Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/7235 E. 2026/6862 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/7235
- Karar No
- 2026/6862
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/104 E., 2022/168 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat DAVA TARİHİ : 03.08.2021 HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacının Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanma, gözaltına alınma, kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmama, Kanuna uygun olarak yakalandıktan sonra beraatine karar verilmesi, yakalama veya tutuklama nedenleri ve hakkındaki suçlamaların kendisine açıklanmaması, hakkındaki arama kararının ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilmesi, tüm malvarlığına el koyulması, yakalama, adli kontrol veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmaması nedenlerine dayanarak ıslah ile 50.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi talebine ilişkin davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, gerekçeli kararda taleplerinin değerlendirilmediğine, haksız yakalama ve gözaltı nedeniyle haklarının ihlal edildiğine, arama ve el koyma kararlarının ölçüsüz ve hukuksuz olduğuna, el konulan tabancalarının iade edilmediğine, tazminat şartlarının oluştuğuna, ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/13913 Soruşturma sayılı dosyası kapsamında 17.07.2016 tarihinde "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" suçundan yakalanarak gözaltına alındığı, Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20.07.2016 tarihli ve 2016/290 Sorgu nolu kararı ile davacı hakkında "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" suçundan "Yurt dışına çıkamamak" şeklinde adli kontrol yükümlülüğü uygulandığı, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan tutuklanmasına karar verildiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 20.04.2017 tarihli ve 2017/11868 Esas Nolu iddianamesi ile davacı hakkında "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme ve silahlı terör örgütüne üye olma" suçlarından kamu davası açıldığı, İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.07.2019 tarihli ve 2018/69 Esas, 2019/216 Karar sayılı kararı ile ""Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme" suçlarından davacının beraatine karar verildiği ve kararın 29.10.2020 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme şerhli gerekçeli kararın davacıya tebliğ edilmediği, kesinleşme tarihinden itibaren gözaltı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı tarafından aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, gözaltı süresinin infaz gördüğü ve mahsuba konu yapılmadığı, davacının beraat ettiği suçlardan hakkında tutuklama tedbiri uygulanmadığı, tutuklamanın silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden uygulanmış olduğu ve davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan ise 7 yıl 13... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın da henüz kesinleşmediği, her ne kadar gözaltına alındığı suç yönünden beraat kararı verilmiş ise de, sonrasında tutuklanmasına karar verilen suç yönünden mahkumiyet kararı verildiğinden, farklı bir suçtan gözaltına alınmış olmasının gözaltına alındığı süreler yönünden tazminata hak kazandıramayacağı anlaşılmakla, şartları oluşmadığından davacı hakkında açılan maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR Temyiz incelemesi sırasında Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede; davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan 7 yıl 13... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 01.12.2020 tarihli ve 2020/961 Esas, 2020/1033 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 18.02.2026 tarihli ve 2022/23911 Esas, 2026/3290 Karar sayılı kararı ile anılan kararın onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
5271 sayılı CMK'nın tazminat istemenin koşulları başlığını taşıyan 142. maddesinde; “Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde” bulunulabileceği hükme bağlanmıştır. Ancak, asıl davanın sonucuna bağlı olmayan ve asıl davada verilecek kararları etkilemeyecek talepler yönünden mutlaka davanın esasıyla ilgili verilen karar veya hükmün kesinleşmesi zorunlu değildir.
Tazminat talebinin dayanağı olan ceza soruşturmasında davacının Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanma, gözaltına alınma, kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmama, Kanuna uygun olarak yakalandıktan sonra beraatine karar verilmesi, yakalama veya tutuklama nedenleri ve hakkındaki suçlamaların kendisine açıklanmaması, hakkındaki arama kararının ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilmesi, tüm malvarlığına el koyulması, yakalama, adli kontrol veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmaması nedenlerine dayanarak CMK'nın 141 inci maddesinin birinci fıkrasının a, b, e, g, i, j ve k bentlerine dayanarak tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacının belirtilen kanun maddelerine dayanarak tazminat talebi ile ilgili olarak asıl davada hüküm verilmesinin veya verilen hükmün kesinleşmesinin beklenmesine gerek bulunmadığı, zira bu hususa ilişkin tazminat taleplerinin asıl davanın sonucunu etkileyici veya asıl davanın sonucuna bağlı olmadığı, Yerel Mahkemece davanın sadece CMK'nın 141/1-e maddesi nedeniyle tazminat davası olarak incelendiği, diğer taleplerine ilişkin olumlu olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmakla, davacının asıl davanın sonucuna bağlı olmayan ve asıl davada verilecek kararları etkilemeyecek diğer talepleri hakkında ilgili delillerin toplanarak ve davacının belirtilen iddialarına yönelik yargılama dosyasının Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde dosya arasına alınarak, gerekçeli kararda CMK'nın 141 inci maddesinin birinci fıkrasının a, b, e, g, i, j ve k bentlerinde belirtilen koşulların oluşup oluşmadığına ilişkin her bir talep yönünden gerekçelendirme yapılmadan eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 01.02.2022 tarihli ve 2022/104 Esas, 2022/168 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.07.2026 tarihinde karar verildi.