Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/7934 E. 2026/11699 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2024/7934
Karar No
2026/11699
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1263 E., 2024/93 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin "tanığın sanığı hamamın önünden aldığını beyan etmemesine rağmen gerekçeli kararda hamamın önünden aldığı şeklinde gerekçe kurulmasının hatalı olduğuna, sanığın hamama gitmiş olmasının hırsızlık eylemini işlediği anlamına gelmediğine, sanığın akıl sağlığının yerinde olmadığına, sanığın sağlık raporunu aldırmamasının adil yargılanma hakkının ihlâli anlamına geldiğine, cezalandırma yönündeki kararın eksik inceleme ve araştırma sonucu verildiğine, sanığın cezai ehliyetinin bulunmadığına, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair dosyada somut delil bulunmadığına" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede,

1. 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Muş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.02.2021 tarihli ve 2020/111 Esas, 2021/205 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafii ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Van Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 05.04.2021 tarihli ve 2021/579 Esas, 2021/734 Karar sayılı kararı ile "1) Sanık ve müdafisinin zarar giderme iradesini ortaya koymaları ve davanın karşı tarafına ulaşamama ihtimali de göz önünde bulundurularak, sanığa hem ödeme yeri hem de ödeme için makul bir süre verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi karşısında, Mahkemece, zararı giderme iradesini yenilemesi halinde, sanığa katılanın zararını gidermek için bir ödeme yeri belirleyip (katılanın banka veya posta hesabı vs. olablir), belirlenen yere zarar miktarını yatırması için makul bir süre verip, sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de, 2) Sanık hakkında, TCK 62/1. maddesi gereğince cezasında indirim yapıldığı sırasında, netice cezanın 6 yıl 3 ay olarak tespit edilmesi gerekirken, 5 yıl 15 ay olarak tespit edilmek suretiyle eksik cezaya hükmedilmesi" gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Van Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 05.04.2021 tarihli ve 2021/579 Esas, 2021/734 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Muş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.01.2022 tarihli ve 2021/447 Esas, 2022/62 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, 2....Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 27.02.2020 tarih ve ... numaralı raporunda, sanığın suç tarihinde işlediği iddia olunan suç ile ilgili olarak cezaî sorumluluğunun tam olduğu belirlenmiş ise de, sanığın adlî sicil kaydının incelenmesinde sanık hakkında 08.11.2018 tarihli hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından yapılan yargılama sonucu verilen Bulanık Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/644 Esas, 2022/823 Karar sayılı kararında,...Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi tarafından verilen raporda sanığın işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalmış olduğunun belirtilmesi üzerine sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32/2. maddesi uyarınca uygulama yapıldığı, yine Muş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/365 Esas, 2024/705 Karar sayılı kararında, ... Hastanesinin 07.02.2024 tarihli raporu uyarınca sanığın 5237 sayılı Kanun'un 32/2. maddesi kapsamında değerlendirildiğinin anlaşılması karşısında; dosyada bulunan raporun yanında belirtilen mahkeme kararlarında geçen raporların temini ile mevcut ve tespit edilecek raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi neticesinde, sanığın 27.12.2018 tarihi itibariyle hırsızlık suçuna ilişkin olarak 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesi gereğince, akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığı hususunun Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ilgili ihtisas kurulundan alınacak raporla tespit edilerek çelişkinin giderilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Van Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/7934, K. 2026/11699, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2024-7934-e-2026-11699-k-7b9a10fe604d