Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/2638 E. 2026/7024 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2024/2638
Karar No
2026/7024
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2075 E., 2023/2065 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

I. Sanık Hakkında Konut Dokunulmazlığının İhlâli Suçundan Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İstemi Yönünden Sanık hakkında hükmolunan cezanın miktar ve türü gözetildiğinde; 5271 sayılı Kanun'un 286/2-d. maddesi uyarınca, "İlk Derece Mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyizi mümkün olmadığından Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı ve sanık müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak REDDİNE, II. Sanık Hakkında Hırsızlık Suçundan Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İstemi Yönünden İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin, suç tarihinde müştekiye ait cep telefonunun çalındığına, BTK ile yapılan yazışma neticesinde çalınan telefonun sanık adına kayıtlı hat ile olay tarihinde kullanıldığının anlaşıldığına, sanığın ne şekilde ve kim tarafından kullanıldığının belirtilemediğine, hattının kaybolduğuna dair herhangi bir müracaatının bulunmadığına, bilgi ve belge ibraz etmediğine, beyanlarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğuna, Bölge Adliye Mahkemesinin 5271 sayılı CMK’nın 280/1-a maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 303/1-a maddesi uyarınca mahkûmiyet hükmünü bozarak duruşma açmaksızın delil yetersizliğinden beraat kararı verilmiş ise de, anılan Kanun hükmünün delil değerlendirilmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilebilecek hallerde uygulanabileceğine, sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerinin ise duruşma açılarak ve taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda verildiğine, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığa beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanık müdafiinin temyiz isteminin, beraat eden sanık lehine hükmedilmesi gereken vekâlet ücretine hükmedilmemesinin açıkça hukuka aykırı olduğuna ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosya kapsamında yer alan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu kayıtlarına göre, çalınan telefonun olay tarihinden sonra sanık adına kayıtlı hat ile kullanıldığının tespit edildiği, sanığın hattını kaybettiğini beyan ettiği ve suçlamayı kabul etmediği anlaşıldığından, olay tarihinden sonraki kullanım esnasında yapılan arama ve aranma dökünmelerinine göre birden fazla farklı kişiler tarafından arama ve aranma yapıldığı, bu kişilerin tespiti yapılarak sanık ile bağlantısı olup olmadığı belirlenip, sanığın savunmalarının doğruluğunun araştırılması ve inceleme sonucuna göre delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sonrasında kurulacak hükümde 5271 sayılı Kanun'un 307/5. maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, dava dosyasının 5271 sayılı Kanun'un 304/2-b maddesi uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/2638, K. 2026/7024, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2024-2638-e-2026-7024-k-9325685507f4