Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2026/21 E. 2026/5979 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/21
- Karar No
- 2026/5979
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2060 E., 2025/1510 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 29. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/586 E., 2020/148 K.
Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı ve davalı ...Sİte Yönetimi vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava ve talep artırım dilekçesinde özetle davacılar murisi ...'in 24.06.2017 günü meydana gelen iş kazasında vefat ettiğini iddia ederek maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı .. .. Site Yönetimi vekili cevap dilekçesinde özetle davaya konu olayın iş kazası olmadığını, iş kazası nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında iş kazasının gerçekleştiği, yani haksız fiilin gerçekleştiği yer Mahkemesi yetkili olup davada .. Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli ve yetkili olduğunu, müvekkili Site Yönetiminin husumet ve mali mesuliyet sorumluluğunun bulunmadığını, ceza davasının betletici mesele yapılması gerektiğini savunarak davanın müvekkili davalı yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu olayda davalının kusurunun bulunmadığını, olayda ve zararın oluşmasında müvekkili davalıdan ziyade, site güvenliğinin, site yönetiminin ve gerek oğlunu gerekse müvekkilini darp eden her bir güvenlik görevlisinin ayrı ayrı sorumluluğunun bulunduğunu, sadece müvekkilinin sorumlu tutulmasının düşünülemeyeceği, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacıların tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, zararın meydana gelmesinde karşılıklı kusurların göz önüne alınması gerektiği savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.03.2020 tarihli ve 2017/586 E., 2020/148 K. sayılı kararıyla; maddi tazminat davasının davacı ... bakımından kabulü ile 81.239,79 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 24.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile iş bu davacıya verilmesine, maddi tazminat davasının davacı ... bakımından kabulü ile 99.036,73 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 24.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile iş bu davacıya verilmesine, maddi tazminat davasının davacı ... bakımından sabit olmadığından reddine, açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, takdiren davacı ... için 100.000,00 TL, davacı ... için 40.000,00 TL, davacı ... için 40.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 24.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 02.03.2020 tarihli ve 2017/586 E., 2020/148 K. sayılı kararına karşı davalı ...Site Yönetimi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 03.02.2021 tarihli ve 2020/1982 E., 2021/169 K. Sayılı kararında özetle;Bölge Adliye Mahkemesince, 24.06.2017 tarihinde davalı ... işyerinde güvenlik görevlisi olarak çalışan kazalının, üçüncü kişi tarafından bıçaklanarak hayatını kaybettiği olayın ... inceleme raporu ile 5510 sayılı Kanun’un 13. maddesi kapsamında iş kazası olarak kabul edildiği, işveren Site Yönetiminin çalışanların dışarıdan gelebilecek saldırılar dahil karşılaşabileceği riskleri belirleme, acil durum yönetim planı hazırlama, görev dağılımı ve müdahale yöntemi oluşturma, çalışanlara ... verme ve güvenli çalışma ortamı sağlama yükümlülüklerini yerine getirmediği, olayın üçüncü kişi tarafından gerçekleştirilmesinin işverenin kusurunu ve illiyet bağını ortadan kaldırmadığı, işverenin %50 kusurlu kabul edilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu, sigorta poliçelerinin ve sosyal yardım niteliğindeki ödemelerin işveren sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, destekten yoksun kalma tazminatına mahsubu gerektiren geçerli ödeme belgesi bulunmadığı, ancak kat mülkiyetine tabi yerde çalışan işçinin işvereninin kat malikleri olduğu ve yönetimin işveren vekili konumunda bulunduğu gözetildiğinde hükmün Site Yönetimi hakkında değil Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca kat malikleri aleyhine kurulması gerektiği gerekçesiyle; davalı ...Sİte Yönetimi vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçelerden dolayı reddine, HMK.'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık görülmesi nedeniyle HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davacı ... bakımından 81.239,79 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 24.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 20 nci maddesi uyarınca davalı ...Site Yönetimi kat maliklerinden eşit oranda olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile iş bu davacıya verilmesine, davacı ... bakımından 99.036,73 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 24.