Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/3508 E. 2026/2922 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3508
- Karar No
- 2026/2922
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/397 Esas, 2025/601 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. Asliye ... Mahkemesi SAYISI : 2014/362 E., 2021/675 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı ... Ltd. Şti. (.. Medikal) ile aralarında 01.02.1999 tarihinde bayilik sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin konusunun, bu davalının ürettiği, ürettirdiği ya da satın aldığı ürünlerin üçüncü kişilere satışının yapılması olduğunu, davalı ...'in sözleşmede yer alan fesih sürelerine uymadan ve yazılı bildirimde bulunmadan 31.01.2011 tarihinde kendi internet sitelerinde ".. .. Ofisi değişiyor" başlığı altında ilan yaparak kendileriyle olan sözleşmeyi sonlandırdıklarını ilan ettiğini, bu duyurunun yanında müşterileri diğer davalı ...ne yönlendirecek beyanların yer aldığını, bunun üzerine davalı ...'e ihtarname göndererek bayilik sözleşmesinin devam ettiği halde siparişlerin gönderilmediği bildirilerek müşterilerine ilişkin kayıtların başkalarına aktarılmasının önlenmesinin talep edildiğini, davalı ... ile sözleşme yaptıkları tarihte bu davalıya ait müşteri portföyünün 50 kişiden oluştuğunu ve 65.000,00 USD'ye satın aldıklarını, zaman içinde müşteri sayısını 750'ye çıkardıklarını, davalı ...'in müşteri bilgilerini kontrol altında tutmak için bilgisayar programı kurduğunu, davalının bu bilgisayar programı ile müvekkilini devre dışı bırakarak müşterilere ulaşmasını engellemeye çalıştığını, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını, davalının 750 müşteriye müvekkiline güveni zedeleyici mesajlar attığını, müvekkili şirketin kapandığı ve artık hizmet veremeyeceği, ürünlerin diğer davalı ... tarafından verileceği yönünde mesajlar attığını, bunun üzerine davalı ...'e yine ihtarname gönderdiklerini, davalının ayrıca müvekkilinin bayiliğini aldığı .. marka ürün hakkında ciltte komplikasyonlara neden olacağı yönünde kötüleyici mesajlar attığını, bu nedenle davalı ... hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, davalıların kendi yetiştirdikleri elemanlarını da ele geçirmeye çalıştıklarını, davalıların birlikte hareket ederek müşterilerini yeni kurdukları .. Tıp Merkezi'ne yönlendirdiklerini, davalının bu tutumunun haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı ...'in sözleşmeyi haksız feshetmesi nedeniyle müvekkilinin daha önce satın aldığı malların depolarında kaldığını, bu malların sayım yapılarak geri alınması ve ücretinin de kendilerine ödenmesi için talepte bulunmalarına karşın olumsuz yanıt verildiğini, bu nedenle davalı ...'in yan kuruluşu olan diğer davalı ... Medikal ... Ltd. Şti.'ne (.. Medikal) fatura kesilerek gönderildiğini ancak bir sonuç alınamadığını, müvekkilinin elinde kalan mallardan ötürü 142.686,04 USD zarara uğradığını, davalı ... ile yaptıkları sözleşmenin 3.2 ve 3.3 maddelerine göre bazı satış kotaları belirlendiğini, bu satış kotalarının tutturulması durumunda ciro üzerinden bayiye %1,45 oranında ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını ancak her yıl bu kotayı tutturmuş olmalarına karşın davalının bu ödemeyi yapmadığını, yine sözleşmenin 3.11 maddesine göre 4 ayda bir tali bayilerle yapacakları satış miktarının KDV hariç %5'i oranında ücretsiz ürün verileceğinin kararlaştırıldığını ancak davalının bunu da yerine getirmediğini belirterek davalının haksız rekabetinin önlenmesine, Mahkeme kararının gazetede ilanına, müvekkilinin uğradığı zarar için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşulu ile 5.000,00 TL maddi tazminat ile 70.000,00 TL manevi tazminatın ticari faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen İstanbul 19. Asliye ... Mahkemesinin 2011/358 E. sayılı dosyasının dava dilekçesinde; ... markalı ürünlerin 06.04.2010 tarihinde 12.05.2009 