Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/8784 E. 2026/3989 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/8784
Karar No
2026/3989
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ..., ..., ... ve ... vekili ile diğer davalılar vekilince temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması temyiz eden diğer davalılar tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 02.06.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde gelen davacı ... vekili Av. .., davalı ... ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili Av. ...’ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; .. Vergi Dairesi Müdürlüğünün mükellefi .. Akaryakıt Mad.Yag.Tur.Nak. Ot. San. ve Tic.Ltd.Şti.'nin 24.03.2021 tarihi itibarıyla gecikme zammı dahil toplam 25.207.048,94 TL borcu olduğunu, şirketin borca yeter varlığı olmadığını, şirket ortaklarına cebri icra yoluna geçildiğini, davalı mükellefler .. .., ... ve ... hakkında yapılan malvarlığı araştırmasında bir mal varlığı bulunmadığının tespit edildiğini, ancak davalıların annesi olan ..'ın 12.02.2014 tarihinde vefat ettiğini, adına kayıtlı 10 parça taşınmaz olduğunu, miras yoluyla mülkiyetlerine dahil olacak mal varlığını tek taraflı irade beyanı ile reddettiklerini, hayatın olağan akışı içinde tereke borca batık olmadığı müddetçe mirasın reddinin kamu alacağının takip ve tahsilini engelleme kastı taşıdığını belirterek davalılar tarafından mirasın reddi suretiyle yapılan ivazsız tasarrufun iptalini talep etmiştir.

Davalılar .., .., ... vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinden sonra açıldığını, anneleri ..’ın 12.02.2014 tarihinde vefat ettiğini, akabinde Aydın 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 16.06.2014 tarih ve 2014/572 Esas, 2014/711 Karar sayılı ilamı ile annelerinin mirasını ret ettiklerini, sonuçta bu ilamın 22.04.2019 tarihinde kesinleştiğini, mirasın reddine dair davanın dava tarihi itibarı ile malvarlığı değerinin tespit edilip, bu mal varlığının borcunu karşılamaya yeterli olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu reddi miras talebinin 2014 yılında, mirası reddeden mirasçılar ..., ... ve .. .. tarafından Aydın 1. Sulh Hukuk Mahkemesine beyan edildiğini, hak düşürücü süre içinde davanın açılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalılar ..., ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde; davanın 6 aylık yasal sürede açılmadığını, öte yandan hak düşürücü 5 yıllık sürede de açılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre içinde açılmamış olması ve hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini belirtmiştir.

Diğer davalılar; davaya cevap vermemiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; muris ... hakkında yapılan malvarlığı araştırması sonucuna göre borca batıklık halinin bulunmadığı, mirasçılarından yalnızca davalılar tarafından reddi miras talebinde bulunulduğu, davaya konu borcun doğumuna sebebiyet veren şirketin ortaklarının davalılar olduğu, diğer mirasçıların mirası reddetmediği değerlendirildiğinde ve davalılara düşecek miras payının icra dosyasındaki alacağı karşılamaya yeterli olduğu, buna göre davalıların muris ..'ın mirasını reddetmesindeki amacın, muristen kendisine intikal edecek olan taşınmaz hissesinden alacaklıların alacaklarını tahsil etmesinin önüne geçmek ve alacaklılarını zararlandırmak kastı ile yapıldığı gerekçesi ile davanın kabulü ile; Aydın 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/572 E.-2014/711 K. sayılı kararı ile ..., ... ve ...'ın murisi ...'ın mirasının reddine ilişkin taşıyan (1-.. Mahallesi. 74 Ada. 54 Parsel. 72 Nolu Bağımsız Bölüm, 2-... Mahallesi, 1115 Ada, 50 Parsel, 3-... Mahallesi, 248 Ada, 53 Parsel, B Blok, 6 Nolu Bağımsız Bölüm, 4-... Mahallesi, 976 Ada, 5 Parsel, 5 Nolu Bağımsız Bölüm, 5-... Mahallesi , 976 Ada, 5 Parsel, 7 Nolu Bağımsız Bölüm, 6-... Mahallesi, 130 Ada, 6 Parsel, 7-... Mahallesi, 474 Ada, 1 Parsel, 4 Nolu Bağımsız Bölüm, 8-... Mahallesi, 2152 Ada, 1 Parsel, 2 Nolu B. Bölüm, 9-... Mahallesi, 735 Ada, 1 Parsel, 3 Nolu Bağımsız Bölüm, 10-... Mahallesi, 825 Ada, 11 Parsel, 10... Nolu Bağımsız Bölümler, 11-... Mahallesi, 88 Ada, 55 Parsel, 1 Nolu Bağımsız Bölüm, 12-... Mahallesi, 88 Ada, 55 Parsel, 2 Nolu Bağımsız Bölüm taşınmazlara ilişkin) tasarrufun iptaline, davacıya borca yetecek miktarda borçluların miras payları oranında taşınmazlar üzerinde cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; borçlu ..., ... ve ...'ın murisi olan ...'ın tespit edilen terekesinin borca batık olmadığı, bu nedenle bu mirasın reddedilmesini gerektirecek haklı bir sebebinin bulunmadığı, dosya borçlularının terekeden kendisine düşecek bedel karşılığının borcu karşılamaya yettiği anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya bir aykırılık bulunmadığı, ancak 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinde değişiklik yapan 5904 sayılı Yasanın 35. maddesi “6183 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir” hükmü gereğince davacı lehine maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi vekalet ücreti takdir edilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı taraf vekillerinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Aydın 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.03.2023 tarih, 2022/31 E.-2023/98 K. sayılı kararının düzeltilmesine, davanın kabulü ile; Aydın 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/572 E.-2014/711 K. sayılı kararı ile ..., ... ve ...'ın murisi ...'ın mirasının reddine ilişkin taşıyan (1-.. Mahallesi, 74 Ada, 54 Parsel, 72 Nolu Bağımsız Bölüm, 2-... Mahallesi, 1115 Ada, 50 Parsel, 3-... Mahallesi, 248 Ada, 53 Parsel, B Blok 6 Nolu Bağımsız Bölüm, 4-... Mahallesi, 976 Ada, 5 Parsel, 5 Nolu Bağımsız Bölüm, 5-... Mahallesi, 976 Ada, 5 Parsel, 7 Nolu Bağımsız Bölüm, 6-... Mahallesi, 130 Ada, 6 Parsel, 7- ... Mahallesi, 474 Ada, 1 Parsel, 4 Nolu Bağımsız Bölüm, 8-... Mahallesi, 2152 Ada, 1 Parsel, 2 Nolu B. Bölüm, 9-... Mahallesi, 735 Ada, 1 Parsel, 3 Nolu Bağımsız Bölüm, 10-... Mahallesi, 825 Ada, 11 Parsel, 10... Nolu Bağımsız Bölümler, 11-... Mahallesi, 88 Ada, 55 Parsel, 1 Nolu Bağımsız Bölüm, 12-... Mahallesi, 88 Ada, 55 Parsel, 2 Nolu Bağımsız Bölüm taşınmazlara ilişkin) tasarrufun iptaline, davacıya borca yetecek miktarda borçluların miras payları oranında taşınmazlar üzerinde cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiş, hüküm, davalı ..., .., ... ve .. .. vekili ile diğer davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; 6183 sayılı Yasa’nın 24 ve devamı maddeleri ile TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı mirasın reddi işleminin iptali istemine ilişkindir.

Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince; davalıların annesi olan ...'ın 12.02.2014 tarihinde vefat ettiği, işbu davalıların Aydın 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/572 E.-2014/711 K. sayılı dosya kapsamında muristen kalan mirası reddettikleri, ret kararının 22.04.2019 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 04.02.2022 tarihinde açıldığı ve davacı vekilinin mirasın reddine ilişkin tasarrufun iptalini talep ettiği gerekçesiyle istinaf sebeplerinin yerinde olmadığına karar verilmişse de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir.

6183 Sayılı Yasanın 26. maddesinde; İİK 284. maddesine paralel biçimde kamu alacağından dolayı açılan tasarrufun iptali davasının tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde açılması öngörülmüştür. Anılan dava açma süresi hak düşürücü süre niteliğinde olduğundan mahkemece davanın süresinde açılıp açılmadığının re'sen incelenmesi gereklidir. Dava konusu; mirasın reddi tasarruf işleminin, davalı borçlular ..ve ... tarafından 02.05.2014 tarihinde Aydın 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/572 Esas, 2014/711 Karar sayılı dosyasında açılan dava ile yapıldığı, 16.06.2014 tarihinde mirasın reddine karar verildiği, verilen kararın ise 22.04.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince; mirasın reddine dair tasarruf işleminin, buna ilişkin kararın kesinleştiği tarihte gerçekleştiği kabul edilmişse de, mirasın reddi; miras bırakanın (muris) vefatından sonra, mirasçının tek taraflı irade beyanıyla mirası reddettiğini yetkili sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı olarak bildirdiği andan itibaren hüküm ve sonuçlarını doğuracak olup, diğer mirasçıların onayına veya kabulüne de gerek olmadığından, eldeki davada tasarruf işleminin yapıldığı tarihin, mirasın reddine dair açılan davada dava tarihi olan 02.05.2014 tarihi olarak kabulü gerekmektedir. Bu durumda eldeki dava 5 yıllık hak düşürücü süre geçirilerek 04.02.2022 tarihinde açılmıştır. O halde Bölge Adliye Mahkemesince 6183 sayılı Yasa’nın 24 ve devamı maddeleri gereğince açılan davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir. Öte yandan; davacı vekilinin dava dilekçesindeki ileri sürüş biçimine göre davanın Türk Borçlar Kanununun 19.maddesine dayalı olarak açılan muvazaa nedeniyle iptal istemine ilişkin olduğu da anlaşılmaktadır. Kural olarak 3. kişiler, danışıklı işlem nedeniyle hakları zarara uğratıldığı takdirde tek taraflı veya çok taraflı olan bu hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilir. Çünkü danışıklı bir hukuki işlem ile 3. kişilere zarar verilmesi onlara karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğindedir. Ancak 3. kişinin danışıklı işlem ile haklarının zarara uğratıldığının benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan alacaklı olması ve danışıklı işlemin alacağının ödenmesini önlemek amacıyla yapılmış bulunması gerekir. Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tespit ettirmeyi amaçlar. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. Ancak iptal davası açma hakkı davacının genel hükümlere, muvazaaya dayanarak dava açmasına engel değildir. Davacının iddiasını kanıtlaması halinde iddianın, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK 283/1. maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacıya haciz ve satış isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir.

Somut olayda, davacının talebinin aynı zamanda TBK'nın 19. maddesi gereğince açılmış muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davası olarak da kabulü ile muvazaalı olduğu iddia edilen dava konusu mirasın reddi işleminin TBK'nın 19. maddesi gereğince değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı ..., ..., ... ve ... vekili ile diğer davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halinde ilgililere iadesine, HMK 373/2. maddesi uyarınca, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılardan ... ..., ..., ..., ..., ..., ...'a verilmesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/8784, K. 2026/3989, T. 03.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-hukuk-dairesi-2025-8784-e-2026-3989-k-c265e1a5d2cc