Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2026/950 E. 2026/5980 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/950
Karar No
2026/5980
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/239 E., 2024/2420 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 8. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/40 E., 2022/291 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava ve talep artırım dilekçesinde özetle; sigortalının 24.05.2017 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin tüm yasal yükümlülüklere uyarak iş kazası riskini en aza indirmek için eylem ve işlemlerin tümünü yaptığını, kazanın davacının ağır kusuru sebebiyle meydana geldiğini, açılan davayı kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davanın kısmen kabulü ile 945.554,78 TL maddi, 40.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 24.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine Tedavi gideri ve manevi tazminata yönelik fazla talebin reddine, İş görmezlik oranına yönelik fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmasına" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davada, kaza tarihinde davalı iş yerinde forklift ile demir blokların yüklenmesi sırasında davacının el ve bileğinin yaralanmasına neden olan olayda, işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma, riskleri önleme, gerekli organizasyon ve denetimi sağlama yükümlülüklerini yerine getirmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı işverenin %60, davacı işçinin %20, dava dışı ...’un %20 oranında kusurlu bulunduğu, bu kusur aidiyet ve oranlarının dosya kapsamı, delil durumu ve yaralananın olaydaki kusur oranı ile uyumlu olduğu, davacının sürekli iş göremezlik oranının Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile %29,2 olarak belirlendiği ve taraflarca itiraz edilmemesi nedeniyle bu oranın esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, davacının ücretinin emsal dosyada yapılan tespite uygun olarak belirlendiği ve tazminat hesabının bu verilere göre yapılmasının dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.Müvekkil şirketin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirdiğini, gerekli denetim ve gözetimi yaptığını gösteren yazılı delillerin dosyaya sunulmasına rağmen bu deliller nazara alınmadan, eksik ve hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini, b.Bilirkişi raporunda, davacının yanlı anlatımlarına dayanılarak değerlendirme yapıldığı, davacının kendi beyanına göre ustabaşının isteğiyle tehlikeli hareketi bizzat gerçekleştirdiği, müvekkilin bu davranışı fiilen engellemesinin hayatın olağan akışında mümkün olmadığını, c.Davacı ve dava dışı ustabaşı ...’a iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri verildiği, koruyucu ekipman zimmetlendiği ve çalışma sahasına uyarı levhaları asıldığı, buna rağmen ustabaşının malzemeleri forklift çatalına sabitlemeden taşıması ve davacının kendisini tehlikeye atacak şekilde davranması nedeniyle illiyet bağının kesildiğini, d.Bölge Adliye Mahkemesi kararında kazanç kaybı ve tazminat hesabında tarafların kusur durumunun gözetilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen, %20 kusurlu kabul edilen davacının taleplerinden kusuru oranında indirim yapılmamasının kararın kendi içinde çelişkili olduğunu, e. Hükmedilen tazminat miktarının eksik ve hatalı aktüerya raporuna dayandığı, davacının çalışma hayatına ve olağan yaşamına devam edebilecek durumda olmasına rağmen belirlenen tazminatın ölçüsüz olup sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikte olduğunu, f.Aktüerya bilirkişi raporunda davacının sürekli iş göremezlik oranı %60’ın altında olmasına rağmen pasif dönem kazancının maddi zarar hesabına dahil edildiği, bunun Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına aykırı olduğunu, g.Dosyada ... raporunda davacının sürekli iş göremezlik oranının %14,1, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporunda ise %29,2 olarak belirlendiği, aradaki ciddi çelişki giderilmeden %29,2 oranı esas alınarak hesaplama yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, maluliyet oranları arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumundan veya ilgili tıp fakültesi kürsü konseylerinden rapor alınması talep edildiği halde bu talebin karşılanmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince itiraz bulunmadığı yönünde yapılan değerlendirmenin dosya kapsamına aykırı olduğunu,

