Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2026/278 E. 2026/4354 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/278
- Karar No
- 2026/4354
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/230 Esas, 2025/1632 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : (Kapatılan)İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/1412 E., 2021/1254 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sigortalısına ait tıbbi ürün emtiasının davalı .... deposuna taşınmak üzere diğer davalıya ait araca yüklendiğini, nakliye sırasında meydana gelen hırsızlık neticesi emtianın hasara uğraması sebebi ile sigortalısının zararı tazmin edilmekle müvekkilinin halefiyet ilkesi gereği davalılardan rücu hakkının doğduğunu, bunun için başlatılan icra takibine davalıların itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı .... vekili cevap dilekçesinde, geçerli bir sigorta sözleşmesine dayanmayan davacının müvekkiline karşı ileri sürebileceği halefiyet hakkının bulunmadığını, iddia olunan zarar ile ilgili olarak müvekkiline usulüne uygun ihbar yapılmadığını, davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, müvekkilinin zarardan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, olduğu kabul edilse dahi tazminatın SDR üzerinden hesaplanması gerektiğini, talep edilen zararın fahiş olduğunu savunarak davanın reddi ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... Tic. ve .... vekili cevap dilekçesinde, hırsızlık olayında müvekkilinin kusur veya ihmalinin olmadığını, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu emtianın dava dışı sigortalı tarafından davacıya nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalandığı, emtianın taşınması için davalı ... ile anlaşıldığı, bu davalının fiili taşıma işini diğer davalı ... ve ...'ya ait araçla yapıldığı, araç sürücüsünün yolu üzerindeki dinlenme tesislerinde aracını park edip ihtiyaçlarını gidermek üzere mola verdiği, mola sırasında araç içerisindeki ilaç emtiasının çalındığı, davacı zararın tamamını istediği ve davalıların ağır kusuruna dayandığından öncelikle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 886. maddesi uyarınca davalıların sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanma hakkının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği, somut olayda davalıların sınırlı sorumluluk imkanından yararlanmasının söz konusu olmadığı, çalınma sebebiyle kayıp olan yükün gerçek değeri üzerinden sorumluluğun belirleneceği, dosyaya sunulu belgelere göre 19.560 adet ilaç emtiası için 2,5051 TL birim fiyat üzerinden 48.999,76 TL hesaplandığı, sigorta poliçesi döviz bazlı olduğu için hırsızlık tarihi olan 24.05.2017 tarihli TCMB döviz satış kuruna göre 1 euronun 3.9931,00 TL olduğu, bu durumda gerçek zararın 12.271,11 euro olduğu, tespit edilen hasar miktarı sigorta poliçesi teminatı ve limiti kapsamında kaldığı, davacı ... yönünden sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortalısına yaptığı ödemenin sigortalının haklarına halef olarak TTK'nın 1472. maddesi uyarınca rücu edebilmesinin yasal koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğünün 2017/34165 sayılı takibe yaptığı itirazın 12.271,11 euro üzerinden iptali ile icra inkâr tazminatına karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, sigortalı zarar sorumlularından ne talep edebilecek ise sigortacının da açtığı rücu davasında onu talep edebileceği, somut olayda dava dışı sigortalının davalılara TTK'nın 875 ve devamı maddeleri uyarınca tazminat davası açabileceği, talep edebileceği tazminat miktarının TTK''nın 880/1 hükmü uyarınca eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanması gerektiği, eldeki davayı dava dışı sigortalı açmış olsaydı, çalınan emtiaya ilişkin faturaların TL cinsinden olması sebebiyle TL üzerinden tazmin talebinde bulunabileceği, bu nedenle dava dışı sigortalıya halef olan davacı sigortacının da eldeki rücu davasında sigortalıya ödediği bedeli değil, sigortalının zarar sorumlularından talep edebileceği para cinsinden zarar bedelini talep edebileceği, zira poliçede yabancı para cinsinden ödeme hükmünün bulunmasının ve sigortacının bu şekilde ödeme yapmış olmasının sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği sigorta sözleşmesinin tarafı olmayan davalıları bağlamadığı, bu durumda halefiyet ilkesi gereği davacının davalılardan TL üzerinden talepte bulunması gerekirken Euro cinsinden takip yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesine göre itirazın iptali davalarında usulüne uygun başlatılmış bir icra takibinin bulunması ve takibe süresi içinde itiraz edilmiş olmasının özel dava şartı olduğu, takibe sıkı sıkıya bağlı itirazın iptaline ilişkin davada usulüne uygun bir icra takibi bulunmadığının kabulü ile davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerekirken kısmen kabulünün doğru olmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, nakliyat emtia sigortası abonman sözleşmesi (blok) kapsamında davacı ... tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelinin, akdî ve fiili taşıyan davalılardan rücuen tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 07.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.