Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/14074 E. 2023/1631 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2021/14074
Karar No
2023/1631
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2564 (E) ve 2019/958 (K) SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kesin olarak verilen kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkrasındaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine; 5271 sayılı Kanunu’nun 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen cezanın süresine göre yasal şartları bulunmadığından, 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince, reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.06.2018 tarihli ve 2017/237 Esas, 2018/503 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 220 nci maddesinin yedinci fıkrası delaletiyle 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin yedinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) beşinci maddesi, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu'nun (5275 sayılı Kanun) 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 108 inci maddesi uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 06.09.2019 tarihli ve 2018/2564 Esas, 2019/958 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olmak üzere esastan reddine karar verilmiştir. 3. 7188 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkrasındaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 27.09.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemlerinde özetle; 1.Sanık hakkında usûl ve kanuna aykırı şekilde mahkûmiyet kararı verildiğine, 2.Suçun unsurlarının oluşmadığına, 3.Bank ... hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemi olduğuna, talimatla hareket etmediğine, 4.Bank ... hesap hareketlerinin rutin olup olmadığının belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğine, 5.Dosyada kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, 6.Sanığa atfedilen eylemlerin suç teşkil etmediğine, 7.Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün bozularak, beraat kararı verilmesine, 8.Temyiz dilekçesinde belirtilen Sair Temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece yapılan yargılama sonucunda, tüm kovuşturma evrakı ile delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi suretiyle; sanık hakkında tanık A.B.'nin sanığın üniversiteye Tıp Fakültesi dekanı F.G.'nin referansı ile girdiğini bildiğini, ancak sanığın Fetöyle doğrudan bir ilgisinin bulunup bulunmadığını bilmediğini beyan ettiği, Tanık A.M.B.'nin ise dini sohbetler yapılan, zaman zaman ...'in kitaplarının okunduğu, Sameder isimli derneğin toplantılarında sanığı gördüğünü ancak kaç defa gördüğünü hatırlamadığını beyan ettiği, sanıktan el konulan sim kart üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığının bildirildiği, sanığın çocuğunu 2014-2015 ile 2015-2016 eğitim öğretim yıllarında FETÖ ile müzahir Özel Nil Kolejine gönderdiği, sanığın Diyarbakır İl Dernekler Müdürlüğünün müzekkeresine göre Küresel Doktorlar Siirt Derneğine üyelik kaydının bulunduğu, yine Bank ... isimli FETÖ'ye müzahir bankada 26.09.2014, 13.10.2014, 09.11.2014 tarihlerinde dört farklı hesap açtığı, 29.09.2014 tarihinde hesabına Vakıfbank'taki hesabından 40.000 TL para aktardığı, 03.06.2015 tarihinde bu parayı çektiği anlaşılmıştır. Her ne kadar sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğundan bahisle cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de; silahlı örgüte üye olmak; örgüte katılmayı bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Suçun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Sanığın çocuğunu bu yapının okullarına göndermesi fiilinin örgüt üyeliğine yetmeyip sempatizan olarak nitelendirilebileceğine dair Yargıtay kararları bulunmaktadır. Tanık A.B.'nin beyanında sanığı ismen tanıyıp F.G. zamanında üniversiteye alındığından başka somut delil içeren bir beyanda bulunmamıştır. Sanığın Bank ... isimli bankaya, terör örgütü tarafından çağrı yapılan dönemde hesabına para yatırdığı anlaşılmış olup ayrıca sanığın örgüte müzahir SAMEDER derneğine üye olduğuna dair, sanık tarafından da doğrulanan tanık A.M.B.'nin beyanı bulunmaktadır. Bu durumda sanık hakkında terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırılabilmesi için yeterli delil olmadığından, silahlı terör örgütüne yardım suçu açısından değerlendirme yapmak gerekecektir. FETÖ'nün bankası niteliğindeki bankanın zarar görmesini engellemek amacıyla 17-25 Aralık sürecinden sonra örgüt elebaşının basına da yansıyan Bank ...'nın kapanmaması için para yatırın talimatı sonrasında 29.09.2014 tarihinde sanığın bu bankadaki hesabına para yatırdığı anlaşılmıştır. Sanık her ne kadar ev kredisi için para yatırdığını, Kobani olayları başlayınca ev almaktan vazgeçtiğini, parayı talimat üzerine yatırmadığını beyan etmiş ise de; paranın 2015 Haziran ayına kadar kaldığı daha sonra bir anda çekildiği anlaşılmış olup bu savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, örgüte yardım amacıyla talimat üzerine hareket ettiği kanaatine varılmıştır. Yine sanığın örgüte müzahir olan Sameder isimli derneğin kurucu üyesi olduğu, bu derneğin faaliyetleri kapsamında ...'in kitaplarının da okunduğu toplantılara katıldığı tanık beyanı ve sanık savunmasından anlaşılmıştır. Bu haliyle sanığın eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu oluşturduğu kanaatine varılmış, netice ceza olarak 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile verilen hükümlerde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından herhangi bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, sanığın çocuğunu örgüte müzahir okula göndermesinin atılı suç yönünden delil olarak kabul edilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede; Oluş, iddia, mahkeme kabulü ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında; "dosya kapsamına yansıyan Bank ... nezdindeki hesap hareketleri incelendiğinde; örgüt liderinin talimatı üzerine örgütle iltisaklı Bank Asyada hesap açtırıp para yatırdığı, yine örgütle iltisaklı SAMEDER isimli derneğin kurucu üyesi olduğu" anlaşılan sanık hakkında örgüte yardım suçundan verilen mahkumiyet kararında bir isabetsizlik bulunmamıştır. Yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, ancak; Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen "sanık hakkında belirlenen temel cezanın, suçun niteliği gereği artırılırken artırım oranı doğru yapıldığı halde uygulama maddesinin 3713 sayılı Kanunun 5/1 inci maddesi yerine 3713 sayılı Kanunun 5 inci maddesi olarak gösterilmesi suretiyle CMK'nın 232/6 ncı maddesine muhalefet edilmesi", "silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan hüküm kurulmasına rağmen verilen cezanın 5275 sayılı Yasa'nın 107/4 üncü fıkrası ile aynı Yasa'nın 108 inci maddesi gereğince infazına karar verilmesi" ve "gerekçeli karar başlıklarında suç tarihinin yardım mahiyetindeki son eylem tarihi olan “13.10.2014” yerine "08.08.2016" olarak yazılması", dışında bir hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 06.09.2019 tarihli ve 2018/2564 Esas, 2019/958 sayılı Kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının c bendi gereği, hükmün üçüncü fıkrasındaki "3713 sayılı yasanın 5 inci maddesi" ibaresinin çıkartılarak yerine "3713 sayılı Yasa'nın 5/1 inci maddesi" ibaresinin eklenmesi, hükmün yedinci fıkrasındaki infaz uygulamasına ilişkin kısımların bütünüyle çıkartılması ve gerekçeli karar başlıklarında suç tarihinin "13.10.2014" olarak düzeltilmesi suretiyle Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.03.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/14074, K. 2023/1631, T. 28.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2021-14074-e-2023-1631-k-636c962044d1