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle müvekkili adına tescil edildiğini, davalıların müvekkili şirketin müşterilerini tek tek arayarak ve kısa mesaj atarak .. markasının .. malı olduğunu ve kullanıldığı takdirde ciltte komplikasyonlara neden olduğunu belirterek müşterilerini tedirgin ettiklerini, markalarının müşterilere kötülendiğini, davalıların bu davranışlarının müvekkilini piyasada zor durumda bırakarak zarar verdiğini, davalılar hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, davalıların müvekkilinin ve bayilerinin müşteri kayıtlarını ele geçirerek müşterilerini kendi şirketlerine yönlendirdiklerini belirterek haksız rekabetin önlenmesine, kararın ilanına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşulu ile 5.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının kendisine teslim edilen mal bedellerini zamanında ödenmemesi nedeniyle mal teslimatı yapılamadığını, davacının fatura ettiği malları ilgili yerlere teslim etmemesi nedeniyle davacı şirket yetkilileri hakkında ceza kovuşturması yapıldığını ve yargılamalar sonucunda yetkililerin hüküm giydiğini, davacının, aralarında yapılan sözleşmeye göre yasak olmasına karşın başka firmaların mallarını da sattığını, davacıya teslim edilen mal miktarı belli olmasına karşın SGK müdürlüklerine bu miktarlardan daha fazla mal teslim etmişcesine fatura düzenlendiğini ve kendi isimlerini kullanılarak haksız kazanç elde edildiğini, davacıya defalarca uyarı yapılmasına rağmen gereğini yerine getirmediğini, bu nedenlerle bayilik sözleşmesinin feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalılar ... Tıp ve .. Medikal asıl davaya cevap vermemiş, davalılar vekili süre uzatım talebinde zamanaşımı defini ileri sürmüş ve yargılama sırasında da davanın reddini savunmuştur.
3.Davalılar vekili birleşen İstanbul 19. Asliye ... Mahkemesinin 2011/358 E. sayılı dosyasının cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili .. Medikal ile dava dışı ... Sağlık arasında 01.02.1999 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, ancak ... Sağlık şirketinin satın aldığı mal bedellerinin ödememesi nedeniyle müvekkilinin haklı olarak mal vermeyi durdurduğunu, bunun üzerine ... Sağlık şirketinin ...'den ithal ettiği ürünleri satmaya başladığını, müvekkilinin sattığı Hollister markasının hemen hemen aynısı olan logo kullanılarak ... markası ürünlerin davacı tarafça satılmaya başlanıldığını, logolar arasındaki aşırı benzerliğin iltibasa neden olduğunu, davacının sattığı malların ...'den ithal edilmiş olması nedeniyle tüketicilerde haklı şikâyetler meydana geldiğini, bu şikayetler üzerine müvekkilinin bu ürünlerin kullanılmasından doğacak sağlık sorunlarından kendisinin sorumlu olmayacağı konusunda müşterileri uyarmak ve bilgilendirmek zorunda kaldığını, davalı şirketin ürünlerinin kötülenmesi ya da olumsuz propaganda yapılmasının söz konusu olmadığını, iltibasa neden olacak şekilde müvekkilinin markasını taklit eden davacının tazminat talep etmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki bu uyarıların davacı şirketten ziyade onun bayisi olan ... Sağlık şirketinin fiilleriyle ilgili olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl davada; davalıların zamanaşımı defini ileri sürdükleri, olayla ilgili Kadıköy C Başsavcılığının 2011/5309 soruşturma sayılı dosyasında delil yetersizliği nedeniyle takipsizlik kararı verildiği, davacının suç duyurusunda bulunduğu 04.02.2011 tarihinde 6762 sayılı Türk ... Kanunu'nun (6762 sayılı TTK) yürürlükte olduğu, 6103 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince işbu davada uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 62. maddesi uyarınca, olayda 8 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağı, buna göre 10.03.2011 tarihinde açılan davanın zamanaşımına uğramadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olduğu, davalı ...'in gerek sözleşme hükümlerine göre gerekse 6762 sayılı TTK m. 133/I hükümlerine göre üç ay önceden ihbarda bulunma koşulunu yerine getirmediği, davalı ...'in fesih nedeni olarak gösterdiği sebeplerden ilkinin, taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre davacının başka firmaların mallarını da satmasının yasak olmasına karşın başka firmalara ait malları sattığı iddiası olduğu, davalının, ... isimli ürünün satışını buna kanıt olarak gösterdiği, bu fesih gerekçesiyle bağlı olarak davacı şirket ortakları .. .. ile .. ..'