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca davalı ...Site Yönetimi kat maliklerinden eşit oranda olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile iş bu davacıya verilmesine, maddi tazminat davasının davacı ... bakımından sabit olmadığından reddine, manevi tazminat davası yönünden ise takdiren davacı ... için 100.000,00 TL, davacı ... için 40.000,00 TL, davacı ... için 40.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 24.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 20 nci maddesi uyarınca davalı ...Site Yönetimi kat maliklerinden eşit oranda olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 03.02.2021 tarihli ve 2020/1982 E., 2021/169 K. Sayılı kararının süresi içerisinde davalı ...Site Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 25.06.2024 tarih ve 2023/3340 E. 2024/7098 K. ilamında özetle; "... Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; ... sigortalı ...'in, davalı ... nezdinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığı, olay günü olan 24.06.2017 tarihinde davalı ...'in ... adresindeki davalı ...Site Yönetiminde olan ...Sitesine gelerek site güvenlik görevlileriyle tartışması sonucu çıkan arbedede davacıların murisi ...'i bıçaklaması sonucu ...'in hayatını kaybettiği, ... Başkanlığı inceleme raporunda; olayın iş kazası olduğunun, 3. kişi ...'in %100 kusurlu olduğunun belirtildiği, işbu olay nedeniyle ceza davasının görüldüğü Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/457 E. 2019/73 K. sayılı dosyasında davacıların murisinin ölümü nedeniyle davalı ...'in müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, aynı olaya ilişkin ... tarafından açılan rücuen tazminat davasının ise Bakırköy 19. İş Mahkemesinin 2019/279 E. sayılı dosyası ile görüldüğü, ...'in %100 oranında kusurlu olduğu kanaatiyle hüküm kurulduğu, eldeki dosyada Mahkemece aldırılan 10.12.20 18... .05.2019 havale tarihli kusur bilirkişi raporlarında olayın meydana gelmesinde davalı ... Yönetiminin %50, ...'in %40, müteveffanın %10 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece işbu raporlara itibar edilerek hüküm kurulduğu, ancak eldeki dosya ile çelişir nitelikte raporlar bulunduğu Mahkemece bu çelişkilerin giderilmediği anlaşılmaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş; hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle - verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, delillerin toplanması hususunda sigortalı tarafından açılan tazminat davasının özü itibariyle taraflarca getirilme ilkesine tabi davalardan olup re’sen araştırma ilkesinin olmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması ve bu şekilde toplanacak delillerle birlikte, yukarıda bahsedilen kusur raporunu düzenleyen heyetten farklı, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine; dosyada mevcut raporlar ile rücu ve ceza dosyasındaki kusur raporları arasındaki çelişkiyi gidertmek, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, belirlenecek kusur oranını Mahkemece hükme esas alınan 16.10.2019 tarihli hesap raporuna uygulamak, bu hesap raporundaki bilinen devre sonu olarak esas alınan tarihi ileri çekmemek ve bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki farkları rapora yansıtmamak, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek (özellikle davacı tarafların istinaf ve temyiz yoluna başvurmadığının) bir karar vermekten ibarettir... " gerekçeleriyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda bozma kapsamı dışında kalan hususlar muhafaza edilerek rücu ve ceza dosyaları incelendiğinde, rücu dosyasında yalnızca davalı ... aleyhine açılan davada verilen %100 kusur kabulünün eldeki dava bakımından kazalı mirasçıları ve işveren taraf olmadığından bağlayıcı olmadığı, ceza dosyasında davalı ... hakkında kasten öldürme suçundan verilen mahkûmiyetin kesinleştiği, alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, gerekçeli ve denetlenebilir olduğu, buna göre Site Yönetiminin çalışanların dışarıdan gelebilecek saldırılar dahil karşılaşabileceği riskleri belirleme, acil durum planı hazırlama, görev dağılımı ve müdahale yöntemi oluşturma, kolluk kuvvetlerine bildirim organizasyonu yapma, çalışanlara ... verme ve güvenli çalışma ortamı sağlama yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle %50 kusurlu olduğu, olayın üçüncü kişi tarafından gerçekleştirilmesinin işveren kusurunu ve illiyet bağını ortadan kaldırmadığı, üçüncü kişinin %40, kazalının ise %10 kusurlu kabul edildiği, önceki hesap raporunda aynı kusur oranı esas alındığından yeniden hesap raporu alınmasına gerek bulunmadığı, davalı tarafça sunulan kıdem tazminatı, ölüm tazminatı, ölüm yardımı ve cenaze masrafına ilişkin belgelerin destekten yoksun kalma tazminatına yönelik ödeme niteliğinde olmadığı ve geçerli mahsup belgesi bulunmadığı, bozma sonrası yapılan ödemenin ise infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle; 1-) Davanın kısmen kabulüne, a- Davacı ... bakımından 81.239,79 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 24.