Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/4127 E. 2026/1062 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4127
Karar No
2026/1062
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/154 Esas, 2025/626 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/587 E., 2024/818 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.02.2026 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, diğer ortak ve yönetici kardeşi ... ile oğulları ...ve.....’nun müvekkilini şirketten uzaklaştırmaya yönelik hareketlerde bulunduğunu, taşıma ruhsatlı tabancası bulunan.....’nun kendisini tehdit ettiğini, aynı zamanda kızının da bu iş yerinde çalışmasına engel olunduğunu, davalı şirketin 15.12.2017 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında hem sermaye artırımı yapılması hem de yönetim kurulunda müvekkili ile ...'nun birlikte şirketi temsil etme yetkisi kabul edilmesine rağmen 12.01.2018 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında ...’nun yönetim kurulu başkanı olarak atandığını, görev süresinin 3 yıl olarak belirlendiğini, yönetim kurulu görev süresinin 11.01.2021 tarihi itibari ile sona erdiğini, halen bir yönetim kurulu üyesi bulunmadığını, 09.06.2021 tarihli genel kurul toplantısında da yönetim kurulu tesis edilemediği, davalı şirketin 2 ortağının pay sahibi olup taraflar arasında fikir ayrılığı nedeniyle yönetim kurulunun oluşturulmasının mümkün olmadığını, ...’nun oğlu .....’ya verdiği hukuka uygun olmayan temsil yetkisi ile şirketin temsil edildiğini, 16.06.2020 tarihli ... nolu yönetim kurulu kararıyla öz oğlunu idari ve mali işler müdürü olarak 16.06.2025 tarihine kadar 5 yıllık süreyle atadığını, ancak bunun kanuna uygun olmayan mutlak butlan ile malul olan bir işlem olduğunu, şirkete kayyım atanması gerektiğini, şirketin organsız kaldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 430. maddesine istinaden tarafına bilgi ve belge verilmemiş olması nedeniyle TTK'nın 3 95... . maddeleri esas alınarak yapılacak tespitler için özel denetçiler atadığını, ...’nun tek ortağı ve münferit temsile yetkili olduğu davalı firmaya aynı iştigal konusu ile faaliyette bulunan 15.05.2019 tarihinde bulunan ...İçecek Dağıtım Sanayi ve Dağıtım Ltd. Şti. firmasının sahibi olduğunu, davalı şirketin sahibi olduğu marka ve markaların kardeşi ...’nun kendi kurduğu şirket adına yeni aynı ya da birbirine çok yakın markaların tescil ettirerek kendi adına kullandığını, davalı şirketten %5 temettü dışında hiçbir gelir sağlayamadığını, şirketten istedikleri bilgi ve belgelerin verilmediğini, davalı şirkette muvazaalı / hileli zarara uğratma işlemlerinin arttırıldığını, özel denetim yapılmasının zorunlu olduğunu, TTK'nın 530. maddesi gereğince yönetim kurulunun tesis edilememesi sebebiyle aynı Kanun'un 531. maddesine göre davalı şirketin feshine karar verilmesinin zorunlu olduğunu, şirkette yönetim kurulu bulunmaması nedeniyle tasfiye sürecine girmesi gerektiğini ileri sürerek davalı şirketin fiilen yönetim kurulunun bulunmaması sebebi ile eski yönetim kurulu üyesi ... tarafından haksız, olarak kendi öz oğlu olan ......na vermiş olduğu davalı şirketi münferiden temsil yetkisinin iptal edilerek ya da kaldırılarak öncelikle davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini, bilgi alma veya inceleme istemleri cevapsız bırakıldığından TTK'nın 438. maddesine göre davalı şirkete yönetim kayyımı ya da özel denetçi tayin edilerek şirketin eski yönetim kurulu üyesi olan ... ve oğulları olan...ve ......nun davalı şirkette sigortalı olarak çalışmasından yönetim kurulu üyelerinin ya da yöneticilerinin sorumluluğunun bulunup bulunmadığına yönelik tespit yapılmasına, davalı ...Madensuyu Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin feshine (tasfiyesine) karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının eda davası, tespit davası ve inşai dava niteliğinde üç ayrı dava türünü birlikte açtığını, özel denetçi atanması talebinin ayrı, markaya tecavüzün men-i davasının ayrı, alacak talebinin ayrı ve şirketinin tasfiyesinin ayrı dava olduğunu, özel denetçi atanması ve diğer taleplerin birlikte görülemeyeceğini, 15.12.2017 tarihinde genel kurulun yapıldığını ve müvekkilinin yönetim kuruluna seçildiğini, davacının şirketin faaliyetine engel olmak için çalıştığını, ... ve ...