ın .. Sağlık Ürünleri ... Ltd. Şti. isimli şirketi kurarak kendileriyle haksız rekabete girdiklerini, bunun da davacı ile yaptıkları sözleşmeye aykırı olduğunu ileri sürdüğü, taraflar arasındaki sözleşmenin 2.4 maddesinde, bayinin benzer ürünlerin satış ve ithalatını yapan şirketlerin temsilciliğini veya bayiliğini alamayacağının düzenlendiği, davacı şirketin ortaklarının ... şirketinin paylarını 24.02.2011 tarihinde satın aldıkları, davalı ...'in ise taraflar arasındaki sözleşmeyi en geç 31.01.2011 tarihinde fiilen sona erdirdiği, taraflar arasındaki sözleşmede acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da rekabet yasağının devam edeceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığından davalı ...'in rekabet yasağının ihlaline ilişkin sözleşmeyi fiilen sona erdirme gerekçelerinin hukuken yerinde olmadığı, ayrıca sözleşmedeki rekabet yasağı davacı şirket için öngörülmüş olup, davacı şirket ortakları olan gerçek kişiler için bir rekabet yasağı söz konusu olmadığı, davalı ...'in ikinci fesih nedeninin, davacının kendilerine teslim edilen mal bedellerini zamanında ödememesi olduğu, davalı tarafın bu nedenle mal teslimatının durdurulduğunu belirttiği, bu konuda düzenlenen 03.03.2021 tarihli talimat bilirkişi raporunda, davalı ...'in 19 99... yılları arasındaki ticari defterlerini sunmadığı, 2010 yılında davacı ... Sağlık'ın davalı ...'e satış faturası ve bu faturanın iade faturası bulunduğu, 2011-2014 yılları arasında ise davalı ...'in davacı ... Sağlık'a satışı bulunmadığı, 2010 yılında düzenlenen 4.953,42 TL tutarlı faturanın davalı ... defterinde kayıtlı olduğu, bu fatura ile satılan ürünlerin iade alındığı ve iade faturasının da davalı ... defterinde kayıtlı olduğu, davalı ...'in aynı miktar ürünü diğer davalı ... şirketine de sattığı, bu satışları da defterine kaydettiği, davalı ...'in 20 11... yılları arasında davacı ... Sağlık'a ürün satışı bulunmadığı, satış olmadığı için tahsil edilemeyen mal bedeli de bulunmadığının tespit edildiğini, dolayısıyla davalı ...'in davacının kendilerine teslim edilen mal bedellerini zamanında ödemediğine ilişkin fesih gerekçesinin doğru olmadığı, davalı ...'ın üçüncü fesih nedeninin, davacının fatura ettiği malları ilgili yerlere teslim etmemesi, davacıya teslim edilen mal miktarı belli olmasına karşın SGK müdürlüklerine bu miktarlardan daha fazla mal teslim etmişcesine fatura düzenlemesi ve kendi isimlerini kullanarak haksız kazanç elde etmesi sonucunda, davacı şirket yetkililerinin Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/139 E. ve Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/111 E. sayılı dosyasında yargılandıkları ve hüküm giydikleri iddiası olduğu, Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/139 E., 2007/212 K. sayılı dosyasında yargılanan ve hüküm giyen sanıkların, dava dışı .. .. ve .. ... olup her ikisinin de davacı şirket ortağı değil, davacı şirketin maaşlı çalışanları olduğu, iki sanığın da ceza aldıkları ve kararın kesinleştiği, Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/111 E., 2009/131 K. sayılı dosyasında yargılanan sanığın, dava dışı .. olup davacı şirket ortağı olduğu, bu sanığın beraat ettiği ve kararın da kesinleştiği, Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada davacı şirketin ortağı ..'