Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/15281 E. 2026/5985 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/15281
- Karar No
- 2026/5985
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/878 E., 2025/699 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/413 E., 2024/268 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava, birleşen dava ve talep artırım dilekçesinde özetle; sigortalının 25.09.2021 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazada müvekkilinin kusuru olmadığını, iş kazası nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya bağlanan gelir için müvekkili şirket aleyhine açılan davanın kesinleştiğini, bu kapsamda davalı şirket tarafından icra dosyasına ödeme yapıldığını, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından açılan bu davada davacının 21.06.2015 tarihli iş kazasında %50 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, bağlanan gelirin maddi tazminattan mahsubu gerektiğini, davalının kazada kusuru bulunmadığından manevi tazminattan da sorumluluğu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "A) Asıl davanın kabulü ile 1-898.408,53 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi 21.06.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-60.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21.06.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, B) Birleşen davanın feragat nedeniyle reddine" şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamından kazanın, davacının davalı işyerinde sütunlu matkap tezgahında çalışırken elinde giymiş olduğu eldivenini dönen matkaba kaptırması sonucu sol el baş parmağının birinci boğumdan kopması sonucu yaralanması şeklinde meydana geldiğinin anlaşıldığı, Sosyal Güvenlik Kurumu 28.07.2016 tarihli denetmen raporunda, davacı işçinin %50, işverenin %50 oranında kusurlu bulunduğu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2019/1189 Esas, 2020/1183 Karar sayılı kararı ile kesinleşen Ankara Batı 1. İş Mahkemesinin 2017/772 Esas, 2019/99 Karar sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davalı işveren aleyhine açılan rücuan tazminat davasında alınan 16.07.2018 tarihli kusur raporunda da aynı oranların benimsendiğinin görüldüğü, hükme esas alınan ve alanında uzman iş güvenliği uzmanları tarafından düzenlenen 11.09.2022 tarihli kusur heyeti raporunda, davacı tarafın %50 oranında, davalı tarafın %50 oranında kusurlu bulunduğu, somut olayda hükme dayanak alınan bilirkişi heyeti raporunun, 6331 sayılı Kanun'un öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususları ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyetini ve oranını hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptadığı, tarafların sosyal ekonomik halleri, iş kazasının meydana geldiği tarih, tarafların kusur durumları, davacının sürekli iş göremezlik oranının niteliği ile davacının iş kazasına uğramakla manevi varlığında meydana gelen kayıp gözetildiğinde, Mahkemenin takdir edilen manevi tazminat miktarına ilişkin kararının isabetli olduğu gerekçesiyle; davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1) b) 1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.Kusur oranlarının hatalı olduğunu, bilirkişi raporundaki tespitlerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalının tüm çalışanlarına ve davacıya gerekli koruyucu ekipmanları sağladığını, iş güvenliği eğitiminin verildiğini, davalının tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacının gerekli eğitimleri almış bir işçi olarak üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, makineleri kurallara uygun şekilde kullanmadığını, kendisine tesis edilen koruyucu donanımı doğru kullanmadığını, makine kullanımında bir tehlike ile karşılaştığında işverene derhal haber vermediğini, kusurun hatalı belirlendiğini, bu halde hesap raporu alınamayacağını, b.Davacının manevi tazminata ilişkin delil sunmadığını, buna rağmen manevi tazminata hükmedildiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. b.6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. c.Dosya içeriğine göre, temyize getirilen miktarlar dava tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Manevi tazminata yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE, Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.