.2020 tarihli ve 2020/69 Esas, 2020/173 sayılı kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Mardin 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.04.2023 tarihinde karar verildi.
... ... ... ... ...