Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/766 E. 2026/5333 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/766
- Karar No
- 2026/5333
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/494 E., 2023/2165 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, temyiz isteminin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
I) Sanık hakkında mala zarar verme suçundan verilen 03.10.20 23... .10.2023 tarihli ek kararlara yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen ek kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 296/2. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin ek kararları temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 296/2. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Hükmolunan cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye mahkemesi kararlarının temyizinin mümkün olmaması karşısında incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin, aynı Kanun’un 296/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak REDDİ İLE EK KARARLARIN ONANMASINA,
II) Sanık hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçu yönünden temyiz talebinin reddine yönelik Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 03.10.2023, 05.10.2023 tarihli ek kararlarının kaldırılarak 28.09.2023 tarihli karara yönelik olarak temyiz taleplerinin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, ''sanığın sağ elini kullandığına, ele geçirilen parmak izinin ise sol elden ele geçirildiğine, diğer parmaklar yönünden herhangi bir teşhis bulunmadığına, sanığın parmak izine ilişkin şüphe olduğuna, sanığa ait parmak izleri dışında olay mahallinde farklı başka parmak izlerine de rastlanıldığına, sanık ile atılı suçu ile ilişkilendirmenin doğru olmadığına, pencerenin dış yüzünde bulunan parmak izlerini yoldan tesadüfen geçiyor olan herhangi bir kişinin de yapmış olabileceğine, her türlü şüpheden uzak somut ve yeter deliller mevcut olmadan kurulmuş iş bu hükmün yerinde olmadığına ve yerel mahkemenin 20.06.2023 tarihli 11. celse de katılanın hazırlık aşamasındaki beyanları ile kovuşturma aşamasındaki beyanları arasında çelişki olduğuna, çelişkinin giderilmediğine"; sanığın temyiz isteminin ''cezanın yüzüne okunmadığına ve müştekinin beyanlarında atılı suçu gece mi gündüz mü işlendiği konusunda çelişki olduğuna'' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Osmaniye 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.04.2018 tarihli, 2016/561 Esas ve 2018/224 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık ve müdafiinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 30.01.2020 tarihli ve 2018/4530 Esas, 2020/213 Karar sayılı kararı ile ''olayın gelişimine göre dosyadaki sanığın aleyhine tek delilin olay yerinden alınan parmak izi ile sanığın APFİS veri tabanında kayıtlı bulunan parmak izinin uyuşması olduğu da gözetilerek; sanığın parmak izlerinin alınıp katılanın evinden ele geçirilen parmak izleri ile fiziki olarak karşılaştırmasının yaptırılması, toplanan delillere göre sanığın hukuksal durumunun belirlenmesi yerine, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/3, 5271 sayılı CMK'nin 34, 230, 232/6, 2 10... /1-e maddesine aykırı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmasından'' bahisle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 30.01.2020 tarihli ve 2018/4530 Esas, 2020/213 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Osmaniye 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 18.07.2023 tarihli ve 2020/125 Esas, 2023/239 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.