ın ortağı olduğu başka bir şirketin yetkilisi olarak teslim edilmemiş ilaçların parasını teslim edilmiş gibi göstererek SSK'yı zarara uğratmasından kaynaklı olarak yargılandığı ancak üzerine atılı bulunan eylemini kanıtlayacak yeterli delil bulunmadığından beraatına karar verildiği, Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada, davacı şirketin maaşlı çalışanları olan sanıklar dava dışı .. ve .. ...'ın görevlerinin hastaneleri dolaşarak pansuman yapılması gereken hastalara davacı şirketin satmış olduğu ürünleri pazarlamak ve bunları hastalara uygulayarak göstermek olduğu, bu görevlerini yerine getirmek için davacı şirket çalışanı ve sanık dava dışı ..'ın kayınpederi ..'ndan davacı şirket adına vekâlet aldıkları, bu sanığın doktorlardan birinin imzasını ve kaşesini taklit ederek sahte rapor ve sahte reçete düzenlediği, reçetede adına reçete düzenlenen ..'nun ihtiyacının çok üzerinde 600 tane büyük Restone, 120 tane küçük Restone sağlık malzemesinin yazdırıldığı, bu malzemeleri davacı şirketin alabilmesi için de sahte rapor ve reçeteyi SSK'ya sunduğu maddi vakıası tespit edilerek her iki sanık hakkında da mahkûmiyet kararı verildiği, bu dosyada yargılanan .. .. ve .. ... isimli her iki sanığın da davacı şirketin çalışanları olduğu, dolayısıyla davacının her iki çalışanının eylemlerinden ötürü adam çalıştıranın sorumluluğu esaslarına göre hukuki sorumluluğu bulunduğu, adına reçete düzenlenen ..'nun ihtiyacının çok üzerinde 600 tane büyük Restone, 120 tane küçük Restone sağlık malzemesinin yazıyor olmasında, davacı şirketin reçetelerin SSK'ya verilmeden önce denetlenmesi ve ihtiyaçtan fazla sağlık malzemesinin yazıyor olduğunun tespiti durumunda da söz konusu reçetenin geçerliliğinin araştırılması konusunda özen yükümlülüğü bulunduğu, ancak davacı şirketin düzenlenen reçeteleri incelemediği, bu konuda üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediği ve reçetelerde yazılı olan sağlık ürünlerinin bedellerinin kendilerine ödenmesi için çalışanlarının sahte rapor ve reçeteyi SSK'ya sunmasına bu şekilde denetimsiz olarak onay verdiği, bu durumun acentelik sözleşmesinden kaynaklanan 6762 sayılı TTK'nın 123. maddesine göre acentenin müvekkilinin menfaatlerini koruma yükümlülüğüne, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı BK) 390. maddesine göre vekaleti iyi bir suretle ifa yükümlülüğüne ve 6762 sayılı TTK 20/II'de düzenlenmiş olan basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğüne aykırı olduğu, bu durumda davalı ... şirketinin sözleşmeyi feshinin haklı sebebe dayandığı, davacının haksız rekabet olarak belirttiği davalı eylemlerinden ilkinin, 31.01.2011 tarihinde davalı ... şirketinin kendi internet sitesinde ".. .. Ofisi değişiyor" başlığı altında ilan yapması ve müşterileri diğer davalı ... şirketine yönlendirecek beyanlara yer vermesi olduğu ancak sözleşmenin fiilen haklı feshinden sonra davalının kendi internet sitesinde böyle bir ilan vermesi ve müşterileri yeni antlaşma yaptığı diğer davalı ... şirketine yönlendirmesinde haksız rekabet durumu bulunmadığı, davacının, davalıların kendi yetiştirdikleri elemanları ele geçirmeye çalıştıkları iddiasının kanıtlanamadığı, ... marka ürün hakkında davalı ...'in ciltte komplikasyonlara neden olacağı yönünde kötüleyici mesajlar attığı iddiasına ilişkin olarak, ... marka ürünün bayiliğini alanın davacı ... Sağlık şirketi değil, birleşen davanın davacısı .. Sağlık şirketi olduğu, dolayısıyla ... marka ürün yönünden davacı ... Sağlık şirketi yönünden korunmaya değer bir hukuki yarar bulunmadığı ve bu nedenle davacının bu konudaki haksız rekabet iddiası bakımından aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, davacının, ücretsiz verileceği taahhüt edilen ürünlerin davalı tarafça verilmediği iddiası bakımından, bu durumun haksız rekabet oluşturmayacağı, dolayısıyla davacının haksız rekabete dayalı talepleri ile yine haksız rekabete dayalı maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verildiği, davacının 5.000,00 TL maddi tazminat talep ettiği, davacı vekilinin de verilen kesin süreye rağmen maddi tazminat talebini açıklamadığı, davacının stoklarında