Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/8696 E. 2025/1216 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/8696
- Karar No
- 2025/1216
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/285 E., 2021/601 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Rize 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.11.2021 tarihli ve 2021/285 E., 2021/601 K. sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: Rize Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.07.2015 tarihli ve 2015/1274 Esas sayılı iddianamesi ile sanık ... hakkında katılan ...'a karşı, 02.06.2015 ve 23.06.2015 tarihlerinde altın alışverişi yaptıkları sırada katılanın dükkânda olmamasını fırsat bilerek kamera görüntülerinden tam olarak tespit edilemeyen miktarda bileziği gizlice alması şeklindeki eylemleri nedeni ile hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 53, 63. maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesi talebiyle kamu davası açıldığı, akabinde yapılan yargılama sonucunda Rize 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.02.2016 tarihli ve 2015/405 Esas, 2016/73 Karar sayılı kararı ile sanığın hırsızlık suçundan 02.06.2015 tarihli eylemi nedeni ile aynı Kanun'un 142/2-h, 168/2 ve 62. maddeleri gereği 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 23.06.2015 tarihli eylemi nedeni ile aynı Kanun'un 142/2-h, 168/1 ve 62. maddeleri gereği 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin olarak verilen hükmün ise açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan bu mahkûmiyet hükümlerinin sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 01.03.2021 tarihli ve 2020/6691 Esas, 2021/3433 Karar sayılı ilâmı ile "Yeni Türk Ceza Muhakemesi Sisteminde kural olarak, ne kadar sanık varsa o kadar dava vardır. Ne kadar suç varsa o kadar dava vardır. Bunların şahsi ve/veya fiili bağlantı nedeniyle birlikte görülüyor olması, bunların tâbi olduğu kanun yolunu değiştirmez. Örneğin; bağlantı nedeniyle birlikte görülen; mala zarar verme suçundan verilen adli para cezası miktar itibariyle kesin olabilir. Konut dokunulmazlığını bozma suçundan verilen mahkûmiyet hükmü ile ilgili olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise; bu hüküm itiraza tâbidir. Buna mukabil hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet hükmü ise; karar tarihi ya da geçirdiği safahat itibariyle istinaf veya temyiz kanun yoluna tâbi olabilir. Esasen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı asıl hükmü askıda bırakan bir karar olup, itiraz kanun yoluna tâbidir. Denetim süresi içerisinde suç işlenmediği taktirde, dosyanın ele alınıp düşme kararı verilmesi gerekir. Ancak; TCK’nın 43/1. maddesinde; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir... zincirleme suç kapsamında olan fiilerden hangisinin cezasının daha ağır olduğu belirlenirken TCK'nın 61. maddedeki sıraya göre cezalar belirlenmeli, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması öncesinde cezalar karşılaştırılmalı, en ağır olan ceza bu şekilde bulunduktan sonra, TCK’nın 43/1. maddesi hükümleri uygulanmalı ve ağır olan ceza teşebbüs uygulanan bir ceza olsa bile, diğer koşulları var ise; bu cezaya etkin pişmanlık hükümleri, yâni TCK’nın 168. maddesi uygulanmalıdır. Bu durum karma uygulama sayılamaz. Dava konusu somut olay üzerinden karşılaştırma yapılacak olursa;... sırasıyla TCK’nın 142/2-h, 43/1, 168/1 veya 168/2 ve 62. maddeleri tatbik edilmek suretiyle sonuç ceza belirlenecektir. Bu şekilde belirlenen cezada koşulları varsa, hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme hükümlerinin uygulanması da mümkündür. Açıklanan nedenlerle; 23.06.2015 tarihli (eyleme ilişkin) hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı da temyiz incelemesi kapsamına alınmıştır... 23.06.2015 tarihli gündüzleyin bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında gerçekleşen TCK'nın 142/2-h, 168/1 ve 62. maddelerinden verilen ve açıklanması geri bırakılan karar da kaldırılarak yapılan incelemede...'' şeklindeki gerekçe ile sanığın TCK’nın 142/2-h maddesi kapsamında iki ayrı hırsızlık suçundan mahkumiyeti yerine bir kez ceza verilip aynı Kanun’un 43/1. maddesi uyarınca artırım yapılması ve katılana kısmî iadeye rızasının olup olmadığının sorularak sonucuna göre TCK’nın 168. maddesinin 1 veya 2. fıkralarının uygulanması gerektiğinin gözetilmediğinden bahisle hükümlerin bozulmasına karar verilmesi nedeniyle Mahkemece usul ve yasaya uygun görülen Yargıtay 6. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen bozma ilâmına uyulmak suretiyle bu kez TCK'nın 142/2-h, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca verilen mahkûmiyet hükmünün temyizi üzerine dosyanın temyiz incelemesi için Dairemize gönderildiği anlaşılmakla birlikte; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2024 tarihli ve 2022/6-132 Esas, 2024/122 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere "... temyiz kanun yoluna yalnızca hükümler için başvurulabilmesi, hükümlerin de CMK’nın 223. maddesinde; "Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararları" şeklinde sınırlı olarak sayılması, karar tarihinde yürürlükte bulunan CMK'nın 231. maddesinin 12. fıkrasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı başvurulabilecek kanun yolunun hiçbir istisnaya yer verilmeksizin itiraz olarak kabul edilmesi, Kanun’un öngörmediği bir istisnayı yargı kararları ile oluşturmanın mümkün olmaması, ayrıca Ceza Genel Kurulunun 22.01.2013 tarihli ve 534-15 sayılı kararıyla önceki uygulamalardan vazgeçilerek itiraz (ve 12.03.2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak 01.06.2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun"un 15. maddesi gereğince istinaf) merciinin sadece CMK’nın 231. maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğini değil bunun yanında suçun vasfının doğru tespit edilip edilmediğini de inceleyebileceğinin kabul edilmiş olması hususları göz önünde bulundurulduğunda; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı başvurulabilecek kanun yolunun itiraz olduğu, vasfa yönelik temyiz talebinde bulunulsa dahi bu hususun Özel Dairece incelenemeyeceği kabul edilmelidir...." şeklindeki açıklamalar dikkate alınarak Yargıtay 6. Ceza Dairesinin yukarıda anılan kararı ile temyiz incelemesi kapsamına alındığı belirtilen 23.06.2015 tarihli eyleme ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının henüz hukuken varlık kazanmaması nedeniyle temyiz merciince denetlenebilme olanağı bulunmadığı, bu hukuka aykırılığın ancak; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308/1. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca itiraz yasa yoluna başvurulmak suretiyle giderilebileceğinden gereği için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.