Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2026/41 E. 2026/3567 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/41
- Karar No
- 2026/3567
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Borçlunun İcra Mahkemesine başvurusunda; aleyhine başlatılan ipoteğe dayalı ilamlı takipte icra emri ile birlikte takibe dayanak belgelerin şikayetçiye usule uygun tebliğ edilmediği, dava dışı borçlu ... adına kayıtlı taşınmaz ile birlikte ‘müşterek ipotek kaydı’ kurulan taşınmazların icra takibine konu edilmediği şikayetleri ile takibin iptalini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince; şikayetin reddine karar verildiği, borçlunun anılan karara yönelik istinaf başvurusu üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince; istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedildiği, kararın şikayetçi/borçlu tarafından temyiz edildiği görülmektedir. İcra Mahkemesince verilen kararlar, kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmemekle birlikte, aynı takip dosyası nedeniyle, aynı taraflar arasında ve aynı konuda daha önce verilen icra mahkemesi kararları, kesinleşmek koşuluyla sonraki şikayet yönünden birbirlerine karşı kesin hüküm teşkil ederler. HMK'nın 303/1. maddesinde; “Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.” şeklinde düzenlemiştir. Öte yandan; HMK'nın 114/1-i maddesi uyarınca kesin hüküm dava şartı olup, kesin hükmün varlığı halinde HMK'nın 115/2. maddesi, davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulde reddedilmesini zorunlu kılmıştır. Somut olayda, tarafları ve takip dosyası aynı olan Ankara 19. İcra Hukuk Mahkemesinin 31.12.2024 tarih, 2024/372 Esas ve 2024/353 Kararı ile hesap kat ihtarının usulsüz tebliği ve sair şikayetler ile anılan takibin iptali istemli dosyada şikayetin kabulü ile şikayete konu Ankara Gayrimenkul Satış İcra Dairesinin 2023/845 Esas sayılı takibinin şikayetçi yönünden iptaline karar verildiği, taraf vekillerinin istinaf başvuruları üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesinin 01.10.2025 tarih, 2025/230 Esas ve 2025/1202 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine hükmedildiği ve anılan kararın taraflarca temyizi neticesinde Dairemizce; RED-ONAMA ile 07.04.2026
tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla anılan ilk icra mahkemesi kararının, temyiz incelemesine konu işbu şikayet yönünden kesin hüküm teşkil edeceği açıktır. O halde, İlk Derece Mahkemesince şikayetin HMK'nın 114/1-i maddesi uyarınca kesin hüküm nedeniyle reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Şikayetçi borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesinin 17.10.2025 tarih ve 2025/235 E.-2025/1460 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, Ankara 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 23.12.2024 tarih ve 2024/614 E. - 2024/747 K. sayılı kararının (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.