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca davalı ...Sİte Yönetimi kat maliklerinden eşit oranda olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile iş bu davacıya verilmesine, b-Davacı ... bakımından 99.036,73 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 24.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca davalı ...Sİte Yönetimi kat maliklerinden eşit oranda olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile iş bu davacıya verilmesine, c- Maddi tazminat davasının davacı ... bakımından sabit olmadığından reddine, d-Manevi tazminat davası yönünden ise, takdiren davacı ... için 100.000,00 TL, davacı ... için 40.000,00 TL, davacı ... için 40.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 24.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca davalı ...Site Yönetimi kat maliklerinden eşit oranda olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Bölge Adliye Mahkemesince dosyanın, tarafların kabulünde olduğu anlaşılan ödemelerin asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden miktarının belirlenmesi amacıyla bilirkişiye tevdi edildiği, ancak 30.06.2025 tarihli bilirkişi raporuna karşı sunulan 17.07.2025 tarihli itirazlar değerlendirilmeden ve yeniden bilirkişi raporu alınmadan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, b. Bilirkişi raporunda ödenen miktar ile tazminat arasında açık oransızlık bulunmadığı belirtilmiş ise de, açık oransızlık değerlendirmesinin somut dosya koşulları, ödeme tarihi, ekonomik veriler, asgari ücret, enflasyon, faiz ve alım gücü gibi objektif kriterler dikkate alınmadan eksik ve yüzeysel şekilde yapıldığını,
c. Mahkemece, ödemelerin yapıldığı tarihteki ekonomik ve mali koşullar gözetilerek tazmin edilecek zarar ile yapılan ödeme arasında açık oransızlık bulunup bulunmadığının somut hesaplamalarla belirlenmesi gerekirken, salt ödeme tutarının varlığı esas alınarak zararın karşılandığı sonucuna varılmasının hatalı olduğunu, d. Dava açıldıktan sonra yapılan ödemelerin, Yargıtay içtihatları uyarınca faiz işletilmeksizin hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi gerekirken, peşin sermaye değeri ve davalı tarafça yapılan ödemeler yönünden doğru mahsup yöntemi uygulanmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, e. Ödeme tarihindeki ekonomik veriler esas alınarak tazminat hesabının yeniden yapılması, açık oransızlık kriterinin somut hesaplamalarla değerlendirilmesi ve dava açıldıktan sonra yapılan ödemelerin faiz işletilmeksizin mahsubu sonrası kalan miktarın belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ...Site Yönetimi vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Bozma ilamı sonrası alınan 10.03.2025 tarihli bilirkişi raporunda olayın iş kazası olduğu ve müvekkil site yönetiminin %50 oranında kusurlu bulunduğu belirtilmiş ise de, rapora yönelik itirazlar karşılanmadan ve ek rapor alınmadan karar verilmesinin eksik incelemeye dayalı olduğunu, b. Davalı ...’in şahsi husumeti sonucu merhum ...’in ölümüne sebebiyet verdiği, üçüncü kişinin ağır kusuru nedeniyle uygun illiyet bağının kesildiği, bu nedenle olayın iş kazası olarak kabul edilmesinin ve müvekkil site yönetimine kusur yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, c. Ceza yargılamasında ...’in mahkûmiyetine, müvekkil site yönetimi bünyesindeki güvenlik personellerinin ise beraatine karar verildiği, ceza mahkemesince tespit edilen maddi olaylar dikkate alınmadan müvekkile %50 kusur atfedilmesinin dosya kapsamına aykırı olduğunu, d. Müvekkil site yönetiminin işveren mali sorumluluk sigorta poliçesi ve ferdi kaza grup sigorta poliçesi kapsamında çalışanlarını güvence altına aldığı, ilgili sigorta poliçeleri dosyaya sunulduğu halde sigorta şirketinin sorumluluğu yönünden herhangi bir inceleme yapılmadığını, e. ... müfettişi tarafından düzenlenen 07.12.2018 tarihli inceleme raporunda müvekkil site yönetiminin kusurlu olduğuna ilişkin bir tespit yapılamadığı belirtilmesine rağmen, bu rapor değerlendirilmeden müvekkil site yönetiminin kusurlu kabul edilmesinin hatalı olduğunu, f. Güvenlik personellerinin olay sırasında önce saldırgan ...’i etkisiz hale getirmeye çalıştıkları, ardından ambulans çağrıldığı ve merhumun kısa sürede hastaneye yetiştirildiği, bu nedenle müvekkil site yönetimi çalışanlarının dikkat ve özen yükümlülüğüne uygun davrandığını, g. Müvekkil site yönetiminin merhumun ailesine ölüm tazminatı, kıdem tazminatı, maddi yardım ve cenaze masrafları kapsamında ödemeler yaptığı, bu ödemelerin sosyal yardım olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğu ve tüm tazminatların eksiksiz ödendiğini, h. Önceki karar sonrasında hükmedilen alacakların icra tehdidiyle tahsilinin önlenmesi amacıyla davacılar vekiline faizleriyle birlikte ödeme yapıldığı, bilirkişi raporunda