Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/3722 E. 2026/5807 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2025/3722
Karar No
2026/5807
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/955 E., 2024/931 K. SUÇLAR : Sahte belge kullanma, sahte belge düzenleme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında 2016, 2017, 20 18... takvim yıllarında sahte belge kullanma ve 2018 takvim yılında sahte belge düzenleme suçundan 213 sayılı Kanunun 359/b, 5237 sayılı Kanunun 43, 62, 53... . maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanığın istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz sebepleri; Bölge Adliye Mahkemesi kararında sahte belge düzenleme ve sahte belge kullanma eylemlerinin birbirinden bağımsız ve ayrı suçları oluşturduğu ve birbirine dönüşmeyeceği belirtilmesine rağmen, bu husus kamu düzenine ilişkin kabul edilmeyerek davanın yeniden görülmesi ve hükmün düzeltilmesi nedeni yapılamayacağı sonucuna varılmasının hatalı olduğuna, kararının bozulmasına ilişkindir.

2.Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; kararın eksik incelemeye dayalı olduğu, faturaların ve ticari ilişkinin gerçek olduğuna, kararın bozulmasına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanığın 2016, 20 17... yıllarındaki faaliyetlerinin vergi kanunları yönünden sahte belge kullanma kapsamında sınırlı olarak incelenmesi neticesinde özetle; ilgili firmaların incelendiği dönemlerde düzenledikleri faturaların, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesi uyarınca "gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen sahte belge niteliğinde" olduğunun belirtildiği, sanığın haklarında sahte belge düzenlemekten dolayı vergi tekniği raporu bulunan söz konusu firmalardan ilgili dönemlerde sahte fatura alarak bu faturaları şirketinin yasal defterlerine kaydettiğinin tespit edildiği, böylece sanığın gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlendiğini bildiği belgelerin asıllarını veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak kullandığı, 2016, 2017, 2018, 2019 yıllarında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b maddesinde suç olarak tanımlanan "sahte belge kullanma" fiilini işlediğini, suçun maddi ve manevi unsurlarının mevcut olduğunu, 2018 yılında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b maddesinde suç olarak tanımlanan "sahte belge düzenleme" fiilini işlediği, suçun maddi ve manevi unsurlarının mevcut olduğunun mütalaa edildiği, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik olduğuna kanaat getirilen savunmasına itibar edilemediği belirtilerek sanığın, 2016 takvim yılında 55 adet, 2017 takvim yılında 65 adet ve 2019 takvim yılında 18 adet sahte belgeyi (faturayı) gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi kullanmak ve 2018 takvim yılında kısmi olarak sahte belge (fatura) düzenlemek ve ve kullanmak suretiyle üzerine atılı Vergi Usul Kanunu'na Muhalefet suçunu işlediği kabulü ile sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede; sanık hakkında Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 07/07/2021 tarih ve 2021/1153 iddia sayılı iddianamesindeki anlatımın "2018 takvim yılında sahte belge düzenleme ve 2016 - 2017 - 20 18... takvim yıllarında sahte belge kullanma" suçlarına ilişkin olduğu, .. Denetim Daire Başkanlığı'nın 16/12/2020 tarihli mütalaasının da aynı yönde olduğu, CMK'nın 225. maddesi uyarınca, hükmün konusu iddianamede gösterilen fiilden ibaret olup, yargılama konusu olay açısından Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 19/12/2019 tarih, 2016/12760 Esas ve 2019/9755 Karar sayılı ilamı ve benzer ilamlarında belirtildiği üzere "sahte belge(fatura) düzenleme" ve "sahte belge(fatura) kullanma" eylemlerinin birbirinden bağımsız ve ayrı suçları oluşturduğu ve birbirine dönüşmeyeceği dikkate alınarak sanık hakkında zincirleme olarak sahte belge kullanma ve zincirleme olarak sahte belge düzenleme suçlarından ayrı ayrı hüküm kurulması yerine yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini hukuka aykırı ise de istinaf başvurusununda bulunan sıfatına aleyhe istinaf başvurusu bulunmadığından bu hususun davanın yeniden görülmesi ve hükmün düzeltilmesi nedeni yapılamayacağı gözetilerek yapılan incelemede; ilk derece mahkemesince yapılan yargılamaya, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklara, belgelere ve gerekçe içeriğine, soruşturma ve kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdire göre, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu ve kararda usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

1. Dairemizce de kabul edilen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.10.2022 tarihli ve 2022/11-153 esas, 2022/641 karar sayılı ilamında " sahte belge düzenleme ve kullanma suçlarında failin amaç ve eyleminin birbirinden farklı olması, bu farklı amaçlara ulaşmak için failin tamamen birbirinden ayrı eylemleri gerçekleştirmesi, her iki suçun konusu da vergi kanunlarına göre düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan belgeler olsa bile, bizzat düzenlediği sahte belgeyi, kendi mükellefiyetinin vergi beyanında kullanması hâli hariç olmak üzere somut olayımızda olduğu gibi, tek bir failin her iki suçu işlediğinin iddia edilmesi durumunda, kullandığı belgelerin başka bir sahte fatura düzenleyicisi tarafından hazırlanan belgeler; düzenlediği belgelerin ise kendi mükellefiyetine ya da başka mükelleflere ait belgeleri gerçeğe aykırı olarak doldurmak suretiyle tanzim ettiği veya tamamen sahte oluşturduğu ve üçüncü şahısların kullanması için verdiği belgeler olması, böyle bir durumda da sanığın düzenlediği ve kullandığı belgelerin, yani suç konularının birbirinden farklılık arz etmesi hususları birlikte göz önünde bulundurulduğunda, somut olayda sanığın, sahte belge düzenleme ve sahte belge kullanma suçlarını birbirinden bağımsız şekilde işlediği, sanığın sahte fatura kullanma ve düzenleme suçundan ayrı ayrı cezalandırılmasının yerinde olduğu kabul edilmelidir." şeklinde belirtilen gerekçeye göre sahte belge düzenleme ve sahte belge kullanma suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu ve bu suçların birbirine dönüşmeyeceği gözetilerek; sanık hakkında sahte belge düzenleme ve kullanma suçlarına yönelik değerlendirmenin ayrı ayrı yapılması gerekirken hatalı değerlendirme sonucu eksik ceza tayini,

2.Suç tarihinde yürürlükte bulunan 213 sayılı Kanunun 359/b maddesinde öngörülen hapis cezasının alt sınırının 3 yıl, üst sınırının 5 yıl olmasına rağmen, sanık hakkındaki temel cezanın teşdiden üst sınırın üzerinde “6 yıl” olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 307/4 maddesi gereği kazanılmış haklarının korunmasına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a. maddesi uyarınca Çanakkale 4.Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.06.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2025/3722, K. 2026/5807, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2025-3722-e-2026-5807-k-9077ba51e7c2