kalan mal bedeline ilişkin olarak, vekalet sözleşmesi hükümleri kapsamında davacının 818 sayılı BK 392. maddesine göre elindeki malların bedelini davalıdan isteyemeyeceği, taraflar arasındaki sözleşmede davalı tarafından davacıya stok yapma zorunluluğu getirilmediği ancak sözleşmenin 3.10 maddesinde "Bayi (Davacı), ...'dan (Davalı) satın aldığı emtianın bir kısmının satılamaması ve elinde kalması halinde bu malların iadesini talep edemez. Bu emtia ile ilgili tazminat talebinde bulunamaz." düzenlemesi bulunduğu, davacı tarafça bu konuda 142.686,04 USD zarar olduğunun bildirildiği ancak bu miktarın bilirkişi raporlarına göre yılık satış rakamlarının bile çok üzerinde olduğu, davacının elinde kalan mal miktarının doğru şekilde tespitinin ise davacı şirket defterlerine göre mümkün olmadığı, 25.08.2020 tarihli bilirkişi raporunda davacının 1999 yılından 2007 yılına kadar olan ticari defterlerini bilirkişiye sunmadığı, 2008, 2009, 20 10... yıllarına ilişkin envanter defterlerinin kapanış onaylarının da bulunmadığının tespit edildiği, bu nedenle davacının elinde kalan stok malların miktarını kanıtlayacak durumda olmadığı, 08.06.20 20... .03.2021 tarihli talimat bilirkişi raporlarında da incelemesi yapılan davalı ... defterlerine göre davalı ...'in davacı ile 2009, 2010, 2011, 2012, 20 13... yıllarında bir ticari faaliyetinin bulunmadığı, satılmış bir kısım malların da iade alındığının tespit edildiği, yani sözleşmenin fiili olarak feshedildiği 2011 yılından önce mal alımının tamamen durmuş olduğunun gözüktüğü, 01.09.2013 tarihli bilirkişi raporunda da yine davacı şirketin stoklarında bulunan mallarla ilgili olarak 142.686,04 USD tutarlı fatura kestiklerine ilişkin bir belge bulunmadığının tespit edildiği, bu gerekçelerle davacının stokta bulunan malların bedellerinin iadesine ilişkin tazminat talebinin reddine karar verildiği, davacının, sözleşmenin 3.2 ve 3.3 maddelerine göre bazı satış kotaları belirlendiğini, bu satış kotalarının tutturulması durumunda ciro üzerinden % 1,45 oranında ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, ancak her yıl bu kotayı tutturmuş olmalarına karşın davalının bu ödemeyi yapmadığını belirttiği, sözleşmenin 3.2 maddesine göre; bayi için aylık 28.000,00 USD satış ve 20.000,00 USD alış, yıllık 336.000,00 USD satış, 240.000,00 USD alış tutarında kota tespit edildiği, sözleşmenin 3.3 maddesinde de "Bayi, belirlenen kotayı tutturursa sene sonunda gerçekleştirilen ciro üzerinden Bayi'ye %1,45 tutarında ödeme yapılacaktır." düzenlemesinin bulunduğu, 13.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda, davacının sözleşmede öngörülen satış kotasını aşmadığı, bu nedenle de %1,45 oranındaki prime hak kazanamadığının tespit edildiği, bu gerekçelerle davacının satış kotasına ilişkin tazminat talebinin reddine karar verildiği, davacının diğer tazminat talebinin, tali bayilere yapılacak satış miktarı üzerinden verilecek %5 oranındaki ücretsiz ürün miktarına ilişkin olduğu, sözleşmenin 3.10 maddesinde "Ürün bazında Bayinin tali bayilere yapacağı satış miktarının (KDV hariç) %5 oranında ücretsiz ürün verilecektir." düzenlemesinin yer aldığı, bu konuda alınan 25.08.2020 tarihli bilirkişi raporunda, davacının 1999 yılından 2007 yılına kadar olan ticari defterlerini sunmadığı, 2008, 2009, 20 10... yıllarına ilişkin envanter defterlerinin kapanış onaylarının da bulunmadığının tespit edildiği, dolayısıyla davacının tali bayilere ne kadar mal satışı yaptığı, bu mallarını miktar ve değerinin ne olduğunun tespit edilemediği, hem de envanter defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulmamış olması nedeniyle delil olarak kabul edilmediği, bu nedenle davacının bu konudaki tazminat talebini kanıtlayamadığı; birleşen davada ise; davalıların zamanaşımı definin yerinde olmadığı, uyuşmazlığın, davalı şirketlerin davacının kendi adına tescil ettirdiği ürünlerle ilgili olarak davacının müşterilerine ürünü kötüleyici mesajlar