Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/15500 E. 2026/4184 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/15500
Karar No
2026/4184
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/194 E., 2025/1243 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 20. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/237 E., 2024/144 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı işyerinde işe başladığı 01.10.2001 tarihi ile işten çıkarıldığı 31.08.2012 tarihine kadar geçen çalışma süresi boyunca maaşının asgari ücret üzerinden gösterildiğini, müvekkilinin Genel Müdür Yardımcısı pozisyonunda çalıştığını, aylık ücretlerinin 01.10.2001 - 31.12.2001 tarihleri arasında 3.500,00 TL, 01.01.2002 – 31.12.2002 tarihleri arasında 4.000,00 TL, 01.01.2003 – 31.12.2003 tarihleri arasında 4.500,00 TL, 01.01.2004-31.12.2004 tarihleri arasında 5.000,00 TL, 01.01.2005 – 31.12.2005; 01.01.2006 – 31.12.2006; 01.01.2007 – 31.12.007; 01.01.2008 – 31.12.2008 tarih aralıklarında 5.500,00 TL, 01.01.2009 – 31.12.2009; 01.01.2010 – 31.12.2010; 01.01.2011- 31.12.2011; 01.01.2012 – 31.08.2012 tarihleri arasında ise 6.000,00 TL’sı olduğunu belirterek prime esas gerçek ücretlerinin tespiti ile bu çalışmalarına ait yatırılmayan primlerin işverenden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurumun davada fer’i müdahil olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200’üncü maddesinde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarında yazılı delil aranması gerektiğini, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında da yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille ispat edilmesi gerektiğinin belirtildiğini beyanla davanın reddini istemiştir. 2. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının eksik yatırılan primlerinin davalı şirketten tahsiline karar verilmesi yönündeki talebinin eda davasında ileri sürülebilecek bir talep olduğunu, bu durumun tespit davasının ruhuna aykırı olduğunu ileri sürerek davanın usulden reddinin gerektiğini, davacının 10.01.2002 tarihinden itibaren müvekkili şirketin ..’da bulunan işyerinde mağaza müdürü olarak çalışmaya başladığını bir süre sonra talebi üzerine .. AVM’de bulunan .. Mağazasının işletmeciliğinin kendisine verildiğini, hem bu işletmeyi idare ettiğini hem de arta kalan zamanlarda kısmi olarak müvekkili şirkette görev yaptığını, aslında davacının kardeşinin/eşinin ortak göründüğü .. Grup Mağazacılık Ayakkabı Deri Tekstil İnşaat San Tic Ltd Şti’de çalıştığını, şirketin sahibi olduğunu hatta 05.05.2014 tarihli Türkiye ... Sicili Gazetesinin ... no’lu nüshasında şirketteki tüm hisseleri devralarak şirketin tek sahibi ve yetkilisi olduğunun ilan edildiğini, hatta davalı şirket ile işletmeci arasındaki akdi yükümlülükler nedeniyle davacının da hissedar olduğu taşınmazın ipotek alındığını, ipoteğin paraya çevrilmesi için icra takibi başlatıldığını, bunun üzerine davacının haksız taleplerde bulunmaya başladığını, davacının en son aya ilişkin ücretinin 940,50 TL olduğunu, imzalı bordroda gösterilen kalemler haricinde elden hiç bir ücret ödemesi yapılmadığını, davacının çalışma süresi içinde her türlü prim ödeme ve diğer yasal kesintilerin 940,50 TL aylık ücret üzerinden ilgili Kuruma düzenli ve eksiksiz olarak ödendiğini belirtilerek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının prime esas asgari kazanç ücretinin tespitine ilişkin iddiasını ispata yarayacak imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları gibi belgelerin olmadığı, yazılı delil başlangıcı sayılabilecek kayıtların bulunmadığı, Yargıtay yerleşik içtihatlarında belirlenen kriterler dahilinde iddiasını ispatlayamadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Bakırköy 20. İş Mahkemesinin 03.10.2024 tarihli, 2017/237 Esas - 2024/144 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının davalı işveren bünyesinde genel müdür yardımcısı olarak çalıştığının davacı tanık beyanları ve dosyaya sunulan .. Noterliğinin 05/06/2012 tarihli, noter onaylı istihdam teyidi yazısı ile ortaya konulduğunu, 10 yıl, 6 ay, 17 gün süre ile genel müdür yardımcısı olarak çalışan davacının asgari ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yapılan emsal ücret araştırmaları ve dinlenen tanık beyanları ile de davacının alabileceği maaşın asgari ücret olmadığı ve talepleri gibi olduğunun ortaya konulduğunu, Banka kayıtlarında 03.09.2007 - 28.02.2008 tarihleri arasında yapılan ödemelerde herhangi bir açıklama yer almadığını, anılan ödemelerin değişkenlik arzettiğini, 05.02.2009 - 14.07.2012 tarihleri arasında bankaya maaş açıklaması ile yapılan ödeme tutarlarının ise asgari ücret seviyesinde olduğunu, davacının asgari ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu dikkat alındığında dosyaya sunulan bir kısım imzalı ücret bordrolarının ve Kuruma asgari ücret üzerinden yapılan bildirimlerin gerçeği yansıtmadığını, Mahkemeye sunmuş oldukları tüm itirazlarını tekrar ettiklerini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının eksik ödenen ücreti nedeni ile davalı Kuruma eksik bildirilen prime esas kazançlarının tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/15500, K. 2026/4184, T. 08.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-15500-e-2026-4184-k-a4ddab29579f