Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/8491 E. 2025/14772 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/8491
- Karar No
- 2025/14772
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2421 E., 2022/2842 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/1-e-f maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Polatlı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.04.2019 tarihli ve 2017/133 Esas, 2019/187 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 09.03.2021 tarihli 2019/1603 Esas ve 2021/409 Karar sayılı kararı ile hükmün; ''CMK'nın 188/1. maddesinde “Duruşmada, hükme katılacak hâkimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt kâtibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin hazır bulunması şarttır” şeklindeki düzenleme ile duruşmada mutlaka hazır bulunması gerekenlerin belirlendiği, aynı Kanunun 289/1-e maddesinde Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda duruşma yapılmasının “hukuka kesin aykırılık hâlleri” arasında sayıldığı ve yine 19/12/2006 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunun 21. maddesi ile değişik CMK'nın 150. maddesi gereğince alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan yargılamada sanığın istemi aranmaksızın bir müdafii görevlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu, 28/06/2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 62. maddesi ile değişik TCK'nın 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, sanığın istemi aranmaksızın bir müdafii görevlendirilmesi ve savunmasının da zorunlu müdafii ile birlikte alınması gerektiği gözetilmeden savunmasının alınması suretiyle CMK’nın 150/3, 188/1 ve 289/1-e maddelerine muhalefet edilmesi ve kabul ve uygulamaya göre de; sanık ...'ın olay günü gece vakti, mağdurlar ... ve ...'na ait gazinonun önünde ve darp edilmiş bir halde yerde yatmakta iken, mağdur ...'nun farkında olmadan yere düşürdüğü telefonunu alarak olay yerinden uzaklaştığı iddiasıyla açılan ve bu şekilde gerçekleştiği kabul edilen olayda, olayın olduğu yerin bina vasfındaki gazinonun eklentisi olup olmadığı taraflardan sorulmak ve gerektiğinde keşif yapılmak suretiyle araştırılarak, suçun işlendiği yer binanın eklentisi ise TCK'nın 142/2-h, değilse gece vakti işlenmesi nedeniyle uzlaşma kapsamında kalmayan aynı Yasa'nın 141/1. maddesinde yer alan suçu oluşturacağı gözetilmeden ve bu yönde araştırma yapılmadan, mağdur ...'nun akli, bedensel veya ruhsal bir nedenle malını koruyamayacak durumda olduğuna dair hiçbir iddia ve delil olmadığı halde somut olayda uygulanma yeri bulunmayan TCK'nın 142/2-a maddesi uyarınca sanığın cezalandırılması ile adli emanetin 2015/30 sırasında kayıtlı bellek ve fişekler hakkında karar verildiği, diğer eşyalar hakkında ise ilk kararda verilen hükümlerin kesinleştirildiğine ve infaz edildiğine dair dosyada bir belge veya bilgi bulunmadığı anlaşılmakla, varsa dosya içine konulması aksi halde ilk kararın bozulmuş olması nedeniyle bu eşyalar hakkında da yeniden bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinden'' bahisle bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e-f maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı gözetilerek: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 09.03.2021 tarihli 2019/1603 Esas ve 2021/409 sayılı kararı ile bozma kararı üzerine verilen Polatlı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.10.2021 tarihli 2021/198 Esas, 2021/547 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi'ne, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.