Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2025/1059 E. 2025/10764 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2025/1059
Karar No
2025/10764
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/474 E., 2023/2044 K. SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.03.2019 tarihli ve 2018/307 Esas, 2019/112 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında irtikap suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 250/1 ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 03.10.2019 tarihli ve 2019/1668 Esas, 2019/2083 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan ... vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 158/1-d, 35, 52... . maddeleri uyarınca 6 yıl hapis ve 15.000,000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 3. Kararın katılanlar vekilleri, sanık ve müdafi tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 19.02.2020 tarihli ve 2020/350 Esas, 2020/2432 Karar sayılı kararı ile sanığın irtikap suçuna teşebbüsten 5237 sayılı Kanun'un 250/1 ve 35. maddeleri gereğince cezalandırılması gerekirken suç vasfında hataya düşülmesi nedeniyle kararın bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 24.09.2020 tarihli ve 2020/595 Esas, 2020/1303 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 307/4. maddesi uyarınca önceki hükümde direnilmesine karar verilmiştir. 5. Kararın katılanlar vekilleri ve sanık müdafi tarafından temyizi üzerine Dairemizin 10.11.2021 tarihli, 2021/27762 Esas, 2021/10113 Karar sayılı kararı ile direnme hükmü yerinde görülmediğinden, 6763 sayılı Kanun’un 38 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un geçici 10. maddesi gereğince direnme konusunda karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir. 6. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.10.2022 tarihli ve 2021/11-403 Esas, 2022/626 Karar sayılı ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin direnme kararına konu hükmünün, aleyhe olan bozmaya karşı sanığın beyanı alınmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. 7. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 22.06.2023 tarihli ve 2023/474 Esas, 2023/2044 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 307/4. maddesi uyarınca önceki hükümde direnilmesine karar verilmiştir. 8.Kararın Cumhuriyet Savcısı, katılanlar vekilleri ve sanık müdafi tarafından temyizi üzerine Dairemizin 06.03.2024 tarihli, 2023/6221 Esas, 2024/2909 Karar sayılı kararı ile direnme hükmü yerinde görülmediğinden, 6763 sayılı Kanun’un 38 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un geçici 10. maddesi gereğince direnme konusunda karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir. 9.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.05.2024 tarihli ve 2024/11-213 Esas, 2024/174 Karar sayılı kararı ile Ceza Genel Kurulunca 11.10.2022 tarih ve 403-626 sayı ile sanığın savunma hakkının kısıtlanmasına dair usuli eksiklik nedeniyle verilen bozma kararı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyulmak suretiyle sanık hakkında yeniden kurulan mahkûmiyet hükmünün, Ceza Genel Kurulu kararlarına karşı direnme kararı verilemeyeceği yönündeki açık Kanun hükmü karşısında, 5271 sayılı Kanun'un 307. maddesi kapsamında bir direnme hükmü olarak nitelendirilemeyeceği ve yeni bir hüküm olduğu, aksinin kabulünün, hükmün temyizi aşamasında Özel Dairece incelenmesi gereken hususun; temyizin kapsamının belirlenerek Bölge Adliye Mahkemesince bozma üzerine kurulan mahkûmiyet hükmünün gerek hukuka uygunluk gerek uygulama yönünden Ceza Genel Kurulunca denetlenmesi sonucunu doğuracağı, bu aşamada Özel Dairenin bir önceki bozma ilamına atıf yapılarak yeniden kurulan hükmün bir direnme kararı olarak kabul edilmesinin ve dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince Ceza Genel Kurulunun bozma ilamı üzerine kurulan mahkûmiyet hükmünün temyiz incelemesi yapılması için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Cumhuriyet savcılarının temyiz istemleri, sanığın kamu görevlisinin nüfuz ticareti suçundan cezalandırılması gerekirken verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 2. Katılan ... vekilinin temyiz istemi, teşebbüs uygulamasının ve direnme kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, 3. Katılan ... vekilinin temyiz istemi, direnme kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, 4. Sanık müdafiinin temyiz istemi, temel cezanın teşdiden belirlenmesine, takdiri indirim uygulanmamasına, suç unsurları oluşmadığı ve sanığın cezalandırılmasına yeter delil bulunmadığından beraat yerine usul ve yasaya aykırı karar verildiğine, resen nazara alınacak sebeplerle verilen kararın bozulması gerektiğine, İlişkindir. III. GEREKÇE İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan ve katılanın kiracısı olan sanığın, 02.07.2018 tarihinde cep telefonundan katılana "abi müsait olunca haber eder misin" şeklinde mesaj attığı, katılanın da sanığa geri dönüş yapınca, sanığın, katılanın TC numarası ve kimlik bilgilerinin yazılı olduğu bir belgenin fotoğrafını göndererek "bu kişi sen misin" diye sorduğu, katılanın da evet deyince sanığın