Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2025/12857 E. 2026/9888 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2025/12857
Karar No
2026/9888
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2025/2499 E., 2025/3042 K. SUÇ: Hırsızlık HÜKÜM: Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7499 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin "sadece yer tespiti açısından daha güçlü delil durumunda olan sinyallerin tek başına mahkûmiyete yeterli olmadığına, mahkûmiyete yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Kula Asliye Ceza Mahkemesinin 04.07.2023 tarihli ve 2022/188 Esas, 2023/476 Karar sayılı dosyasında sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet kararına yönelik sanık müdafiinin ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 21.11.2023 tarihli ve 2023/4239 Esas, 2023/5431 Karar sayılı kararı ile özetle, "... sanığın hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-d-h, 1 43... . maddeleri gereğince cezalandırılmalarına karar verildiği, aynı Kanun'un 142/2-d, 119/1-c ve 58. maddelerinin uygulanması yönünde sanıktan ek savunma alınmadan hüküm kurulduğu, bu maddelerin 2 kez uygulanması ihtimaline binaen ek savunma alınmasının gerekmesi, şikâyetçi ...'nın işyerinden çalınan... marka cep telefonunun IMEI numarasının suç tarihi olan 16.12.2017 ve sonrasında arayan-aranan numaralar ile baz istasyonunun, şikâyetçi ...'ya ait IMEI numarası 3...6 5 nolu cep telefonunun 15.12.20 17... .02.2018 tarihleri arasında hangi hatta kullanıldığı, arayan ve aranan numaraların neler olduğu hususunun BTK'dan sorulması gerekmesi..."; gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği bozma üzerine Kula Asliye Ceza Mahkemesinin 01.10.2024 tarihli ve 2024/51 Esas, 2024/545 Karar sayılı dosyasında sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet kararına yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 21.01.2025 tarihli ve 2024/5125 Esas, 2025/252 Karar sayılı kararı ile özetle, "...sanığın ek savunmasının müdafii olmadan alınması, şikâyetçi ...'nın işyerinden çalınan... marka cep telefonunun sadece olay günü değil 16.12.2017 - 16.03.2018 tarihleri arasında arayan aranan numaraların BTK'dan sorulmasının gerekmesi..." nedenleri ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararlarında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, ek savunma verilmemesine ilişkin hukuka aykırılığın, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 21.11.2023 tarihli ve 2023/4239 Esas, 2023/5431 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Kula Asliye Ceza Mahkemesinin 01.10.2024 tarihli ve 2024/51 Esas, 2024/545 Karar sayılı kararı ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 21.01.2025 tarihli ve 2024/5125 Esas, 2025/252 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Kula Asliye Ceza Mahkemesinin 25.03.2025 tarihli ve 2025/103 Esas, 2025/211 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2025/12857, K. 2026/9888, T. 01.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2025-12857-e-2026-9888-k-6fd0441c9946