İçecek Ltd. Şti.’nin müvekkili şirket için 50.000.000 TL’nin üzerinde kefalet üstlendiğini, davacının yönetim kuruluna gireceğini aksi halde görev üstlenmeyeceğini beyan etmesi nedeniyle genel kurulda yönetim kurulu seçilemediğini, şirketin organsız kaldığını, fesih yerine davacının şirketten çıkarılmasına karar verilmesinin en uygun çözüm olacağını, ...’nun veya ......nun şirkete kayyım olarak atanmasını talep ettiklerini aksi halde şirketin işleyişini bilmeyen bir kayyımın şirketi zarara uğratacağını, davacıya şirkete ait bilgi ve belgelerin verilmediği iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının 4 kere özel denetçi atanmasına ilişkin dava açtığını, hepsinin reddedildiğini, .....’nun TTK 370/2. hükmü gereğince şirkete müdür olarak atandığını savunarak davacının, şirkette sahip olduğu hisselerin karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değeri ödenmek suretiyle şirketten çıkarılmasını talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile TTK'nın 531. maddesi gereğince davacı ile şirketin diğer ortağı ... arasında güven ilişkisi sarsılmış olup, birlikte ortalığın yürütülmesinin ve kâr elde etme amacının mevcut durum itibariyle gerçekleşmeyeceği, şirketin devamında tarafların iradesinin bulunmadığı, aralarında ihtilaflar bulunduğu, ortaklık iradesinin, el ve gönül birliğinin yitirildiği tespit edilmekle; davalı şirketin davacının şirketten çıkarılarak payının gerçek değerinin ödenmesine ilişkin talebinin şirketin feshedilmesi yerine uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı ...’nun davalı ...Madensuyu A.Ş. ortaklığından çıkarılmasına, davacının payının gerçek değeri olarak bilirkişilerce hesaplanan 51.872.210,19 TL'nin davalı ...Madensuyu A.Ş.'den kararın kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin faaliyette bulunduğu fabrika binası kiralık olup dosyadaki kira sözleşmelerine göre kira sözleşmesinin sonunda mal sahibi belediyeye bırakılacağı için bu taşınmazların pay bedelinin tespitinde nazara alınmamasının doğru olduğu, davacı her ne kadar yönetim idari binası ve sevkiyat/satış ambarı binasına hiç gidilmeyerek buralarla ilgili tespit ve değerlendirmeler yapılmadığını ileri sürmüş ise de bilirkişi raporunda söz konusu adreslere bizzat gidilerek tek tek sayım, fotoğraflama ve ticari defterlerde yer alan kayıtlarla karşılaştırma yapılarak ve buradaki malların nitelikleri nazara alınarak tespit yapıldığının anlaşılması karşısında bu itirazların da yerinde olmadığı, makine mühendisinin makine temalı malvarlığının ikinci el piyasa rayiç değerlerini hem evrak hem de fiziki durum üzerinden sektörel nitelikleri de gözönüne katarak değerlendirmesi sebebiyle yapılan tespitlerin de yerinde olduğu, davacı payının ancak kararın kesinleşme tarihinden itibaren ödenebileceği, davanın birden fazla hukuki sebebe dayalı açılmış olması sebebiyle kısmen ret uyarınca davalı lehine vekalet ücreti tahsis edilmemesinin doğru olduğu, davalı şirketin ticari hacmine göre bedelin taksitlendirilmesine gerek olmadığı gibi ödemenin taksitle yapılmasına yönelik bir uygulama ya da kanuni düzenlemenin de bulunmadığı, hakkaniyet indirimi şeklinde bir indirimin de mümkün olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı şirkete kayyım ve özel denetçi atanması, diğer ortak ve yöneticinin hukuka aykırı eylem ve faaliyetlerinin tespiti, organ yokluğu nedeniyle şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.

B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Mahkemece, bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olan davacının payının gerçek değerine hükmedilmiş ise de, hüküm fıkrasında yazılı olduğu üzere "Şirket ortaklığındaki bilirkişilerce hesaplanan davacı ...’unun payı olan 51.872.210,19 TL gerçek payının davalı ...Madensuyu A.Ş.'nden KARARIN KESİNLEŞME TARİHİNDEN itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsili ile davacıya ödenmesine" karar verilmiş olması yerinde görülmemiş olup, bilirkişi raporuyla karar tarihine en yakın tarihteki payın gerçek değeri belirlendiğinden, hükmedilecek miktarın da karar tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsiline karar verilmesi hakkaniyete uygun olacağından bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacının temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 4. paragrafında yer alan "KARARIN KESİNLEŞME TARİHİNDEN" ibaresinin çıkartılarak yerine “karar tarihinden” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı ...'nden alınarak davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4127, K. 2026/1062, T. 24.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-4127-e-2026-1062-k-34a2c8bfc160