Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2022/1645 E. 2025/5654 K. – Başkalarına Ait

Konu: Başkalarına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerini Kullanma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2022/1645
Karar No
2025/5654
Karar Tarihi
Konu
Başkalarına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerini Kullanma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/986 E., 2020/1479 K. SUÇ : Başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Milas 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 18.01.2019 tarihli ve 2017/339 Esas, 2019/42 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereği beraatine karar verilmiştir. 2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 09.09.2020 tarihli ve 2019/986 Esas, 2020/1479 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun kabulü ile duruşmalı yapılan yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206 ıncı maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkrası ile 53 üncü maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; hakkındaki mahkumiyet hükmünü temyiz ettiğini belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. III. GEREKÇE 1. 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması böylece bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir. 2.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.04.2014 tarihli 2013/9-542 Esas ve 2014/153 Karar sayılı kararında ayrıntılı olarak açıklandığı ve Dairemizin yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere; 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesindeki “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunun oluşabilmesi için, yalan beyanın resmi belge düzenleme yetkisine sahip kamu görevlisine yapılmış olması gerekmektedir. Resmi bir belgenin düzenlenmesi sırasında beyanda bulunacak kişinin gerçeği söyleme zorunluluğu vardır. Kişinin beyanı üzerine düzenlenen resmi belgenin bu beyanın doğruluğunu ispatlayıcı nitelikte olması, bir başka ifadeyle beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılmasının zorunlu olmaması şarttır. Aksi halde kişinin beyanı yeterli olmayıp, bu beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılması zorunluysa ve bu araştırma sonunda bildirimin gerçeğe uygun olmadığı belirlenirse, kişinin beyanına itibar edilemeyeceğinden ve kişinin beyanını içeren belge, ispat aracı olarak kullanılamayacağından anılan maddedeki suç oluşmayacaktır. Bununla birlikte, suçun oluşması için sanığın beyanda bulunması yeterli olmayıp, sanığın beyanı üzerine kamu görevlisi tarafından bir belgenin de düzenlenmesi gerekmektedir. 3.Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, sanığın hakkında yapılan soruşturmayı engellemek amacıyla mağdurun kimlik bilgileriyle kendini tanıtarak Milas 4.Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/723 E. 2016/8 K. sayılı dava dosyası ile hakaret, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarından dolayı mağdur ... hakkında dava açılmasına sebebiyet verdiği, yargılama sırasında eylemi gerçekleştiren kişinin mağdur ... olmadığının anlaşılması üzerine Mahkemece 21.01.2016 tarihli karar ile ...'in CMK'nın 223/2-b maddesi uyarınca beraatine, müşteki ... ...'e karşı işlenen suçlar yönünden sanık ... hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin seri muhakame usulüne tabi 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; TCK'nin 206. maddesi uyarınca kurulan hükümde, 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 23 üncü ve 24 üncü maddeleri ile düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 250 ve 251 inci maddelerindeki "Seri Muhakeme Usulü” ve “Basit Yargılama Usulü'nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendi ile "01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklinde sınırlama getirilmiş ise de; hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden hükümden sonra; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdiren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.05.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2022/1645, K. 2025/5654, T. 07.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2022-1645-e-2025-5654-k-c8b8f79101d4