Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/15139 E. 2026/6003 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/15139
- Karar No
- 2026/6003
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1732 E., 2024/1812 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Orhangazi 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2018/581 E., 2023/251 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 20.10.2015- 30.11.2017 tarihleri arasında davalı ... Otomotiv A.Ş.'de kalite kontrol ve üretim bölümlerinde kalite kontrolcü olarak çalıştığını, davacının bu görevde çalıştığı sürece caraskal sistemi olmaması nedeniyle 25 kiloluk arka aksları elle kaldırarak kontrol edip tekrar kasaya koyduğunu, sürekli ağır cisim kaldırıp indirdiği için davacı işe başladıktan 3-4 ay sonra davacının belinde dayanılmaz derecede ağrılar oluştuğunu, davacı işten eve geldiğinde ağrıdan yerinden kıpırdayamadığını, davacı rahatsızlığı nedeniyle bölüm değişikliği talebinde bulunduğunu ancak kabul edilmediğini, davacı doktora gittiğini 10 gün istirahat verdiğini, davacının işe başlamadan önce beli ile ilgili hiçbir rahatsızlığı olmadığını, caraskal sisteminin davalı şirkete gelmesi epey zaman aldığını, davacı şefi .. tarafından kalite bölümünden üretim bölümüne alındığını, üretim bölümünde sürekli yeri değiştirildiğini, davacının baskı altında, zor şartlarda çalıştığını, davacıya ağır kaldıramaz ve uzun süre ayakta duramaz raporu verildiğini, ancak davacının şefi davacıya günde 8 saat ayakta çalışacağı ağır işler verdiğini ve davacının ağrıları dayanılmaz derecede artınca davacı işten ayrılmak zorunda kaldığını, davacı davalı şirketten ayrıldıktan 6 ay sonra .. Otomotiv Parçaları San. ve Tic. A.Ş.'de çalışmaya başladığını 2 ay sonra performans düşüklüğü nedeniyle işten çıkarıldığını, davacının belindeki rahatsızlık nedeniyle gerekli performansı gösteremediğini, davacının şu an mobilyacıda çalıştığını ancak belindeki rahatsızlık nedeniyle hiçbir şey kaldıramadığını, çalışmaya güçlükle devam ettiğini, fizik tedavisinin devam ettiğini, davacının 29 yaşında olduğunu belindeki bu rahatsızlığının hayatı boyunca iş yaşamını olumsuz yönde etkileyeceğini, çalışma gücüne uğradığını ve ekonomik geleceğinin sarsıldığını, davacının genç yaşta yaşamış olduğu sıkıntılar nedeni ile ruhsal bulanıma girdiğini hareket kısıtlılığı nedeni ile eşi ve çocuğu ile kaliteli zaman geçirememesi manevi yönden zarar verdiğini beyanla; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın 01.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, 50.000,00 TL manevi tazminatın 01.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının belindeki rahatsızlığın müvekkili şirketteki çalışmaları sebebiyle oluştuğuna dair somut bir delili olmadığını, Türkiye’de her 5 kişiden birinin belinde fıtık ve benzeri rahatsızlıklar bulunduğunu, 3 ay içerisinde lumbar ve diğer intervertebral disk bozukluklarının oluşması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı tarafından, davacı dahil tüm çalışanlara koruyucu malzemeler verildiğini ve kullanmaları sağlandığını, davacının düzenli olarak sağlık kontrollerinden geçtiğini, sendikalı bir işyeri olan müvekkili şirkette çalışanların tüm sağlık tetkikleri eksiksiz olarak yapıldığını, iş yeri hekimleri tarafından davacının çalışamayacağına dair bir rapor düzenlenmediğini, yapılan risk analizlerinde “elle yük taşıma yönetmeliği” ne aykırı olarak bel rahatsızlıklarına sebebiyet verecek hiçbir madde bulunmadığını, İSG uzmanları tarafından bu konuda bir eksiklik de tespit edilmediğini, dava dilekçesinde görev değişikliği talep ettiğini ancak kabul edilmediğini iddia edildiğini, bir sonraki paragrafında üretim bölümüne geçişinin yapıldığını söylendiğini çelişkili beyanları kabul etmediklerini, davacının müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra da .. Otomotiv isimli şirkette çalıştığını ve şu anda da bir mobilyacıda çalıştığını beyan ettiğini dolayısıyla sadece 3 ayda disk bozukluğu yaşadığını iddia eden davacının aynı meslek kolundaki bir firmada nasıl görev aldığını ve çalışabildiğini anlamanın güç olduğunu, kaldı ki mobilyacıda hali hazırda çalışan birinin ağır kaldırmama ihtimali olmadığını, salt bu sebeplerle davacının iddiaları kabul etmediklerini, davacı 07.11.2017 tarihinde müvekkili şirketten kendi isteği ile ayrıldığı, davacının İş Akdi işçinin sağlık sebepleriyle iş akdini feshi ile sonlandırıldığını, kıdem tazminatının ödenerek iş akdinin feshedilmesini bizzat kendi el yazısıyla teslim ettiği dilekçe ile talep ettiğini, ve müvekkili şirketin davacının bu isteğini kabul ederek davacının tüm alacak kalemlerini eksiksiz bir şekilde davacıya iyiniyetli olarak ödediğini, müvekkili şirketin kurulduğu günden bu yana iş kazası ve meslek hastalıkları primi ödediğini, aksini kabul anlamına gelmemek kaydıyla herhangi bir zararın tespit edilmesi halinde zararın müvekkilinin 506 Sayılı ... Kanun'un 72. maddesine gereğince ...’ ya ödemiş olduğu primlerden karşılanması gerektiğini, davacının istemiş olduğu tazminat miktarlarının fahiş olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davacının meslek hastalığı nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açtığı, YSK raporunda davacının hastalığının mesleki hastalık olmakla iş göremezlik oranının %0 olduğunun tespit edildiği, ATK raporlarında ise söz konusu davacının hastalığının meslek hastalığı olmadığının belirtildiği anlaşılmakla davacının dava konusu hastalığının meslek hastalığı olmadığı sabit olduğundan "maddi ve manevi tazminat yönünden açılan davanın reddine" şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesi ile davacının davalı işyerinde ağırlık kaldırması nedeniyle belinde rahatsızlık oluştuğunu, bunun meslek hastalığı niteliğinde olduğunu, ... tarafından YSK'dan alınan 19.10.2020 tarihli raporda davacının mevcut intervertebral disk bozukluğu lomber hastalığının mesleki olduğunun tespit edildiğini, ATK raporlarının hatalı düzenlendiğini ileri sürmüştür. B.Değerlendirme ve Gerekçe Dava meslek hastalığı nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 5510 sayılı Kanun'un 14. maddesinde; "Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir. Sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun; a)Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usulüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi, b)Kurumca gerekli görüldüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbi sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi sonucu, Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi zorunludur. Meslek hastalığı, işten ayrıldıktan sonra meydana çıkmış ve sigortalı olarak çalıştığı işten kaynaklanmış ise, sigortalının bu Kanunla sağlanan haklardan yararlanabilmesi için, eski işinden fiilen ayrılmasıyla hastalığın meydana çıkması arasında bu hastalık için Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte belirtilen süreden daha uzun bir zamanın geçmemiş olması şarttır. Bu durumdaki kişiler, gerekli belgelerle Kuruma müracaat edebilirler. Herhangi bir meslek hastalığının klinik ve laboratuvar bulgularıyla belirlendiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin işyerindeki inceleme sonunda tespit edildiği hallerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalık Kurumun veya ilgilinin başvurusu üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı ile meslek hastalığı sayılabilir. Meslek hastalığının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının; (a) bendi ile 5 inci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından, sigortalının meslek hastalığına tutulduğunu öğrenen veya bu durum kendisine bildirilen işveren tarafından, (b) bendi kapsamındaki sigortalı bakımından ise kendisi tarafından, Bu durumun öğrenildiği günden başlayarak üç iş günü içinde, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile Kuruma bildirilmesi zorunludur. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen veya yazılı olarak bildirilen hususları kasten eksik ya da yanlış bildiren işverene veya 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıya, Kurumca bu durum için yapılmış bulunan masraflar ile ödenmişse geçici iş göremezlik ödenekleri rücu edilir. Meslek hastalığı ile ilgili bildirimler üzerine gerekli soruşturmalar, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla yaptırılabilir. Hangi hallerin meslek hastalığı sayılacağı, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usulü ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir. Yönetmelikte belirlenmiş hastalıklar dışında herhangi bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmaması hususunda çıkabilecek uyuşmazlıklar, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır." hükümlerine yer verilmiştir. Diğer taraftan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 58 inci ve 95 inci maddesinde meslekte kazanma gücü ve malûl sayılmayı gerektirecek hastalık veya arızanın bulunup bulunmadığının tespitinde izlenecek yol açıklanmıştır. Buna göre, Kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin S.S. Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz hakları mevcuttur. Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, Adli Tıp Başkanlığı veya tıp fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir. Öte yandan; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.02.2010 gün ve 2010/21-60 Esas, 2010/90 Karar sayılı ilamı ile 06.10.2010 gün ve 2010/10-390 Esas, 2010/448 Karar sayılı ilamların da belirtildiği üzere Adli Tıp Kurumu Başkanlığının ilgili ihtisas kurulu ile üniversitelerin tıp fakülteleri ilgili bilim dalı başkanlıklarınca ya da .. Sağlık Kurulunca düzenlenen raporlar arasında çelişkinin mevcut olması halinde, çelişkinin Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp Üst Kurulu tarafından giderilerek sigortalının sürekli iş göremezlik oranı ve başlangıç tarihi kesin olarak karara bağlanması da zorunludur. Sigortalının mesleğini icrası sırasında sürekli tekrarladığı faaliyetlerden dolayı ya da icra edilen işin niteliği veya işin şartları nedeniyle mesleği ile bağlantılı olarak meydana gelen hastalıklar da sosyal güvenlik sistemi içerisinde bir sosyal risk olarak kabul edilmekte ve bu hastalıklar meslek hastalığı olarak nitelendirilmektedir. İş kazası ani bir olay olmasına karşın, meslek hastalığı, belirli bir zaman dilimi içerisinde tekrarlanan bir sebeple oluşmaktadır. Meslek hastalığı, işin nitelik ve yürütüm şartlarından dolayı ya da işyerinin durumu dolayısıyla yavaş yavaş ortaya çıkan bir sağlık sorunudur. Dosya içeriğine göre, davacının davalıya ait iş yerinde 20.10.2015 - 30.11.2017 tarihleri arasında kalite kontrol ve üretim elemanı olarak çalıştığı, davacı bu görevde çalıştığı sürece caraskal sistemi olmaması nedeniyle 25 kiloluk arka aksları elle kaldırarak kontrol edip tekrar kasaya koyduğunu, sürekli ağır cisim kaldırıp indirdiği için davacı işe başladıktan 3-4 ay sonra davacının belinde dayanılmaz derecede ağrılar oluştuğunu, ardından lumbar ve diğer disk bozuklukları tanısı alan sigortalı için ,.. Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi ... ve Araştırma Hastanesinin 24.04.2019 tarihli ve ... numaralı Mesleki sağlık kurulu raporunda; “3 yıldır bel ağrısı yakınması olduğunu ifade ediyor. Mesleki anamnez: ... Otomotiv adlı işyerinde 2015-2017 yılları arasında kalite kontrol işçisi olarak çalıştığını, günde 10 saat, haftada 6 gün ayakta çalışma, belden öne eğilerek çalışma, kol gücü ile tekrarlayıcı, zorlayıcı omuz kol gövde şikayetleri ile çalışma, zaman zaman ağır kaldırma ve taşıma(32 kg aks) maruziyetleri olduğunu , FTR: Belden öne eğilerek yapılan çalışma + Ortalama günde 1 00... kg civarı aks kaldırıp indiriyormuş. 3 yıldır bel ağrısı. Lomber MRG(07.04.2019) L3-4, L4-5 bulging +, L5-S1 bulging, sol parasantral protrüzyon +, nörodefisit yok. M51.8 Lomber MHYT Mesleki tanı: (M51.8) İntervertebral disk bozuklukları, diğer tanımlanmış (Lomber)(MHYT). Karar: Uzun süre ayakta kalmayacağı, ağırlık kaldırmayacağı bir bölümde çalışmasına, 6 ay sonra hastanemizde kontrolüne karar verildi.” şeklinde kayıtlı olduğu, devamla yine .. Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi ... ve Araştırma Hastanesinin 19.12.2019 tarihli ve ... numaralı Mesleki sağlık kurulu raporunda ve .. Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi ... ve Araştırma Hastanesinin 15.06.2020 tarihli ve ... numaralı Mesleki sağlık kurulu raporunda Mesleki tanı: (M51.8) İntervertebral disk bozuklukları, diğer tanımlanmış (Lomber)(Mesleki) tanısı konulduğu, yargılama aşamasında aldırılan meslek hastalığı ve sürekli iş göremezlik oranına ilişkin .. Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kurum Sağlık Kurulu'nun 19.08.2020 tarihli ve 2...9 numaralı sayılı raporuna göre , davacıda İntervertebral disk bozuklukları diğer, tanımlanmış lomber, mesleki hastalığının mevcut olduğu ancak mesleki maluliyetinin bulunmadığının tespit edildiği, itiraz üzerine .. Sağlık Kurulu'nun 19.10.2020 tarihli ve 2020/14371 sayılı kararı ile davacıdaki intervertebral disk bozukluğu lomber hastalığının mesleki olduğuna, maluliyet oranının % 0 olduğuna karar verildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'ndan alınan 24.12.2021 karar tarihli, 24087 sayılı raporda davacıda disk hernisi hastalığının mevcut olduğu, hastalığın mesleki olup olmadığının belirlenemediği, bu cihetle maluliyet oranı hakkında görüş bildirilemediğinin belirtildiği, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu'ndan alınan rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında meslek hastalığı tespitine yönelik görüş ayrılığı bulunduğu gözetilerek çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp İkinci Üst Kurulun'dan alınan 01.12.2022 Tarih ve 3397 sayılı raporda da "... kişinin yaptığı işin ve çalışma şeklinin disk hernisi açısından etkisinin olabileceği ancak disk hernilerinin böyle bir işte çalışmayan kişilerde de toplumda sık olarak görüldüğü, ayrıca disk hernisinin işi dışında herhangi bir eylem sırasında da ortaya çıkabileceği dikkate alındığında; kişinin çalıştığı iş kolunun disk hernisi hastalığı için yönetmelikte tanımlanan meslek grupları arasında yer almaması, işi gereği yaptığı eylemler ve mevcut tıbbi belgeler birlikte değerlendirildiğinde hastalığının meslek hastalığı olarak değerlendirilemediği, disk hernisinin oluşmasında ve gelişmesinde pek çok etkenin bir arada görüldüğü dikkate alındığında da çalışma ortamı koşulları nedeniyle doğal seyri değişebilen “işle ilgili hastalık” olarak değerlendirildiği ..." mütalaa olduğunun belirlenmesi üzerine Mahkemece ATK 2.Üst Kurul rapor içeriğine göre davacıda meslek hastalığının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda, her ne kadar Mahkemece ATK 2. Üst Kurul raporunda yapılan belirleme gereğince davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı sigortalıda mevcut rahatsızlığın yukarıda belirtilen 19.08.20 20... .10.2020 tarihli Kurum Sağlık Kurulu raporlarında, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri esas alınarak mesleki olduğu değerlendirilmesine rağmen, ATK 2. Üst Kurulu’nca aynı yönetmelik hükümlerine göre rahatsızlığın mesleki olmadığı yönünde belirleme yapılması suretiyle çelişki meydana getirilmiş olup, bu çelişkinin öncelikle giderilmemesi hatalı olmuştur. Yine, hükme esas alınan Üst Kurul raporunda, davacıda bu hastalığın mevcut olduğu; ancak kişinin yaptığı işin ve çalışma şeklinin hastalığı açısından etkisinin olabileceği, hastalığın böyle bir işte çalışmayan kişilerde de görüldüğü, ayrıca işi dışında herhangi bir eylem sırasında da ortaya çıkabileceği belirtilerek diskopati hastalığının işle ilgili hastalık olabileceği, ancak mesleki olmadığı ifade edilmiştir. Ne var ki, bu hususta belirtmek gerekir ki, sigortalının çalıştığı iş kolunun dava konusu hastalık için yönetmelikte tanımlanan meslek grubu içinde yer almaması, bunun meslek hastalığı olarak değerlendirilmesine engel değildir. Önemli olan, hastalığın mesleğin icrası sırasında sürekli tekrarlanan faaliyetlerden ya da icra edilen işin niteliği veya işin şartları nedeniyle, meslekle bağlantılı olarak meydana gelmiş olmasıdır. Ancak, Üst Kurul tarafından bu yönde somut olay üzerinden ve davacı özelinde bir değerlendirme yapılmaksızın genel ifadelerle “işle ilgili hastalık” belirlemesi yapılması ve Mahkemece işbu raporun hükme esas alınması da hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; davacıda meslek hastalığının varlığının tespiti için dosyanın yeniden ATK 2. Üst Kurulu’na gönderilmesi ile ; aynı yönetmelik hükümlerine göre farklı yönde değerlendirme yapılmasına ilişkin çelişkiyi de gidererek davacıya ait meslek öyküsü, yapılan işin niteliği ve süresi, işe giriş tarihi öncesini de kapsayan tüm tıbbi bilgi ve belgeler ile yapılan kontrol sağlık muayene sonuçları, meslek hastanesi raporları ve Kurum Sağlık Kurulu raporları dikkate alınarak ve değerlendirilmek suretiyle; hastalığın, davacı işçinin işyerinde yapmakta olduğu işin yürütümünden kaynaklandığı iddiası kapsamında işyeri koşullarının değerlendirilmesi, işin niteliği ve yürütümünün bu rahatsızlığa neden olup olmayacağının 5510 sayılı Kanun’un 14. maddesi gereğince incelenmesi suretiyle davacıda meslek hastalığının bulunup bulunmadığının tespitinin yaptırılması; meslek hastalığının tespiti hâlinde ise sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesine ilişkin rapor aldırılması ve sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararı bozulmalıdır . VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacı temyiz edenin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.