İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/175 E. 2026/765 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/175
- Karar No
- 2026/765
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/175 Esas KARAR NO : 2026/765
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 18/05/2023 KARAR TARİHİ : 12/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket görevlilerince yapılan kontrollerde, davalının kullanımdaki dava konusu tesisatta sözleşmesiz sayaçtan enerji kullanıldığı tespiti yapıldığını, davalının bu şekilde elektrik kullanımı mevzuat hükümlerine göre kaçak elektrik kullanımı olduğunu, buna dair tespit tutanağı sunulacağını, yapılan tespit üzerine, EPDK mevzuatı ve yönetmelik hükümleri uyarınca takibe konu kaçak tahakkuku tanzim edildiğini, davalı borçlunun takip dayanağı faturayı ödememesi üzerine, aleyhine icra takibi yapıldığını, davalı alacağının tahsilini geciktirmek amacıyla, mesnetsiz gerekçelerle. Haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini, borçlu olmadığını beyan ederek takibin durmasını sağladığını, davalının borca ve ferilerine ilişkin itirazlar soyut gerçek dışı ve dayanaksız beyan olduğunu, davalı ilamsız takibe niteliğinden ötürü bir itiraz dilekçesi sunarak alacaklının alacağına kavuşmasını engellemekte ve bu sayede zaman kazanmaya çalıştığını, davalı icra takibine itirazıyla borcundan kurtulmaya çalıştığını, bu doğrultuda hukuki hakları kötü niyetli ve haksız yönde kullanıldığını, hal böyle iken haksız ve kötü niyetli itirazın hükümden düşürülmesi hukukun ve hakkaniyetin bir gereği olduğunu, davalı yan ile müvekkil şirket arasındaki sözleşme benzeri ilişki olup para alacağının iadesi söz konusu olduğundan davacı müvekkil şirketin ikametgahı mahkemesi de davaya bakmaya yetkili olduğunu, izah edilen sebeplerle huzurdaki davayı ikame etmeden önce arabulucuğa başvurulmuş ise de anlaşmaya varılmadığını, bu hususa ilişkin tutanak ekte yer aldığını, müvekkil şirket yetkililerince usul ve yasaya uygun olarak tanzim edilen kaçak usulsüz elektrik tespit tutanağı kapsamında davalının kaçak elektrik kullanımı gerçekleştirdiğini, takibe dayanak fatura kaçak elektrik kullanımından kaynaklı olup, alacağı haksız fiile dayandığını, haksız fiilden kaynaklı davalarda tazmin yükümlülüğünün olay tarihi itibariyle muaccel hale geldiği dikkate alındığında kanunen aranan ihtiyati haciz şartları oluştuğunu, borçlu yasal abonelik üzerinden yasal zemindeki sayaçtan geçirmek yerine kötü niyetli olarak kaçak elektrik kullanıldığını, kaçak elektrik kullanımının bir bankadan karşılıksız kredi kullanılmasından farkı olmadığını, kredi konusu para kaldıraçlı piyasada sanal olarak 1'e 10 olarak var edilir ve bankalar kolaylıkla sanal paradan vazgeçerek varlık yönetimine aktarabilir ve sonuçta zarar görmez iken elektrik somut olup üretimi ciddi maliyet gerektirdiğini, müvekkil şirket de elektriği bu maliyeti ödeyerek alır ve kaldıraç bulunmadığı için katlayarak satamadığını, bunun karşılığında tüketiciler tedbir yoluyla elektrik kullanabiliyor iken, tedbir yoluyla banka kredisi kullanamadığını, ne ki, elektrik paradan daha kıymetli, somut varlık olduğnu, huzurdaki dava sonucunda haklı çıkmamız mukadder ise de, yıllar sonra borçlunun hangi şartlarda olacağı meçhul bulunduğu gibi müvekkil yönünden telafi edilemez zarara neden olacağını, borçlunun mal kaçırma ve adres değiştirme ihtimali bulunduğundan Sayın Mahkemenizce öncelikle teminatsiz olarak, gereğinde % 115 teminat karşılığı ile de olsa borçlunun, borca yeter miktarda menkul, gayrimenkulleri ile 3.şahıslardaki hak ve alacaklarının haczi, menkullerin muhafazası için yukandaki esas numarasyla mahkemenize kaydı yapılan dosyada ihtiyati haciz talebimizin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir, sonuç olarak yukarıda anılan ve resen görülecek nedenlerle, şikayet fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı yanın icra takibine ilişkin, borca itirazın iptaline takibin takip talebindeki şartlarla devamına, icra takibinde yazılı asıl ve feri alacaklarının davalı yandan tahsiline, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, alacağının teminen borçlunun taşınmaz taşınır mallar ile 3.kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, masraf ve ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesine bilvekale arz ve talep etmiştir CEVAP: Davalıya usulüne uygun tebligat çıkartılmış, ancak davaya herhangi bir cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLER: Mahkememizin 10.02.2025 tarih ve ... sayılı kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 27.01.2026 tarih ve 2023/554 esas 2026/183 Karar sayılı ilamında: "..Dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile yapılan inceleme sonucu hazırlanan 02/03/2024 tarihli ve 20/20/2024 tarihli bilirkişi raporlarında kaçak elektrik kullanımı tespit edilmiştir.Raporlar arasında kaçak elektrik miktarı yönlerinden , yapılan hesaplama bakımından fark bulunmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan , 20/10/2024 tarihli ikinci raporda 141.794,70 TL olarak hesaplanmıştır.Sözkonusu bilirkişi raporunda,ilk rapordaki hesaplama ve ulaşılan soruç ile mevcut farkların nereden kaynaklandığı açıklanmak suretiyle hazırlandığı,yapılan hesaplamanın (asıl alacak yönünden ) mevzuata uygun ve denetime elverişli olduğu,bu sebeple hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı tesbit edilmiş , alacağın fer'ilerinin ise mahkemece hesaplandığı anlaşılmıştır. Buna göre davacının alacağı 140.200,41 TL asıl alacak, 782,79 TL işlemiş faiz ve 140,91 TL KDV olmak üzere toplam 141.124,11 TL olarak mahkemece tesbil edildiği görülmüştür. Davalının ceza soruşturmasında zararı giderdiği görülmekte ise de; takip tarihinin 18/11/2021 olduğu, dava tarihinin 18/05/2023 olduğu ve ödeme tarihinin 11/04/2023 olduğu, yapılan ödemeden sonra işbu itirazın iptali davasının açıldığı ,icra dosyasına harici ödemenin bildirilmediği, Mahkemece davalının borçtan fazla ödeme yaptığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de ;takip tarihi itibarıyla harici ödeme miktarına göre, ödeme tarihi itibarıyla ,alacak,faiz, icra avukatlık ücreti vs yönlerinden güncel kapak hesabı yaptırılmamıştır. Bu sebeple,mahkemece yukarıda açıklanan şekilde ,icra müdürlüğünden yapılan ödemeye göre, ödeme tarihindeki bakiye alacak,faiz,icra masrafları yönünden güncel kapak hesabı yaptırılması , ödeme dava tarihinden öncesine ait olduğundan ödenen miktar yönünden davada hukuki yarar olup olmadığı, bakiye miktar var ise icra takibinin devma edeceği rakamların belirlenmesi ve hüküm kurulması gerelidir. Böylece, tesbit edilen eksiklikler yeniden yargılama gerektirdiğinden, davalı istinafının kabulü ile ,açıklanan şekilde yargılama yapılması için HMK 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. " şeklinde karar verilmek suretiyle kaldırılarak dosya mahkememize gönderilmiş ve işbu yeni esasa kaydedilmiştir. 17.08.2026 tarihinde İcra Hukuku alanında uzman vasıtasıyla rapor aldırılmış ve bilirkişi raporu dosyamız arasına alınmıştır. GEREKÇE: Dava, kaçak elektrik kullanımı sebebiyle düzenlenen fatura alacağına dayalı olarak başlatılan takipti itirazın iptali istemine ilişkindir. İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir. İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır. Davacı alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin 2024/633 Esas ve 2024/610 Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir. Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu görülmüştür. Mahkememizce yapılan yargılama sonucu kabul edilen alacak ile soruşturma dosyasında ödenen bedel gözetilerek davanın reddine karar verilmiş, yapılan istinaf incelemesi sonucu ödemenin takipten sonra olması sebebiyle TBK md. 100 uyarınca değerlendirme yapılması gerektiğinden mahkememiz kararı kaldırılmıştır. İstinaf ilamının incelenmesinde mahkememizce kabul edilen kaçak elektrik fatura miktarlarının doğruluğunun tespit edildiği anlaşıldığından, yeniden fatura hesabı yaptırılmamıştır. Kaldırma ilamı doğrultusunda alanında uzman bilirkişiden alınan rapor ile TBK md. 100 uyarınca dava tarihine göre hesaplama yapılmış ve davacının takipte 62.441,03 TL asıl alacak, 1.215,29 TL fer’i alacak ve 6.975,66 TL KDV alacağının bulunduğu tespit edilmiştir. Davalının yapmış olduğu itiraz yerinde olmayıp, TBK md. 100 hükmünün aksine anlaşma yapılamayacağından asıl borcun ödendiği savunması doğru değildir. Bilirkişinin hesaplamada esas aldığı miktarlar ve tarihler dosya kapsamındaki kabuller ile uyumlu olup, hesaplamanın mevzuata uygun ve denetlenebilir olduğu görülmüştür. Bu sebeple bilirkişi raporunun hükme esas alınmasına karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle, davalının kaçak elektrik kullandığının sabit olması, bu kaçak kullanım sebebiyle takip tarihine göre davacının 141.124,11 TL alacaklı olması ve davalının takipten sonra 11/04/2023 tarihinde yaptığı ödemenin TBK md. 100’e göre tenzili ile davacının 70.631,98 TL alacağının kaldığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hesaplamalar dava tarihine göre yapıldığından, takipte asıl alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiş ve alacak teknik hesaplama ile ortaya çıkıp likit olmadığından icra inkâr tazminatının reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine, .... İcra Müdürlüğü’nün 2021/... Esas sayılı takip dosyasında davalı borçlunun yaptığı itirazın 70.631,98 TL’lik kısmının iptaline, takibin, 18/05/2023 dava tarihine göre hesaplanan 62.441,03 TL asıl alacak, 1.215,29 TL fer’i alacak ve 6.975,66 TL KDV alacağı olmak üzere toplam 70.631,98 TL üzerinden asıl alacağa dava tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-İcra inkâr tazminatı talebinin reddine, 3-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 4.824,87 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 3.585,59 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.239,28 TL harcın Davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvuru harcı, 3.585,59 TL peşin/nisbi harcı, 10.000,00 TL bilirkişi ödemeleri, 700,00 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 14.465,49 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak; 3.441,54 TLnin Davalıdan alınarak Davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin Davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin Davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davalıya verilmesine, 7-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranları dikkate alınarak, 2.377,71 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydna, 742,29 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12.10.2026
Katip ...
Hakim ...