h. Aktüerya raporunda davacının gerçek ücretinin iş yeri kayıtlarına göre belirlenmesi gerekirken, işveren kayıtları yerine emsal ücret araştırmasına dayanılarak asgari ücretin 1,89 katı üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, davacının kaza tarihindeki ücretinin ... kayıtları, tanık beyanları ve işyeri kayıtlarına göre asgari ücretin 1, 28... ,33 katı düzeyinde olduğu anlaşılmasına rağmen, maddi zarar hesabının asgari ücretin 1,89 katı üzerinden yapılmasının gerçeğe, dosya kapsamına ve hukuka aykırı olduğunu, i.Bilirkişi raporunda davacının bakiye ömrü, aktif ve pasif dönem kazançları ile geçici iş göremezlik, işlemiş aktif dönem, gelecek aktif dönem ve sürekli iş göremezlik zararı hesaplarının hatalı yapıldığı, bu itirazlar karşılanmadan hüküm kurulmasının eksik incelemeye dayalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtayın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir. 2.5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinde iş kazasının 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5. madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir. 3.5510 sayılı Kanun'un 18. maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19. maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir. 4.5510 sayılı Kanun'un 95. maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır. 5.Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir. 6.Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. 7.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının geçirdiği iş kazası neticesinde Sosyal Güvenlik Kurumu .. İl Müdürlüğünce düzenlenen 27.06.2018 tarihli ve 1487 sayılı raporda sürekli iş göremezlik oranının %14,1 olarak belirlendiği, bu rapora itiraz üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 18.08.2021 tarihli ve 2021/13539 sayılı raporunda sürekli iş göremezlik oranının artma kaydıyla %29,2 olarak tespit edildiği anlaşılmaktadır. 8.Ne var ki sürekli iş göremezlik derecesine ilişkin Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporunun Sosyal Güvenlik Kurumunun 13.01.2022 tarihli cevabi yazısı ekinde dosyaya alındığı, ancak taraflara usulünce tebliğ edilmediği görülmektedir. Buna rağmen 08.08.2022 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda %29,2 sürekli iş göremezlik oranı esas alınarak hesaplama yapılmış; anılan hesap raporu taraflara tebliğ edilmiş ve davalı vekili, aktüerya raporuna karşı sunduğu itiraz dilekçesinde sürekli iş göremezlik oranına da itiraz etmiştir. 9.Bu durumda, davalı tarafın sürekli iş göremezlik oranına yönelik itirazı karşılanmadan, anılan oranın kesinleştiğinden söz edilemez. Mahkemece yapılması gereken, yukarıda açıklanan usul çerçevesinde davacının sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Kuruluna gönderilmesi; alınacak rapor ile Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporunun birbirini doğrulaması hâlinde belirlenen oranın esas alınması, raporlar arasında çelişki bulunması hâlinde ise çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyanın Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kuruluna gönderilerek davacının sürekli iş göremezlik oranının kesin olarak belirlenmesidir. Bu husus yerine getirilmeksizin, sürekli iş göremezlik oranı kesinleştirilmeden maddi tazminat hesabı yaptırılıp hüküm kurulması isabetsizdir. 10.Öte yandan, davacı kazalının maddi tazminat hesabında esas alınacak gerçek ücretinin belirlenmesi hususunda da uyuşmazlık bulunmaktadır. 11.Gerek destek kaybından kaynaklı hak sahiplerinin, gerekse iş göremezlikten kaynaklı sigortalının maddi tazminat alacağının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması ön koşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödemek amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. 12.Gerçek ücretin ise öncelikle toplu iş sözleşmesi ile imzalı bordrolara, bunların yokluğu halinde ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrete göre tespit edileceği, iş yeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş olan miktarın ücret olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir. 13.