atmasının haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı ve bu mesajlar nedeniyle davacı şirketin maddi ve manevi zarara uğrayıp uğramadığı noktasında olduğu, davalı ... şirketinin, cevap dilekçesinde mesajları kendilerinin attığını kabul ettiği, mesaj örnekleri incelendiğinde "... markalı ürünler ... malıdır. Cildinizde oluşabilecek komplikasyonlardan Hollister sorumlu değildir." yazılı olduğu, davacının ürününün ... malı olduğu, hiçbir tıbbi rapora dayanmaksızın ciltte komplikasyona neden olabileceği uyarısı içerdiği ve davacının ürünü ile ilgisi olmayan davalının ürününün bu durumdan sorumlu olmayacağının belirtildiği, mesajda davacının ürününün ... malı olduğu belirtilerek ve ciltte komplikasyona neden olabileceği uyarısı ile tıbbi güvensizlik yaratıldığı, davalının ürününün bu durumlardan sorumlu olmayacağı belirtilerek de davacı ürünü üzerinde yaratılan güvensizlik üzerinden, davalı ürününün reklamının yapıldığı, iki ürün ambalajı arasında tüketici tarafından karıştırılmaya neden olacak derecede benzerlik varsa davalı ... şirketinin bu konu hakkında yasal yollara başvurması gerekirken, davacı şirket müşterilerine anılan mesajları atmasının, 6762 sayılı TTK'nın 57/I-1 ve 57/I-3 hükümleri kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği, bu gerekçelerle davalı ... şirketine karşı açılan davanın kabulü ile haksız rekabetin tespiti ve ilanına karar verildiği, diğer iki davalının söz konusu mesajları attıklarına ilişkin delil bulunmamakta olup, diğer davalılar ... Tıp ve .. Medikal şirketleri yönünden haksız rekabetin tespiti talebinin reddine karar verildiği, davacının maddi zararının oluştuğuna dair ise yeterli delil bulunmadığı, bu gerekçelerle her üç davalı yönünden de davacının maddi tazminat talebinin reddine karar verildiği, davacının ürünlerinin davalı tarafça kötülenmesinin davacı şirketin ticari itibarını olumsuz etkilediği, bu gerekçelerle davacının mesajları yollayan davalı ... şirketinden manevi tazminat talep edebileceği, davalı şirketlerin tespit edilen yıllık kârları da dikkate alınarak davalı ... şirketi yönünden davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, diğer iki davalı ... ve .. Medikal şirketleri dava konusu mesaj eylemini gerçekleştirmediklerinden ve davalı ... şirketinin haksız rekabet niteliğindeki eylemlerinden de maddi yarar sağladıklarına ilişkin dosyada delil bulunmadığından, bu şirketler yönünden manevi tazminat talebinin reddine karar verildiği gerekçesiyle; asıl davanın reddine, birleşen davada ise davacının davalı ... şirketine karşı açtığı haksız rekabetin tespiti davasının kabulüne, haksız rekabetin tespitine kararın hüküm fıkrasının gazetede yayımlanmasına, davacının davalılar ... Tıp ve .. Medikal şirketlerine yönelik haksız rekabetin tespiti talebinin reddine, davacının her üç davalıya yönelik maddi tazminat talebinin reddine, davacının manevi tazminat davasının davalı ... şirketi yönünden kısmen kabulüne, 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı ... şirketinden alınarak davacıya verilmesine, davalılar ... Tıp ve .. Medikal şirketleri yönünden manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince zamanaşımı def'inin reddedilmesinin yerinde olduğu, davalının davacı ile aralarındaki sözleşmeyi feshettikten sonra, birlikte çalışmaya başlayacağı ... Tıp şirketini müşterilerine duyurması haksız rekabet teşkil etmediği ancak davalı ...'in, birleşen dava davacısı ... şirketinin ...'den ithal ettiği ve davacı ... Sağlık şirketinin pazarlamasını yaptığı ... marka ürün ile ilgili olarak müşterilerine gönderdiği "... markalı ürünler ... malıdır. Cildinizde oluşabilecek komplikasyonlardan Hollister sorumlu değildir." şeklindeki uyarı mesajında, davacının ürününün ... malı olduğu belirtilerek, hiç bir tıbbi rapora dayanmaksızın ciltte komplikasyona neden olabileceği uyarısı içerdiği ve davacının ürünü ile ilgisi olmayan davalının kendi ürününün bu durumdan sorumlu