Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/7835 E. 2026/6859 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/7835
- Karar No
- 2026/6859
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/713 E., 2025/486 K. DAVA : 466 sayılı Kanun Gereğince Tazminat DAVA TARİHİ : 30.04.2020 HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Onama
Davacının tazminat talebi hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Temyize konu, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 04.06.2025 tarihli ve 32920 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesinde yer alan; "12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ek 1 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.“(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır.” düzenleme gereği miktar itibarıyla temyize tabi olduğu belirlenerek yapılan incelemede, 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle ve davacı vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince, davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutuklama nedeniyle 750.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın yakalama tarihinden işleyecek yasal faizi ile, 995.000 TL adli para cezasının 16.08.1996 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 2,72 TL maddi tazminatın ve 30,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine, Dairemizce; "(...)Davacının, Fatih 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 1995/447 Esas, 1995/571 Karar sayılı dosyada hırsızlık suçundan yargılandığı, bu kapsamda 14.09.1994 tarihinde gözaltına alındığı, 15.09.1994 tarihinde tutuklandığı ve 13.10.1994 tarihinde tahliye olduğu, yargılamanın yenilenmesi talebiyle yapılan başvuru sonunda İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/592 Esas, 2019/585 Karar sayılı dosyasında daha önceki hüküm iptal edilerek, davacı hakkında beraat kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, bu suretle davacının 14.09.1994 - 13.10.1994 tarihleri arasında tutukluluğunun infaz gördüğünün kabulü ile maddi ve manevi tazminat belirlemesi yapılmış ise de, dosya kapsamında davacı hakkında tutuklama müzekkeresi ve tahliye evraklarının bulunmadığı, tutuklamanın infaz görüp görmediğinin, infaz görmüş ise hangi tarihler arasında infaz gördüğünün dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelere göre tespit edilemediği anlaşılmakla, tutuklamanın infaz görüp görmediği belirlenerek sonucuna göre maddi ve manevi tazminat yönünden karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kabule göre de; 1-Gerekçeli karar başlığında dava konusunun ''466 sayılı Kanun gereğince tazminat" olarak belirtilmesi gerekirken ''Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat'' olarak belirtilmesi, 2- Davacı hakkında hırsızlık suçu kapsamında verilen mahkumiyet para cezasına çevrilerek, neticeten 995.000 Lira ağır para cezasına hükmedildiği, bu hükmün yargılamanın yenilenmesi neticesinde iptal edildiği ve davacının suçu işlemediğinin tespiti ile beraat ettiği, bu suretle daha önce hükmedilen 995.000 Lira adli para cezasının infaz edilip edilmediği, infaz edilmişse yargılamanın yenilenmesi neticesinde verilen beraat kararı sonrasında bu paranın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 3-Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda çok eksik manevi tazminata hükmolunması,(...)" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma üzerine yapılan yargılamada İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü ile davacının 14.09.1994 - 13.10.1994 tarihleri arasında 29 gün gözaltında ve tutuklulukta kaldığı süreler için 2,72 TL maddi tazminatın 14.09.1994 tarihinden, 0,995 TL maddi tazminatın adli para cezasının ödendiği 16/08/1996 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 3.000,00 TL manevi tazminatın 14.09.1994 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz sınırı ile kabul edilen tazminat miktarına göre davalı vekilinin temyiz isteminin reddine, davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, hükmedilen tazminat miktarlarının eksik olduğuna, talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının tamamına hükmedilmesi gerektiğine, ilişkindir. Davalı vekilinin temyiz sebepleri; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, davanı süresinde açılmadığına, tazminat şartlarının oluşmadığına, davanın reddine karar verilmesi gerektiğine, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğuna, hükmedilen tazminata faiz işletilemeyeceğine, ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yürütülen yargılama neticesinde, tazminat talebinin dayanağı olan Fatih 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 1995/447 Esas – 1995/571 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının hırsızlık suçundan 14.09.1994 tarihinde gözaltına alındığı, 13.10.1994 tarihinde tahliye edildiği, yapılan yargılama sonunda davacı hakkında 995.000 Lira adli para cezasına hükmedildiği, adli para cezasının 16.08.1996 tarihinde infaz edildiği aynı dosyaya ilişkin İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesine yargılamanın yenilenmesi talebiyle başvurulduğu, mahkemece talebin kabulüyle yapılan yargılama sonunda daha önceki mahkumiyete ilişkin hüküm iptal edilerek, davacının beraatine karar verildiği, beraat kararının 19.02.2020 tarihinde kesinleştiği, bu suretle davacının 29 gün haksız gözaltı ve tutuklu kaldığının kabulüyle, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında sosyal ve ekonomik durum araştırılması yapıldığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun belirlediği haksız tutuklama ve gözaltı nedeniyle hükmolunacak manevi tazminatın belirlenmesinde göz önüne alınacak kıstaslarda dikkate alınarak davacının sosyal durumu, gözaltına alınması ve tutuklanmasına neden olan suçun vasıf ve mahiyeti, gözaltında ve tutuklu kaldığı süre, dönemin verileri ve 01/01/2005 tarihinde paradan altı sıfır atılması da dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR Hükmün verildiği duruşmaya iştirak edip, mütalaa veren Cumhuriyet Savcısının ad, soyad ve sicil bilgilerinin gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi, dava tarihinin "30.04.2020" yerine "23.12.2024" olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım yanlışı olarak kabul edilmiştir.
Davalı vekilinin temyiz isteminin, davacı vekilince temyiz dilekçesinin 15.10.2025 tarihinde verilmesinin ardından 16.10.2025 tarihinde yapıldığı ve bu itibarla kararın katılma yoluyla temyiz olduğu anlaşıldığından, tebliğnamedeki davalı vekilinin temyiz isteminin kesinlik sınırı itibariyle reddine karar verilmesini isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, tazminat miktarının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.10.2025 tarihli ve 2024/713 Esas, 2025/486 Karar sayılı kararında davacı vekili ve davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun, kısmen aykırı olarak oy birliğiyle, TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/4. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.07.2026 tarihinde karar verildi.