Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/2008 E. 2024/355 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/2008
- Karar No
- 2024/355
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/411 E., 2016/18 K. SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Bakırköy 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2015/411 Esas, 2016/18 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; a. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ve müdafiinin temyiz istekleri; sanığın yargılama konusu suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmesi talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın, olay tarihinde Viyana'ya gitmek için havalimanına gittiği, havalimanı görevlilerine ibraz ettiği Ö.D. ismine düzenlenmiş T.C. pasaportu ile aynı isme düzenlenen ... sefer sayılı...-Viyana biniş kartının sahteliğinden şüphelenilmesi üzerine usulen yapılan üst aramasında K.A. adına düzenlenmiş fakat üzerinde kendisinin fotoğrafı bulunan nüfus cüzdanının bulunduğu, sanık hakkında sahtecilik suçundan kolluk tarafından ifade alınması sırasında sanığın kimliğini, gerçek bir kişi olan C.A. olarak beyan ettiği ve bu isimle şüpheli sıfatıyla ifade verip tutanağı imzaladığı, akabinde polis memurlarının bu durumdan da şüphelenmeleri üzerine yaptıkları araştırma neticesinde sanığın gerçek kimliğinin tespit edildiği anlaşılmıştır. 2. Sanık, kovuşturma aşamasında üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir. 3. Emniyet Genel Müdürlüğü... Kriminal Polis Labaratuvarı Müdürlüğü tarafından tanzim olunan, 01.06.2015 tarihli; "... Türkiye Cumhuriyet Pasaportunun 2. sayfasında halen mevcut fotoğraf baskılarının evvelce mevcut orjinal fotoğraf baskılarının silinmesinden sonra sahte olarak oluşturulduğu, 60. sayfasında bulunan (127) nolu çıkış mühür izinin sahte olduğu, 5. sayfasında yapışık 025151529 seri nolu vize pulundaki fotoğraf baskısının silinmesinden sonra sahte olarak oluşturulduğu, ... ... seri nolu nüfus cüzdanında halen mevcut fotoğrafın evvelce aynı yerdeki fotoğrafın sökülmesinden sonra tahrifen yapıştırıldığı, ... sefer sayılı.../Vienna hattı için düzenlenmiş biniş kartının ön yüzüne basılı 127 numaralı çıkış izinin sahte olduğu, ... yapılan sahteciliklerin ilk nazarda ve kolaylıkla fark edilemeyecek nitelikte olması sebebiyle aldatma kabiliyetini haiz olduğu," görüşünü içerir Uzmanlık Raporu dava dosyasında mevcuttur. 4. Mahkemece suça konu belgeler üzerinde, sanık ve müdafiinin hazır olduğu 21.01.2016 tarihli celsede inceleme yapıldığı, özellik ve unsurlarının tutanağa yansıtıldığı, gerekçeli kararda belgelerin aldatıcı niteliklere haiz oldukları kanaatinin açıklandığı ve belge asıllarının denetime imkân verecek şekilde dava dosyasına eklenerek gönderildiği belirlenmiştir. 5. Sanığın ibraz ettiği pasaport, biniş kartı ve nüfus cüzdanının sahteliğinden şüphelenilmesi üzerine görevli kolluk güçlerine ismini C.A. olarak beyan ettiği ve sahtecilik suçundan C.A. adıyla şüpheli sıfatıyla ifadesinin alındığı, ifade tutanağının bu isimle tanzim edildiği ve gerek kolluk güçleri gerekse sanık tarafından tutanağın bu şekilde imzalandığı, sanığın gerçek kimlik bilgilerinin, kolluk güçlerince yapılan araştırma neticesinde tespit edildiği saptanmıştır. 6. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir. IV. GEREKÇE Güncel adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkûmiyet bulunan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin altıncı fıkrası gereği tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de temyiz edenin sıfatı karşısında aleyhe temyiz bulunmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden 1. Olay ve Olgular başlığı altında (3), (4) ve (5) numaralı paragraflarda ayrıntılarına yer verilen deliller ile tüm dava dosyası kapsamı itibarıyla sanığın üzerine atılı suçun sübuta erdiği anlaşılmakla, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. 3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu Yönünden 1. Yargılama konusu suç yönünden hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması nedeniyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Kabul ve uygulama yönünden; 28.06.2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer verilen; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde verilen adlî para cezasının ödenmemesi durumunda hapse çevrileceğine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden Gerekçe bölümünde (A) paragrafında açıklanan nedenlerle Bakırköy 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2015/411 Esas, 2016/18 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu Yönünden Gerekçe bölümünde (B) paragrafında açıklanan nedenlerle Bakırköy 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2015/411 Esas, 2016/18 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.01.2024 tarihinde karar verildi.