Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/29447 E. 2026/9817 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/29447
- Karar No
- 2026/9817
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2266 E., 2023/2452 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü; 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ...'ın temyiz isteminin, ''Bölge Adliye Mahkemesince kararın aleyhine bozulduğuna, tekerrür şartlarının oluşmadığına'' sanık ...'ın temyiz isteminin, ''Bölge Adliye Mahkemesi tarafından lehine karar verildiğine ve hakkında beraat kararı verildiğine, ancak Cumhuriyet savcısının itiraz ettiğine, tekerrür şartlarının oluşmadığına'' yönelik, sanıklar ... ve ... müdafiinin temyiz isteminin, ''Sanıkların isnat edilen suçu işlemediklerine, sanıkların savunmalarının dikkate alınmadığına, sanıklar aleyhine her türlü şüpheden uzak somut ve kesin delil bulunmadığına, sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiğine, suçun hangi sanık tarafından işlendiğinin tespit edilemediğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması gerektiğine, lehe olan hükümlerin yeterince uygulanmadığına, kararın bozularak sanıkların beraatlerine karar verilmesine '' suça sürüklenen çocuk ...'ın temyiz isteminin, ''Bölge Adliye Mahkemesi tarafından lehine karar verildiğine ve hakkında beraat kararı verildiğine, ancak Cumhuriyet savcısının itiraz ettiğine, tekerrür şartlarının oluşmadığına'' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Delice Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.01.2021 tarihli ve 2019/42 Esas, 2021/20 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık ..., sanık ..., sanık ... ve suça sürüklenen çocuk müdafileri ile o Yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 18.05.2022 tarihli ve 2021/943 Esas, 2022/1371 Karar sayılı kararı ile “1-) Karar tarihinde başka suçtan cezaevinde hükümlü olarak bulunması nedeniyle hürriyeti yasal olarak kısıtlanmış olan ve duruşmalardan vareste tutulmaya dair bir talebi de bulunmayan sanıklardan ...'ın kısa kararın okunduğu oturuma getirtilmeden veya SEGBİS yoluyla hazır edilmeden savunma hakkının kısıtlanması suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 196 maddesine aykırı davranılması,2-) Kabule göre de; Mağdurun aracının plakalarını çalmak şeklinde gerçekleşen eylemleri sebebiyle sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında koşulları oluşmadığı halde 5237 sayılı TCK'nın 145. maddesi ile uygulama yapıldığından” bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, 1 No.lu bozma sebebinin hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 18.05.2022 tarihli ve 2021/943 Esas, 2022/1371 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Delice Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.05.2023 tarihli ve 2022/107 Esas, 2023/93 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... ile adı geçen sanıklar müdafii ve suça sürüklenen çocuk ...'ın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.