Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2026/3975 E. 2026/3025 K. – İhtiyati Haciz

Konu: İhtiyati Haciz Talepli

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/3975
Karar No
2026/3025
Karar Tarihi
Konu
İhtiyati Haciz Talepli

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2026/110 Esas, 2026/726 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2025/148 Değişik İş, 2025/148 K.

Taraflar arasındaki ihtiyati haciz talepli davasından dolayı yapılan yargılamada İlk Derece Mahkemesince verilen karar ile ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiştir.

Ara kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle ihtiyati haciz isteminin teminat karşılığında kesin olarak kabulüne karar verilmiştir.

Davalı vekilinin "ihtiyati haczin alacaklı tarafından süresinde kesin hacze dönüştürülmemesi nedeniyle 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 264. maddesi gereğince hükümsüz hale geldiğinin tespiti, davalı aleyhine konulan tüm hacizlerin kaldırılması" talepli dilekçesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 05.01.2026 tarihli ek karar ile "ihtiyati haczin alacaklı tarafından süresinde kesin hacze dönüştürülmemesi halinde İİK'nın 264. maddesi gereğince kendiliğinden hükümsüz hale geleceği, böylelikle talep eden vekilinin talebindeki hususla ilgili yapılacak bir işlem bulunmadığı" gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi asıl ve ek kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 09.03.2026 tarihli ve 2026/1921 E., 2026/1371 K. sayılı kararıyla temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.

Davalı vekili tarafından işbu Daire kararının düzeltilmesi istenilmiş olmakla her ne kadar dilekçesinde bildirilen 2026/110 E. sayılı Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz yolu görmemiş karar olup yanlış zikredilmiş ise de karar düzeltmeye konu Dairemizin 09.03.2026 tarihli kararı olmakla; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (6100 sayılı Kanun), 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'ndan (1086 sayılı Kanun) farklı olarak kanun yolları arasında karar düzeltme müessesesine yer verilmemiştir.

Yukarıda açıklandığı üzere bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesinden sonra Yargıtay tarafından 6100 sayılı Kanun uyarınca yapılan temyiz incelemesi sonucunda verilen kararlara karşı tarafların karar düzeltme hakkı bulunmadığından davalı vekilinin karar düzeltme isteği niteliğini taşıyan başvurusunun reddi gerekir.

6100 sayılı Kanun'da, istinaf ve temyiz olma üzere iki olağan kanun yolu öngörülmüştür. Mülga 1086 sayılı Kanun’da düzenlenen karar düzeltme müessesine ise yer verilmemiştir. Buna rağmen birçok birçok dosyanın, varolmayan bu yöntem üzerinden yeniden Yargıtay’a gönderildiği sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.

Hak arama hürriyeti veyahut mahkemeye erişim hakkı kapsamında Dairemize intikal ettirilen bu tür dosyalar, Dairemiz esasına kaydedilmekle; müteakiben gelen birçok dosyanın, temyiz inceleme sırasını ötelemenin yanı sıra, kararın kesinleşme sürecini de akamete uğratarak; lehine karar verilen tarafı da mağdur etmektedir.

“Dürüst Davranma” başlıklı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 2. maddesi “herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır” hükmünü amirdir.

Dolayısıyla bölge adliye mahkemelerinin fiilen devreye girmesinden sonra istinaf ve temyiz denetiminden geçen bir kararın her ne ad altında olursa olsun yeniden Yargıtay gündemine taşınması kötüniyetli kanun yolu başvurusu addedilip, talep reddinin yanısıra, para cezası tayinini de gerektirir.

Tartışmalar esnasında; “karar düzeltme ve buna bağlı kötüniyetli başvuruyla ilgili bir yaptırım düzenlenmediğinden disiplin para cezası tayininin” kanunilik ilkesine aykırı olup olmadığı değerlendirilmesi de yapılmıştır. Neticede, olağan kanunyollarından olan temyiz ve istinaf taleplerinin kötüniyetli yapılması halinde bile ceza öngören kanun koyucunun, kanunda hiç yer almayan “karar düzeltme” yoluna özel yaptırım getirmemiş olmasının yegane sebebinin müessesenin kanun metninde yer almamasından kaynaklandığı sonucuna varılmıştır. Doğal olarak kanun metinleri, bünyesinde düzenleyip tarif ettiği hususlara ilişkin düzenlemeler içerir. Dolayısıyla kanunda hiç yer almayan ve dolayısıyla kötüniyetin en bariz şekilde tezahür ettiği bu halin yaptırımdan muaf tutulduğu sonucuna varmanın kanunun özü ve ruhuyla bağdaşmayacağı izahten varestedir.

O halde, kötüniyetle istinaf yoluna başvurmaya dair 6100 sayılı Kanunun 351. ve "Kötüniyetle temyiz" başlıklı 368. maddelerinin atıfta bulunduğu, aynı kanunun 329. madde metinlerinin özünde, mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanıldığı tüm halleri kapsadığı kanaatine varılmakla; haksız ve yersiz talep reddinin yanısıra disiplin para cezasını içeren aşağıdaki hükmün tesisi yoluna gidilmiştir.

KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin karar düzeltme talepli dilekçesinin REDDİNE,

Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi üzerine Yargıtayca verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilmesi mümkün olmayıp karar düzeltme talebinin kötüniyetle yapıldığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun'un 368. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 329. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca karar düzeltme talep eden davalının takdiren 5.000,00 TL disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMASINA, para cezasının İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2026/3975, K. 2026/3025, T. 01.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2026-3975-e-2026-3025-k-f12abdb4bb7f