WhatsApp üzerinden katılanı arayarak, elinde ... terör örgütüyle ilişkili bir dosyanın olduğunu, katılanın ve ailesinin isimlerinin dosyada yer aldığını, durumun ciddi olduğunu söylediği ve katılanı İstanbul Emniyet Müdürlüğünün karşısındaki metro çıkışı önüne çağırdığı, görüşme esnasında sanığın katılana, daha önceden gönderdiği kimlik bilgileri, ismi, katılanın eşinin, ağabeyi ve ağabeyinin oğlunun isim ve kimlik bilgileri ile banka hesapları, sosyal medya hesapları, telefon ve takip dinlemelerinin bulunduğu bir belge göstererek "şu anda emniyet kaynıyor. Hatta bir bakanın da ismi geçiyor, arkadaşım olan iki polis memurunun da ismi geçiyor, hatta bunları da alabiliriz, daha kimler kimler var, ...'den aldığımız adamları en az dört ay aşağıda tutuyoruz ve işkence yapıyoruz, sana sıkıntı olur, ailende memur olmak isteyen varsa onlarda memur olamaz sicilleri bozulur" şeklinde cümleler sarf ederek, katılana terör örgütü üyeliği gibi ağır bir suçlamayla karşılaşması ihtimali üzerinden yoğun bir psikolojik baskı kurmaya çalıştığı, sonrasında katılana mesaj çekerek "abi buradan iki kişinin numarası çıkmış, dediğim birinin babasının numarasıymış, 300,000,00 TL kredi çekmiş, müdüre gitmiş, babasına ait herşeyi kaldırtmış, şimdi sana böyle bir şey yapsak nasıl götüreceğiz müdüre bilmiyorum, bu şekilde ayarlıyorlar abi, senin ailen de var, sen dört kişisin 300,000TL'ye bitirebilir miyiz bilmiyorum, çok zor ama elimden geleni yapacağım" şeklinde mesajlar atarak, katılandan 300,000,00 TL parayı getirmeye ikna etmeye çalıştığı, katılanın o kadar parasının olmadığını, bulmasının da mümkün olmadığını söyleyince sanığın "en azından yarısını getir, geri kalanı için de şimdi müdüre gün verelim" dediği, bu mesajla iletişimin akabinde sanığın, mesaj içeriklerini her iki tarafın da göremeyeceği şekilde sildiği, ancak katılanın yazışmaların ekran görüntülerini kayıt altına aldığı, ayrıca bu yazışmaları arkadaşı tanık A.T. ile de paylaştığı, bunun üzerine tanığın konunun dolandırıcılık olmasından şüphelenerek siber suçlarla mücadele şube müdürlüğünde polis memuru olan arkadaşı tanık M.A.Ü.'yü aradığı, katılan ve tanıkların 03.07.2018 tarihinde buluştuğu, durumu anlattıklarında polis memuru olan tanık M.A.Ü.'nün para karşılığı dosya kapatma gibi bir durumun asla mümkün olmayacağını söylediği, katılanın, sanığın WhatsApp profil fotoğrafını tanığa gösterdiği, tanığın simaen tanıdığı şahsın sanık olduğunu anladığı, söz konusu durumun Siber Suçlarla Mücadele Şube müdürü olarak görevli tanık Ö.K.'ye aktarıldığı ve WhatsApp yazışmalarının görüntülerinin gönderildiği, katılanın, sanıktan para istemesi nedeniyle şikâyetçi olduğunu söyleyince asayiş şube müdürlüğünce gerekli işlemlerin başlatıldığı, güvenlik güçlerince gizli bir çalışma yapılarak sanık ile katılan arasında bir buluşma planlandığı, katılanın 05.07.2018 tarihinde sanığı aradığı ve bir kafeye çağırdığı, sanığın 13:50 sıralarında güvenlik güçlerince gerekli tedbirlerin alındığı kafeye geldiği, katılanın içerisinde önceden seri numaraları tespit edilen 10,000 doların bulunduğu siyah çantayı sanığa verdiği, sanığın çantayı alarak masadan kalktığı ve çıkışa yöneldiği esnada güvenlik güçlerince suç üstü halinde yakalandığı, bu durumun kamera kayıtlarıyla da sabit ve tutanağa bağlandığı, bu suretle sanığın üzerine atılı icbar suretiyle irtikap suçuna teşebbüs suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Sanığın olay tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde polis olarak görev yaptığı, katılanın ... terör örgütüyle alakalı hakkında işlemler yapılacağından bahisle dosyayı kapatmak için para ayarlaması gerektiğini müteaddit zamanlarda söylediği, Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün ... tahkikatlarında görevli olmadığı, ancak katılandan bu konudaki toplumsal hassasiyet de dikkate alındığında hangi şubelerin ne tür soruşturmalarda görevli olduğunu bilmesinin beklenemeyeceği, tanık ...'ın beyanına göre de bu işlemlerle ilgili de HTS analizleri yaptığını beyan ettiği, sanığın gerek yüz yüze görüşmelerinde kullandığı ifadeler, gerekse telefon üzerinden gönderdiği mesajların sayısı, içerikleri ve birbirini tamamlayan özellikleri itibarıyla, katılanın iradesini baskı altına almaya elverişli olduğu, dolayısı ile sanığın manevi cebir sayılması gereken söz ve davranışlar sergilediği katılan üzerinde baskı kurarak, kendisini para vermeye zorladığı, ancak katılanın kolluk güçlerine haber vermesi nedeniyle yakalandığı bu nedenle fiilinin teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmakla, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 250 nci maddesinin birinci fıkrası ve 35 inci maddeleri gereğince cezalandırılması gerektiğinden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin kararı yerinde görülmemiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 22.06.2023 tarihli ve 2023/474 Esas, 2023/2044 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.07.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2025/1059, K. 2025/10764, T. 09.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2025-1059-e-2025-10764-k-0168f0855d91