Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/24937 E. 2026/9819 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2023/24937
Karar No
2026/9819
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3655 E., 2023/162 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık müdafiinin temyiz ve eski hâle getirme istemli dilekçesi üzerine mahkemece verilen 18.05.2023 tarihli ek karar ile temyiz isteminin reddine karar verildiği, eski hâle getirme isteği hakkındaki karar verme yetkisinin, 5271 sayılı Kanun'un 42/1. maddesi uyarınca Yargıtay'ın ilgili dairesine ait olması sebebiyle bu ek kararın yok hükmünde olduğu, yine sanığın yokluğunda verilen hükmün, 13.03.2023 tarihinde müdafiine tebliğ edildiği, sanık müdafiinin karara 15 günlük yasal süresi geçtikten sonra 01.04.2023 tarihinde temyiz başvuru dilekçesi gönderdiği, dilekçe ekinde sunulan raporda 3 gün istirahat raporu aldığı, rapora göre 28... Mart 2023'te çalışamaz olup, 31... 'te iş başı yapacağının belirtildiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 41. maddesinin 1. fıkrasındaki "eski hale getirme dilekçesinin engelin kalkmasından itibaren 7 gün içinde, süreye uyduğunda usule ilişkin işlemleri yapacak olan mahkemeye verileceğine" dair hükümdeki " 7 gün" ibaresinin 02.03.2024 tarihli ve 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 37. maddesi ile "iki hafta” şeklinde değiştirildiği, aynı Kanun'un 22. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 6. madde ile "Eski hâle getirme kurumuna ilişkin olarak 41 inci maddenin birinci fıkrasında yapılan değişiklik, 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında kalkan engeller bakımından uygulanır. Bu tarihten önce kalkan engeller bakımından bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur" şeklinde düzenlemeye yer verildiğinin anlaşılması karşısında; yürürlükte bulunan düzenlemeye uygun olarak sanık müdafiinin engelin kalktığı 31.03.2023 tarihinden itibaren 7 gün içerisinde kalacak şekilde yaptığı 01.04.2023 tarihli temyizinin 5271 sayılı Kanun'un 291/1. maddesi gereği süresinde olduğuna karar verilerek yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, ''Sanığın hukuka aykırılık bilinci ile hareket etmediğine, suça konu telefon ile ilgili birinin mülkiyetinde olduğu yahut zilyetliğinde olduğu hususunda sanığın esaslı yanılgıya düştüğüne, sanığın hata hükümlerinden yararlanması gerektiğine, sanığın avukatının bulunmaması sebebiyle dosyanın bozularak İlk Derece Mahkemesine iade edildiğine, bozma kararı sonrası ilk celsede karar verildiğine, sanığın adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, usulen duruşma yapıldığına, hükmün kaldırılarak bozulmasına karar verilmesine " yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanık ...'ün, 02.06.2020 tarihli 1. celsede ''Müştekinin zararını karşılamaya hazırım.'' şeklinde beyanda bulunarak etkin pişmanlık iradesini ortaya koyduğu ancak İlk Derece Mahkemesince sanığa zararı gidermesi için süre verilmediğinin anlaşılması karşısında; sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmesi bakımından zarar miktarı tespit edildikten sonra sanığa uygun süre verilerek, gerekirse mahkemece ödeme yeri belirlenip suçtan hasıl olan zararı ödeme imkânı tanınarak sonucuna göre aynı Kanun'un 168. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan, eksik kovuşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/2-a. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 15. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/24937, K. 2026/9819, T. 18.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2023-24937-e-2026-9819-k-f50a8c6ec5ea