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; davacının davalı Şirket nezdinde metal sac işleme ustası olarak çalıştığı, olay günü demir blokların altına takoz koyduğu sırada forklift çatalı üzerinde taşınan demir blokların eli ve bileğinin üzerine düşmesi sonucu yaralandığı, kazanın meydana gelişinde davacı kazalının %20 oranında kusurlu olduğu ve davacının kaza tarihi itibarıyla 30 yaşında bulunduğu anlaşılmaktadır. 14.İlk Derece Mahkemesince, davacı sigortalının kazanç miktarının belirlenmesi amacıyla tanık beyanlarına başvurulduğu, davacının işçilik alacakları için açtığı ve İzmir 4. İş Mahkemesinin 2018/501 Esas sayılı dosyasında yürütülen dava dosyasının gerekçeli kararının celbedildiği, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında ücretinin asgari ücretin 1,33 katı olarak gösterildiğinin tespit edildiği, ancak ayrıca emsal ücret araştırması yapılmadığı görülmektedir. 15.Yargılamada temin edilen 08.08.2022 tarihli bilirkişi hesap raporunda; İzmir 4. İş Mahkemesinin 2018/501 Esas sayılı dosyasında yapılan emsal ücret araştırmaları, bilirkişi raporu ve gerekçeli karar incelenerek, davacının 2018 yılı itibarıyla günlük brüt 128,35 TL ücret aldığı, bunun dönem asgari ücretinin 1,89 katı olduğu kabul edilmiş ve maddi tazminat hesabında bu oran esas alınmıştır. Mahkemece de işbu ücret tespitinin dosya delilleriyle uyumlu olduğu gerekçesiyle hüküm kurulmuştur. 16.Ne var ki taraflar arasında görülen işçilik alacağı davasında belirlenen ücret, eldeki iş kazasından kaynaklanan tazminat davası yönünden kesin delil niteliğinde olmayıp ancak kuvvetli delil olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle, anılan dosyadaki ücret kabulü tek başına hükme esas alınamaz. Davacının yaptığı işin niteliği, kıdemi ve olay tarihindeki yaşı dikkate alınarak, Dairemizin yerleşik içtihatları doğrultusunda TÜİK verileri, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı rayiç ücretleri ile ilgili iş kolundaki meslek odalarından getirilecek emsal ücret bilgileri birlikte değerlendirilerek gerçek ücretin belirlenmesi gerekir. Davacının sendikalı olmadığı anlaşılır ise sendikalardan bildirilen ücretlerin emsal ücret hesabında dikkate alınamayacağı da gözetilmelidir. 17.Bu hâliyle Mahkemece, davacı sigortalının olay tarihinde yaptığı “metal sac işleme ustası” işi, yaşı, kıdemi ve çalışma süresi dikkate alınarak; TÜİK, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı rayiç ücretleri ile sendikalar dışındaki ilgili meslek odalarından, davacının kaza tarihinde ve bilinen dönemde alabileceği ücret sorulmalı; gelen cevaplar dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte değerlendirilerek gerçek ücret kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir. Bu araştırma yapılmaksızın, yalnızca işçilik alacağı dosyasındaki belirleme esas alınarak maddi tazminat hesabı yaptırılması doğru olmamıştır. 18.Yukarıda yapılan açıklamalar ve hukuki saptamalar karşısında Mahkemece yapılacak iş; öncelikle davacının sürekli iş göremezlik oranını her türlü şüpheden uzak biçimde belirlemek amacıyla Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Kurulundan rapor almak, bu rapor ile dosyada mevcut Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporunun birbirini doğrulaması hâlinde belirlenen oranı esas almak, raporlar arasında çelişki bulunması hâlinde ise dosyayı Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kuruluna göndererek sürekli iş göremezlik oranını kesinleştirmektir. 19.Bundan sonra, davacının gerçek ücretini yukarıda açıklanan esaslara göre araştırıp belirlemek; kesinleşen sürekli iş göremezlik oranı ve tespit edilecek gerçek ücret üzerinden, Kurumca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri de gözetilerek denetime elverişli yeni bir aktüerya raporu almak; Mahkeme kararının davacı tarafça temyiz edilmediği hususunu ve davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hakları da gözetmek suretiyle maddi tazminat istemi hakkında sonucuna göre karar vermektir. 20.Sürekli iş göremezlik oranı ve gerçek ücret kesinleştirilmeden, eksik inceleme ve yetersiz araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 21. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 2.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2026/950, K. 2026/5980, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2026-950-e-2026-5980-k-3a50fbfb01d5