da yapılan ödemelerin alacağı karşıladığı belirtilmesine rağmen davanın konusuz kaldığı hususunun değerlendirilmediğini, i. Gerekçeli kararın hüküm fıkrasındaki vekâlet ücretlerine ilişkin 2-f, 2-g ve 5. maddelerde maddi hata bulunduğu, davacı aleyhine hükmedilen vekâlet ücretlerinin de müvekkil site yönetimince ödeneceği şekilde anlaşılacak biçimde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası sonucu yaşamını yitiren sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1. Bilindiği üzere, mahkemenin Yargıtay bozma kararına uymasıyla birlikte bozma kararında gösterilen araştırma ve incelemeyi eksiksiz yerine getirme ve hükmünü bozma ilamında açıklanan hukuki esaslar çerçevesinde kurma yükümlülüğü doğar. Bozmaya uyulmasına karar verilmesinden sonra, bozma gereklerinin yerine getirilmemesi usul hukukunun temel ilkelerine aykırılık oluşturur. 2. Somut olayda Dairemizin 25.06.2024 tarihli bozma ilamında; eldeki dosyada hükme esas alınan kusur raporları ile aynı olaya ilişkin ceza dosyası, ... inceleme raporu ve özellikle rücu dosyasında yer alan kusur değerlendirmeleri arasında bulunan farklılığın giderilmediği açıkça belirtilmiş; bu nedenle önceki heyetten farklı, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulundan, mevcut tüm raporları birlikte irdeleyen, aralarındaki farklılığın nedenlerini bilimsel ve teknik gerekçelerle ortaya koyan, tarafların kusur durumunu hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirleyen yeni bir kusur raporu alınması gerektiği ifade edilmiştir. 3.Somut olayda bozma sonrası alınan 10.03.2025 tarihli bilirkişi raporunda, bozma öncesinde hükme esas alınan kusur dağılımı aynen korunarak davalı ... Yönetiminin %50, davalı ...'in %40 ve ... sigortalının %10 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de bu rapor benimsenmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Ne var ki, aynı olaya ilişkin olarak açılan ve kesinleşen rücu dosyasında; olayın oluş şekli, ceza dosyasında belirlenen maddi olgular ve dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirilerek işveren yönünden herhangi bir iş sağlığı ve güvenliği ihlalinin bulunmadığı, bu nedenle işverenin kusursuz olduğu, olayın meydana gelmesinde yalnızca davalı ...'in %100 oranında kusurlu bulunduğu ve ... sigortalıya da herhangi bir kusur yüklenemeyeceği kabul edilmiştir. Buna karşılık eldeki davada aynı maddi olaya ilişkin olarak işverenin %50, müteveffanın %10 kusurlu kabul edilmesi, iki dosya arasında son derece belirgin ve giderilmesi zorunlu bir çelişki oluşturmaktadır. 4. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, rücu dosyasında işveren ile hak sahiplerinin taraf olmadığı, bu nedenle verilen kararın eldeki davayı bağlamadığı gerekçesiyle söz konusu farklılığın sonuca etkili olmadığı değerlendirilmiş ise de; Dairemizin bozma ilamında da açıkça belirtildiği üzere, rücu dosyasındaki kusur dağılımının eldeki davayı kesin hüküm veya kesin delil niteliğinde bağlayıp bağlamadığı uyuşmazlık konusu değildir, uyuşmazlık; aynı maddi vakıaya ilişkin olarak biri işvereni tamamen kusursuz kabul ederken diğerinin işverene %50 oranında kusur yüklediği iki ayrı teknik değerlendirmenin hangi bilimsel ve hukuki gerekçelerle farklı sonuca ulaştığının açıklığa kavuşturulmasıdır. Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise bu husus tartışılmamış, rücu dosyasındaki kabulün neden benimsenmediği teknik ve bilimsel gerekçelerle ortaya konulmamış, bozma ilamında giderilmesi istenen çelişki giderilmeksizin önceki kusur dağılımı aynen tekrar edilmiştir. 5. Hal böyle olunca; Mahkemece yapılacak iş; önceki raporları düzenleyen bilirkişiler dışında, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak yeni bir bilirkişi kurulundan, ceza dosyası, kesinleşen rücu dosyası, ... inceleme raporu ve dosya kapsamındaki tüm delilleri birlikte değerlendirerek; özellikle aynı olay hakkında işverenin bir dosyada tamamen kusursuz, eldeki davada ise %50 oranında kusurlu kabul edilmesinin nedenlerini bilimsel ve teknik esaslarla irdeleyen, mevcut çelişkiyi hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak şekilde gideren, denetime elverişli yeni bir kusur raporu almak ve oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir. 6. Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmeksizin ve dosyada mevcut kusur değerlendirmeleri arasındaki çelişki usulünce giderilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 7. O hâlde davalı ...Site Yönetimi vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu sebeple bozulmasına karar vermek gerekmiş; bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığı sonucuna varılmıştır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı ... Site Yönetimi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, 2.Davacı ve davalı ... Site Yönetimi vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.