Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/5524 E. 2026/8851 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2024/5524
Karar No
2026/8851
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2023/5142 E, 2024/49 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama

İlk Derece Mahkemesince hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

İlk Derece Mahkemesince hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 20.12.2022 tarihli ve 2022/4168 E., 2022/4273 K. sayılı kararı ile eksik araştırma nedeniyle hükümlerin bozulmasına dair verdiği kararın yasal dayanağı bulunmadığı, dolayısıyla sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükmün de temyizi kabil olduğu anlaşılmakla Tebliğname'deki temyiz isteminin reddine ilişkin düşünceye iştirak edilmemiştir. 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafinin temyiz isteminin; ''Sanığın bahse konu muhitte bulunmadığını, kamera kayıtlarındaki kişinin kendisinin olmadığını belirttiğine, sanığın kamera kayıtlarında çok rahat belli olabilecek şekilde elinde dövmeleri mevcut olduğuna, kamera kaydındaki kişinin elinde dövme bulunmadığına, kamera kaydını izledikten sonra kişinin kendisinin olmadığını belirttiğine, kamera kayıtlarındaki şüpheli şahsın elinde telefon ile konuşarak suç mahallinde dolaştığına, sanığın oldugu düşünülen kamera görüntüleri göz önüne alınarak sanığın HTS kayıtlarının incelenmesi gerektiğine, ancak HTS kaydı istenmeden, şüpheler aydınlatılmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine'' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Kayseri 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.11.2022 tarihli ve 2022/280 Esas, 2022/294 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık ve müdafiinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 20.12.2022 tarihli ve 2022/4168 Esas, 2022/4273 Karar sayılı kararı ile ''Suç saatinin 21:40 kabul edilerek sanık hakkında TCK'nın 1 43... /4. maddeleri uygulanmış ise de; dosya arasında bulunan 11.06.2021 tarihli "güvenlik kamera görüntüsü bulunan cd inceleme tutanağına " göre sanığın binaya saat 21:40'da girişinin tespit edildiği ancak kamera saatinin güncel saatle uyumlu olup olmadığına dair bir tespitin bulunmadığı, müdahilin kolluk ifadesinde hırsızlığın evde bulunmadığı 19:00-21:00 saatleri arasında işlenmiş olduğunu beyan etmesi, suç tarihinde de gece vaktinin saat 21:02'de başlaması karşısında; suç tarihinde binaya ait güvenlik kamera saatinin güncel olup olmadığının şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulduğundan'' bahisle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 20.12.2022 tarihli ve 2022/4168 Esas, 2022/4273 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Kayseri Asliye Ceza Mahkemesinin 23.10.2023 tarihli ve 2023/20 Esas, 2023/701 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/5524, K. 2026/8851, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2024-5524-e-2026-8851-k-53523bdb2735