Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/18196 E. 2026/9875 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/18196
- Karar No
- 2026/9875
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI: 2022/2926 E., 2022/2945 K. SUÇLAR: Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
İlk Derece Mahkemesince sanıklar ... ve ... hakkında hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi neticesinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 15.12.2021 tarihli ve 2021/2540 Esas, 2021/3015 Karar sayılı kararı ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının yasal dayanağının bulunmadığı, dolayısıyla adı geçen sanıklar hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin de temyizi kabil olduğu, sanıklar ... ve ... hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçları yönünden temyiz talebinin reddine dair Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 13.10.2022 tarihli ek karar kaldırılarak 28.09.2022 tarihli karara yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin; ''Suç tanımlaması yapılırken öncelikle suçun unsurlarının değerlendirilmesi gerektiğine, manevi unsur olan kast ve taksirin varlığının değerlendirilmesi gerektiğine, sanığın arkadaşı ... ...'ten alacağına karşılık söz konusu eşyaları arkadaşlarından yardım isteyerek almaya gittiğine ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine'' yönelik olduğu, sanık ... müdafiinin temyiz isteminin; ''Sanığa zararı giderebilmesi için makul süre verilmediğine, üst hadden cezalandırıldığına, sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ve sanığın beraatine karar verilmesini talep ettiklerine'' sanık ... müdafiinin temyiz isteminin ''Türk ceza adaletinin ıslah edici adalet anlayışı üzerine oturtulmuş sistemine aykırı olarak sanığın cezalandırılması yoluna gidildiğine, sanığın öncelikle beraatine, mümkün olmaması halinde lehe hükümlerin uygulanmasını talep ettiklerine'' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.09.2021 tarihli ve 2021/159 Esas ve 2021/617 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık ... ve sanıklar müdafiinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 15.12.2021 tarihli ve 2021/2540 Esas, 2021/3015 Karar sayılı kararı ile “Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 01.06.20 21... /1845 Esas, 2021/10952 Karar sayılı ilâmı nazara alındığında; İlk Derece Mahkemesince sanıklara müdafii olarak Av. ... ...'ın atandığı ancak sanıklardan ... ve ...'un kovuşturma aşamasında alınan beyanlarında; suça konu araçla gezerken diğer sanık ... tarafından araç lazım olduğu için çağrıldıklarını, ...'in araç ihtiyacı nedeniyle onu araçla olay mahalline götürdüklerini ve onu olay yerinde beklediklerini, sanık ...'e hırsızlık suçunu işlerken gözcülük yapmadıklarını ifade ettiklerinin anlaşılması karşısında; beyanları dikkate alınarak aralarında menfaat çatışması bulunduğu gözetilmeksizin sanıklara ayrı ayrı müdafii görevlendirilmesi gerektiği düşünülmeden Avukatlık Kanunu'nun 38. ve CMK'nın 152. maddelerine aykırı davranıldığından '' bahisle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 15.12.2021 tarihli ve 2021/2540 Esas, 2021/3015 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2022 tarihli ve 2021/1043 Esas ve 2022/557 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.