Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/21571 E. 2024/2752 K. – Silahlı Terör

Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2021/21571
Karar No
2024/2752
Karar Tarihi
Konu
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/169, 2019/1214 SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmak HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 08.05.2018 tarihli, 2017/413 Esas ve 2018/259 sayılı Kararı ile sanık hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir. 2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi'nin 09.10.2019 tarihli, 2018/169 Esas ve 2019/1214 sayılı Kararı ile yeniden yapılan yargılama neticesi ilk Derece Mahkemesince kurulan hüküm CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca kaldırılarak, sanık hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle: 1-Mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, 2-Suçun unsurlarının oluşmadığına, 3-Kararın bozulmasına, temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanık, soruşturma aşamasında terör örgütünü hizmet hareketi olarak nitelemiş, Fethullah GÜLEN'e olan manevi bağımlılığından dolayı pişman olmadığını belirtmiş, örgüte olan bağlılığını ikrar etmiştir. Sanık sosyal medya facebook hesabında ; Darbe teşebbüsünün ve ikinci bir kalkışma tehlikesinin halen daha devam ettiği süreçte, sanığın sosyal medya hesabı üzerinden ; 30 Temmuz 2016 saat 21:58'de yaptığı fotoğraflı paylaşımda, "Biz hizmet güneşli günde bulmadık ki karanlık çökünce terkedelim M.Fethullah Gülen", 30 Temmuz 2016 saat 09:49'da yaptığı fotoğraflı paylaşımda "Allah bizi Hoca Efendi ile beraber haşretsin. Sizide peşinden gittiklerinizle.", 31 Temmuz 2016 pazar saat 10:02'de yaptığı fotoğraflı paylaşımda "Bu Fethullah her yere sızmış. Bir tek akp ve belediyelerine sızmamış... Yersen dolma da var!", 27 Temmuz 2016 saat 21:34'te yaptığı "okumaya değer bir yazı anlamayan anlamayacak ama teşekkürler ... adam teşekkürler hocam yüreğimi serinlettiniz" şeklinde yaptığı açıklama ile paylaşılan "Sahi ne yaptı bu Fethullah Gülen bize" başlıklı köşe yazısı paylaşımı, 18 Temmuz 2016 saat 02:18'de yaptığı "Biz buyuz yedi ... bir kere daha bunu duysun" "50 yıl bunları anlatan birini ve cemaatini Terörle İsnad Edemezsiniz" şeklinde açıklama ile paylaşılan "İncinsen de incitme, kırılsan da kırma, dövülsen de dövme, hakaret edilsen de hakaret etme Biz, Buyuz; yedi ... bir kere daha bunu duysun Fethullah Gülen hoca efendi" şeklindeki paylaşımı, 17 Temmuz 2016 saat 16:00 tarihli fotoğraflı paylaşımında "Benim Hocam" yazılı Fethullah Gülen fotoğrafı bulunan paylaşım, 26 Mart 2016 tarihli paylaşımında ise birtakım kitap fotoğraflarını paylaştığı, 5 Haziran 2016 tarihli paylaşımında "Az kaldı Sebastian" yazılı fotoğraflı paylaştığı, 5 haziran 2016 Pazar saat 01:59 tarihli paylaşımında "Az kaldı" ibareli fotoğraflı paylaşımları tespit edilmiştir. Sanığın söz konusu paylaşımları yapmaya darbe teşebbüsünden önce başladığı, darbe teşebbüsünden sonra bu tavrından vazgeçmediği bilakis devam ettirdiği görülmektedir. Örgütün silahlı terör örgütü olduğuna dair kamuoyunda bir tereddüt kalmadığı darbe teşebbüsünden sonra dahi örgütsel tavrını devam ettiriyor oluşu karşısında söz konusu paylaşımların sanık aleyhine örgüt üyeliğini ve kastının yoğunluğunu gösterir somut delil niteliği taşıdığı kanaatine varılmıştır. Sanığın FETÖ/PDY bağlantısı nedeniyle KHK ile kapatılan Şifa Üniversitesi Hastanesi'nde çalışma kaydının bulunduğu anlaşılmıştır. Sanığın ikametinde yapılan arama sonucu yazarı M.Fethullah Gülen olan çok sayıda kitap ile örgütle ilgili Sızıntı dergisi, kaset ve CD'lerin ele geçirilmiştir. Sanığın bu şekildeki eylemlerindeki çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk birlikte değerlendirildiğinde, Silahlı Terör Örgütünün hiyerarşik yapısı içinde yer aldığı, FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olmak suçunu işlediğinin anlaşılmıştır. şeklindedir B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Yeniden yapılan yargılama sonucu sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında temel ceza asgari hadden uygulanmak ve TCK 62 inci madde indirimi uygulanmak suretiyle mahkûmiyet kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre; Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280). Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: sanığın hazırlık aşamasında sosyal medya paylaşımları hakkındaki "darbeyi benim inandığım gülen hareketi yapmadığına dair paylaşımlarda bulundum"," Şu an içinde bu yapının darbe yapmış olabileceğine ihtimal vermiyorum, Eğer yapmışlarsa Allah belalarını versin", "Ben dini bir grup olarak hizmet hareketine gönül verdim" şeklindeki savunması, mahkemede ise "yaşanan travma sonucu paylaşmamam gereken şeyleri paylaştım" şeklindeki savunması, diğer delillerin müsnet suç yönünden delil olarak kabul edilemeyeceği nazara alındığında; 3713 sayılı Kanunun suç tarihinde mer’i 7/2. maddesine göre; “ Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapmak..." eylemleri terör örgütünün propagandasını yapmak suçu olarak cezalandırılmış olmasına göre, Anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katıldığını ortaya koyan ve süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden faaliyetleri de belirlenemeyen sanığın örgüt üyesi olduğunun veya sübutu kabul edilen sosyal medya paylaşımları ile, cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yaptığının kabulüne yasal imkan bulunmamakta ise de, 15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000'in üzerinde askerî personel tarafından savaş uçakları dâhil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74'ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000'e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edildiği, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik merkezin bombalandığı, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırının gerçekleştirildiği, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait bu uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4'ü asker, 63'ü polis ve 183'ü sivil olmak üzere toplam 250 'den fazla kişinin şehit edildiği, 23'ü asker, 154'ü polis ve 2.558'i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralandığı bir kalkışma olması itibariyle TCK'nın 309. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğunda kuşku bulunmadığından, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/9-69-99 sayılı ve Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 05.06.2002 tarih 5079-6668 sayılı kararlarında da işaret olunduğu üzere, "kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıktığına" ilişkin somut olgulara dayanan ilgili ve yeterli gerekçelerin de ortaya konması halinde TCK'nın 215 inci maddesinde düzenlenen "suçu övme" suçunu oluşturabileceği gözetilmeden, delil ve olguların hatalı değerlendirilmesi neticesinde yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde terör örgütü üyeliği suçundan mahkumiyet hükmü tesisi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 09.10.2019 tarihli, 2018/169 Esas ve 2019/1214 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdiren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.02.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/21571, K. 2024/2752, T. 27.02.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2021-21571-e-2024-2752-k-823002eec7eb