Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/8873 E. 2026/6002 K. – Meslek Hastalığ
Konu: Meslek Hastalığından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/8873
- Karar No
- 2026/6002
- Karar Tarihi
- Konu
- Meslek Hastalığından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/421 E., 2024/982 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/173 E., 2023/296 K.
Taraflar arasındaki meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 10.03.2010-29.02.2016 tarihleri arasında davalı işverenin ../.. adresinde bulunan fabrikasında asgari ücret karşılığında kot taşlama işçisi olarak çalıştığını, müvekkilinin davalı şirketin kot ürettiği fabrikada çalıştığı süre boyunca kot yıkama arabalarının boşaltılması, taş arabalarının taşınması, taş arabasına ve kotların yıkandığı makinalara taş yüklenmesi gibi işleri yapmak zorunda kaldığını, ilgili makinelere 50-60 kg arasında çuvalda bulunan taşları yükleyerek kotların taşlama işlemlerini yaptığını, davacının her gün 200-300 çuval taş taşıdığını, taş taşınan araçları doldurup boşalttığını ve makinelerin içerisine yüklemek zorunda kaldığını, bu çalışmasından dolayı bel fıtığı olduğunu, davacının davalı iş yerinde çalışmaya başladıktan yaklaşık 5 yıl sonra 07.07.2015 tarihinde .. .. Hastanesinde bel ağrısı şikayetiyle gittiğini, kendisine bel fıtığı teşhisi konulduğunu, .. .. Hastalıkları Hastanesinde 04.05.2016 tarihinde yaptığı başvuruda tekrar bel fıtığı tanısı konulduğunu ve bunun üzerine müvekkili davacıya 11.07.2016 tarihinde .. .. Devlet Hastanesinde Engelli Sağlık Kurulu Raporu verildiğini, davacının ilgili raporları davalı işverene ibraz ettiğini ve hastalığı nedeniyle davalı işveren tarafından iş akdinin sona erdirildiğini, davacının bu şekilde hasta olmasında davalı işverenin tamamen kusurlu olduğunu, müvekkili davacının gündelik işlerini görmekte dahi zorlandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminat ve 100.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin .. fabrikasında kot kumlama veya kot taşlama gibi bölümleri bulunmadığını, davacının bu bölümlerde değil, yıkama bölümünde yıkama makinası operatörü olarak çalıştığını, müvekkili şirketin gelişen teknolojiyi takip etmesi ve uluslararası standartlarda üretim yapması nedeniyle üretim kısımlarında kot kumlama veya kot taşlama gibi işlemlerin yapılmadığını ve dolayısıyla bu işlemlerde kullanılan kimyasalları fabrikada bulundurmadığını, davacının çalışmış olduğu işin iddia edildiği şekilde ağır bir iş olmadığını, bel fıtığı meslek hastalığına sebebiyet vermesine imkan olmadığını, öncelikli olarak işçiler tarafından taşınan çuvalların 25 kg ağırlığında olduğunu ve her bir çuvalın iki kişi tarafından taşındığını, bir işçinin günde ortalama 2 çuval kaldırdığını, davacının her gün 200-300 çuval taş taşıdığı iddiasının doğru olmadığını, yıkama bölümünde; bez yıkama, sülfit yıkama, hiypo yıkama, taş yıkama işlerinin yapıldığını, taş yıkama işinin yıkama prosesinin sadece % 30'unu oluşturduğunu, müvekkili şirkette yıkama bölümünde yaklaşık 105 işçinin çalıştığını ve bu işçilerin 30'unun kadın işçilerden oluştuğunu, davacının müvekkili şirkette çalıştığı işten dolayı bel fıtığı meslek hastalığına yakalanma ihtimalinin bulunmadığını, davacının hastalığının meslek hastalığı olarak tespit edilebilmesi için işçinin yapmış olduğu iş ile hastalığı arasındaki illiyet bağını kanıtlaması gerektiğini, müvekkili şirketin davacının yakalanmış olduğu bel fıtığı hastalığında herhangi bir sorumluluğunun ya da ihmalkarlığının bulunmadığını, davacının hiçbir şekilde iş değişikliği talebinde bulunmadığını, buna rağmen müvekkilinin davacıya iş değişikliği teklifinde bulunduğunu, fakat davacının