Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/24085 E. 2026/7080 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2023/24085
Karar No
2026/7080
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3399 E., 2023/566 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi, temyiz isteminin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin, "dosya içeriğinde somut bir delilin bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, suçun teşebbüs aşamasında kaldığına, malın değer azlığının değerlendirilmediğine, sanık lehine hükümlerin uygulanması gerektiğine", ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Menemen 1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.09.2021 tarihli ve 2021/629 Esas, 2021/626 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 06.04.2022 tarihli ve 2021/3280 Esas, 2022/1253 Karar sayılı kararı ile "... ve ...'a yönelik hırsızlık suçundan hüküm kurulurken, aynı apartman içerisindeki farklı dairelerin giriş kapıları önünde bulunan ayakkabıları çalan sanığın eyleminin aynı neviden fikri içtima oluşturması nedeniyle sanık hakkında zincirleme suç hükümlerine ilişkin 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hükümde değerlendirilmeden, hırsızlık suçundan mağdur sayısınca hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu"; "5271 sayılı CMK'nın 225/1. maddesinde hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemle sınırlı olduğunun belirtilmiş olması karşısında, sanık hakkında düzenlenen iddianame içeriğine göre, konut dokunulmazlığının ihlali suçundan tek dava açıldığı, ayrı apartmanda kaldığı hükümde belirtilen ...'e yönelik konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan ayrıca açılmış bir dava bulunmadığının anlaşılması karşısında, hakkında ...'e yönelik konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan düzenlenmiş bir iddianame ve ayrıca bir sevk bulunmayan sanık hakkında yazılı biçimde hüküm kurulması hukuka aykırı olduğu" ve "5237 sayılı TCK.nun l45. maddesine göre, sanığa verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması yeterli olup hakim TCK.nun 145. maddesinin uygulanması sırasında indirim oranını TCK.nun 3. maddesinde öngörüldüğü üzere "işlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı" olacak şekilde saptamalıdır. TCK.nun 145. maddesinin uygulanmasında hâkime takdir hakkı tanınmış olup, hakim takdir hakkını kullanırken keyfiliğe kaçmadan, eylemin özelliklerine ve her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle uygulama yapmalıdır. Somut olaya göre, mağdur ...'e ait bir çift ayakkabıyı hırsızlayan sanık hakkında, hırsızlık suçuna konu bir çift ayakkabının suç tarihindeki ekonomik değeri belirlenerek, değerinin az olması halinde sanık hakkında TCK.nın 145/1. maddesi uyarınca indirim yapılması gerekirken, suça konu bir çift ayakkabının değeri belirlenmeden ve belirlenecek değere göre TCK.nın 145. maddesindeki değer azlığına ilişkin indirim hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmeden hüküm verilmesi hukuka aykırı olduğu" gerekçeleriyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 06.04.2022 tarihli ve 2021/3280 Esas, 2022/1253 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Menemen 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.09.2022 tarihli ve 2022/397 Esas ve 2022/695 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek ve temyiz isteminin reddine dair 23.03.2023 tarihli ek karar kaldırılarak yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/24085, K. 2026/7080, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2023-24085-e-2026-7080-k-a1cdb5b59351