olmayacağının belirtildiği, mesajda davacının ürününün ... malı olduğu belirtilerek, davacı ürünü üzerinden güvensizlik yaratıldığı, ciltte komplikasyona neden olabileceği uyarısı içererek bir başka tıbbi güvensizlik yaratıldığı, davalının ürününün bu durumlardan sorumlu olmayacağı belirtilerek de davacı ürünü üzerinde yaratılan güvensizlik üzerinden kendi ürününün öne çıkarıldığı, davalının bu eyleminin 6762 sayılı TTK'nın 57/1-1 hükmünde yer alan "Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemek" ve 57/1-3 hükmünde yer alan "Kendi şahsi durumu, emtiası, iş mahsulleri, ticari faaliyeti veya ticari işleri hakkında yanlış veya yanıltıcı malumat vermek veyahut; üçüncü şahıslar hakkında aynı şekilde hareket etmek suretiyle rakiplerine nazaran onları üstün duruma getirmek" şeklinde düzenlenen haksız rekabet teşkil ettiği, birleşen dosyada mevcut delillere göre haksız rekabet eylemine konu ... marka ürün birleşen dosya davacısı ... adına tescilli olup bu şirket tarafından ...'den ithal edilmekte ve SGK'ya sunulan bayilik yetki belgesine göre de Türkiye pazarında asıl dava davacısı ... Sağlık şirketi tarafından satışa sunulduğu, bu durumda davalının haksız rekabet eyleminden, ürünü satışa sunan davacı ... Sağlık şirketi de zarar gördüğünden, asıl davanın haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi bakımından kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, asıl davada davacı tarafça haksız rekabetten kaynaklanan maddi tazminat, ciro primi, ücretsiz ürün bedeli ve stokta kalan malların bedeli olmak üzere 4 kalem alacak talebi bulunmakta olup, 5.000,00 TL olarak talep edilen tazminat tutarının davacı vekilince ayrıştırılmadığı, bu nedenle davacının her bir kalem alacak bakımından eşit miktarda olmak üzere ayrı ayrı 1.250,00 TL üzerinden talepte bulunduğunun kabul edildiği, somut olayda davalının haksız rekabet eylemi nedeniyle, davacının uğradığı maddi zarar miktarı tespit edilemediği, ancak davacının uğradığı kazanç kaybı tespit edilmemiş olsa da, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı TBK) 50. maddesi hükmü doğrultusunda davacı lehine bir miktar maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği, davacı tarafça haksız rekabet nedeniyle 1.250,00 TL maddi tazminat talep edilmiş olup, somut olayın özelliklerine göre davacının talebiyle de bağlı kalınarak davacı yararına 1.250,00 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği, diğer yandan davalının dava konusu mesajı, davacı şirket tüzel kişiliğinin ticari itibarını da zedeleyecek nitelikte olduğundan, dava konusu mesajın içeriği, haksız rekabet eyleminin ağırlık derecesi ile hakkaniyet kuralları gözetilerek, davacı yararına 15.000,00 TL manevi tazminat miktarının davacının manevi zararı karşılayacağı sonucuna varıldığı, asıl davada diğer davalılar ... Tıp ile .. Medikal şirketlerinin ise haksız rekabet teşkil eden mesajla ilgileri ve haksız rekabet teşkil eden başkaca bir eylemleri bulunmadığından, bu davalılara yönelik haksız rekabete dayalı istemin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, birleşen davada davacı ... vekilince, aynı olgulara dayalı olarak haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat talep edildiği, davacı ...'in haksız rekabete konu ... ürününün ithalatçısı ve tescilli marka sahibi olduğu, davalı ...'in açıklanan müşterilerine gönderdiği mesaj, içeriği itibariyle haksız rekabet teşkil ettiği, bu nedenle mahkemece eylemin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ve önlenmesi ile davacı yararına manevi tazminata hükmedilmesinin yerinde olduğu gerekçeleriyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kararın kaldırılmasına asıl davanın kısmen kabulü, asıl ve birleşen davada haksız rekabete dayalı maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen dava, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına ... olmadığına, 13.05.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.