bu değişikliği kabul etmeyerek iş akdini feshettiğini belirtilerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulunun 20.01.2022 tarih ve 243 sayılı kararında, davacının L4-S1’de diskopati hastalığının mevcut olduğu, hastalığının meslek hastalığı olarak değerlendirilmediği, çalışma ortamı koşulları nedeniyle doğal seyri değişebilen “işle ilgili hastalık” olarak değerlendirildiğinin mütalaa edildiği, davacının hastalığının mesleki olduğunun hiçbir duraksamaya yer vermeyecek derecede tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilindeki bel hastalığının çalışmasından kaynaklandığının sabit olduğunu, Adli Tıp Kurumunca müvekkilinin hastalığının çalışma ortamı koşulları nedeniyle doğal seyri değişebilen "işle ilgili hastalık" olarak tespit edildiğini, bilirkişi raporunda da müvekkilinin yakalandığı hastalıkta, davalının çalışma koşullarının uygun olmaması nedeniyle %100 kusuru olduğu ve hastalığın nedeninin de davalı iş yerinde yapılan ağır çalışma olduğunun tespit edildiğini, işçi lehine yorum yapılması ve müvekkilinin hastalığının iş yerinde uygunsuz koşullarda çalışması nedeniyle ortaya çıktığının kabulü gerekirken davanın reddine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme Dava meslek hastalığı nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 5510 sayılı Kanun'un 14. maddesinde; "Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir. Sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun; a)Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usulüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi, b)Kurumca gerekli görüldüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbi sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi sonucu, Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi zorunludur. Meslek hastalığı, işten ayrıldıktan sonra meydana çıkmış ve sigortalı olarak çalıştığı işten kaynaklanmış ise sigortalının bu Kanunla sağlanan haklardan yararlanabilmesi için, eski işinden fiilen ayrılmasıyla hastalığın meydana çıkması arasında bu hastalık için Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte belirtilen süreden daha uzun bir zamanın geçmemiş olması şarttır. Bu durumdaki kişiler, gerekli belgelerle Kuruma müracaat edebilirler. Herhangi bir meslek hastalığının klinik ve laboratuvar bulgularıyla belirlendiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin işyerindeki inceleme sonunda tespit edildiği hallerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalık Kurumun veya ilgilinin başvurusu üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı ile meslek hastalığı sayılabilir. Meslek hastalığının, 4. maddenin birinci fıkrasının; (a) bendi ile 5 inci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından, sigortalının meslek hastalığına tutulduğunu öğrenen veya bu durum kendisine bildirilen işveren tarafından, (b) bendi kapsamındaki sigortalı bakımından ise kendisi tarafından, Bu durumun öğrenildiği günden başlayarak üç iş günü içinde, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile Kuruma bildirilmesi zorunludur. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen veya yazılı olarak bildirilen hususları kasten eksik ya da yanlış bildiren işverene veya 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıya, Kurumca bu durum için yapılmış bulunan masraflar ile ödenmişse geçici iş göremezlik ödenekleri rücu edilir. Meslek hastalığı ile ilgili bildirimler üzerine gerekli soruşturmalar, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla yaptırılabilir. Hangi hallerin meslek hastalığı sayılacağı, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usulü ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir. Yönetmelikte belirlenmiş hastalıklar dışında herhangi bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmaması hususunda çıkabilecek uyuşmazlıklar, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır." hükümlerine yer verilmiştir. Diğer taraftan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 58. ve 95. maddesinde meslekte kazanma gücü ve malûl sayılmayı gerektirecek hastalık veya arızanın bulunup bulunmadığının tespitinde izlenecek yol açıklanmıştır. Buna göre, Kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin S.S. Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz hakları mevcuttur. Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, Adli Tıp Başkanlığı veya tıp fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir. Öte yandan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.02.2010 gün ve 2010/21-60 Esas, 2010/90 Karar sayılı ilamı ile 06.10.2010 gün ve 2010/10-390 Esas, 2010/448 Karar sayılı ilamların da belirtildiği üzere Adli Tıp Kurumu Başkanlığının ilgili ihtisas kurulu ile üniversitelerin tıp fakülteleri ilgili bilim dalı başkanlıklarınca ya da S.S. Yüksek Sağlık Kurulunca düzenlenen raporlar arasında çelişkinin mevcut olması halinde, çelişkinin Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp Üst Kurulu tarafından giderilerek sigortalının sürekli iş göremezlik oranı ve başlangıç tarihi kesin olarak karara bağlanması da zorunludur. Sigortalının mesleğini icrası sırasında sürekli tekrarladığı faaliyetlerden dolayı ya da icra edilen işin niteliği veya işin şartları nedeniyle mesleği ile bağlantılı olarak meydana gelen hastalıklar da sosyal güvenlik sistemi içerisinde bir sosyal risk olarak kabul edilmekte ve bu hastalıklar meslek hastalığı olarak nitelendirilmektedir. İş kazası ani bir olay olmasına karşın, meslek hastalığı, belirli bir zaman dilimi içerisinde tekrarlanan bir sebeple oluşmaktadır. Meslek hastalığı, işin nitelik ve yürütüm şartlarından dolayı ya da işyerinin durumu dolayısıyla yavaş yavaş ortaya çıkan bir sağlık sorunudur. Dosya içeriğine göre davacının davalıya ait iş yerinde 10.03.2010-29.02.2016 tarihleri arasında yıkama makinası operatörü olarak çalıştığı, yaklaşık 25 kg ağırlığındaki taşları, içinde bulunduğu çuvaldan bir diğer işçinin de yardımı ile makina içine boşalttığı, iş bu taşların forklift ile getirtildiği ve yaklaşık 1 metre yüksekliğe iki işçi tarafından kaldırılarak boşaltıldığı, bu işlerin dışında davacının yıkanacak malzemelerin arabalarla taşınması işini de yaptığı, davacının 2015 yılında bel ağrısı şikayetleri ortaya çıktığı, ardından bel fıtığı tanısı alan sigortalı için ... Meslek Hastalıkları Hastanesi tarafından düzenlenen 12.05.2016 tarihli raporda "(M51.1) Lumbar ve diğer İntervertebral disk bozuklukları, radikülopati ile (meslek hastalığı yönünden tetkikte)" tanısı konduğu, devamla yine ... Meslek Hastalıkları Hastanesi tarafından düzenlenen 16.11.20 17... .05.2018 tarihli raporlarda " (M51.1) Lumbar ve diğer intervertebral disk bozuklukları, radikülopati ile(opere),(mesleki) (haliyle)" tanısı konulduğu, yargılama aşamasında aldırılan meslek hastalığı ve sürekli iş göremezlik oranına ilişkin ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kurum Sağlık Kurulunun 11.07.2018 tarih ve 658 sayılı raporuna göre, davacıda lomber ve diğer intervertebral disk bozuklukları, radikülopati meslek hastalığı olduğu, mesleki maluliyetinin bulunmadığının tespit edildiği, itiraz üzerine Yüksek Sağlık Kurulunun 16.09.2019 tarih ve 2019/15764 sayılı kararı ile davacıdaki lomber ve diğer intervertebral disk bozuklukları, radikülopati hastalığının mesleki olduğuna, maluliyet oranının %0 olduğuna karar verildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan alınan 17.03.2021 tarih ve 4959 sayılı raporda davacıda L4-S1 diskopati hastalığının mevcut olduğu, hastalığın mesleki olup olmadığının belirlenemediği, bu cihetle maluliyet oranı hakkında görüş bildirilemediğinin belirtildiği, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınan rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında meslek hastalığı tespitine yönelik görüş ayrılığı bulunduğu gözetilerek çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp İkinci Üst Kurulun'dan alınan 20.01.2022 tarih ve 243 sayılı raporda da davacıdaki L4-S1'de diskopati hastalığının meslek hastalığı olarak değerlendirilmediğinin mütalaa olduğunun belirlenmesi üzerine Mahkemece ATK 2.Üst Kurul rapor içeriğine göre davacıda meslek hastalığının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda her ne kadar Mahkemece ATK 2. Üst Kurul raporunda yapılan belirleme gereğince davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı sigortalıda mevcut rahatsızlığın yukarıda belirtilen 11.07.20 18... .09.2019 tarihli Kurum Sağlık Kurulu raporlarında, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri esas alınarak mesleki olduğu değerlendirilmesine rağmen, ATK 2. Üst Kurulunca aynı yönetmelik hükümlerine göre rahatsızlığın mesleki olmadığı yönünde belirleme yapılması suretiyle çelişki meydana getirilmiş olup bu çelişkinin öncelikle giderilmemesi hatalı olmuştur. Yine, hükme esas alınan Üst Kurul raporunda, davacıda bu hastalığın mevcut olduğu; ancak kişinin yaptığı işin ve çalışma şeklinin hastalığı açısından etkisinin olabileceği, hastalığın böyle bir işte çalışmayan kişilerde de görüldüğü, ayrıca işi dışında herhangi bir eylem sırasında da ortaya çıkabileceği belirtilerek diskopati hastalığının işle ilgili hastalık olabileceği, ancak mesleki olmadığı ifade edilmiştir. Ne var ki, bu hususta belirtmek gerekir ki, sigortalının çalıştığı iş kolunun dava konusu hastalık için yönetmelikte tanımlanan meslek grubu içinde yer almaması, bunun meslek hastalığı olarak değerlendirilmesine engel değildir. Önemli olan, hastalığın mesleğin icrası sırasında sürekli tekrarlanan faaliyetlerden ya da icra edilen işin niteliği veya işin şartları nedeniyle, meslekle bağlantılı olarak meydana gelmiş olmasıdır. Ancak, Üst Kurul tarafından bu yönde somut olay üzerinden ve davacı özelinde bir değerlendirme yapılmaksızın genel ifadelerle “işle ilgili hastalık” belirlemesi yapılması ve Mahkemece işbu raporun hükme esas alınması da hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; davacıda meslek hastalığının varlığının tespiti için dosyanın yeniden ATK 2. Üst Kurulu’na gönderilmesi ile aynı yönetmelik hükümlerine göre farklı yönde değerlendirme yapılmasına ilişkin çelişkiyi de gidererek davacıya ait meslek öyküsü, yapılan işin niteliği ve süresi, işe giriş tarihi öncesini de kapsayan tüm tıbbi bilgi ve belgeler ile yapılan kontrol sağlık muayene sonuçları, meslek hastanesi raporları ve Kurum Sağlık Kurulu raporları dikkate alınarak ve değerlendirilmek suretiyle; hastalığın, davacı işçinin işyerinde yapmakta olduğu işin yürütümünden kaynaklandığı iddiası kapsamında işyeri koşullarının değerlendirilmesi, işin niteliği ve yürütümünün bu rahatsızlığa neden olup olmayacağının 5510 sayılı Kanun’un 14. maddesi gereğince incelenmesi suretiyle davacıda meslek hastalığının bulunup bulunmadığının tespitinin yaptırılması; meslek hastalığının tespiti hâlinde ise sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesine ilişkin rapor aldırılması ve sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararı bozulmalıdır . VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacı temyiz edenin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.