Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/109 E. 2026/235 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/109
Karar No
2026/235
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/24 E., 2022/158 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirkete ait İzmitte bulunan fabrikada muhtelif araçlar için tekerlek lastiği üretimi yapıldığını, davalılardan ...'nin iş yerinde 1994 yılından itibaren bambury operatörü olarak çalıştığını, davalının sol omuzunda impingment sendromu rahatsızlığı olduğu tanısının konulduğunu, bu rahatsızlığın diğer davalı Kurumca meslek hastalığı rahatsızlığı olarak değerlendirildiğini, davalı ... tarafından Kurum zararlarının tahsili amacıyla Kocaeli 2. İş Mahkemesinin 2015/267 Esas sayılı dava dosyasında dava açıldığını ancak davalı ...'deki rahatsızlığın bir meslek hastalığı olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, davalının yaptığı iş itibariyle meslek hastalığına yakalanmasının söz konusu olamayacağını, bambury iş bölümünde çalışan işçilerin en fazla 20-25 kg kadar ağırlığı olan kauçuk maddeleri lift kullanarak terazi bandına atmakta ayrıca fortlif ile çalışma yapmakta, nero bölümünde çalışırken de el transpaleti kullanarak malzeme yüklediklerini, bu nedenle davalı ... Yedekçinin sol omzundaki rahatsızlığının meslek hastalığı olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 5521 sayılı Kanun'un 7. maddesine ekleme yapıldığını, bu yasa düzenlemeye göre Kuruma karşı dava açılmadan önce müracaat edilmesinin zorunlu olduğunu, davanın esas yönden de haksız olduğunu, diğer davalı ...'nin sağlık problemleri nedeniyle hastahanede tedavi gördüğünü, kendisinde bulunan rahatsızlığın meslek hastalığından kaynaklı olabileceği şüphesi üzerine İstanbul Meslek Hastalıkları hastahanesine başvurduğunu ve burada yapılan tetkik ve tedaviler sonucunda meslek hastalığı olduğu kanısına varıldığını, bunun üzerine Kurum kurul raporu ile maluliyet oranının tespit edildiğini, Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu, Kurumun bu işlemlerine karşı itiraz edebileceğini, itiraz edilmesi halinde Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınacağını, ancak bu doğrultuda bir itiraz gelmediğini, bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...' nin davalıya ait iş yerinde 1994 yılında çalışmaya başladığını, 2002 yılına kadar üretim makinasında üretim operatörü olarak çalıştığını, daha sonra bambury ( hammadde karışım) bölümünde makina operatörü olarak çalışmasını sürdürdüğünü, davacının lastik imalatı kısmında makinaya 15-30 kg arasında değişen lastik sırtı yüklemesi yaptığını, bu işlemleri yaparken el ve omuz kullanarak çalıştığını, bobinleri elle takıp söktüğünü, her vardiyada 10-12 civarında bobin takıldığını, bambury bölümünde 5 ile 35 kg arasında değişen hammaddelerin yüklenmesi işini yaptığını, malzemelerin yerdeki paletlerden elle alınıp tezgah seviyesine kadar kaldırılarak bantlara konulduğunu, bir vardiyada bir işçi tarafından 1 50... adet arasında malzeme konulduğunu, yine makina arızası durumunda ağırlıkları 10... kg arasında değişen karışım hamurlarının kanca ile çekilip makinaya yol verildiğini, dava dilekçesinde kol gücü kullanılarak çalışılmadığı, lift caraskal, transpalet ve forklift kullanıldığının ileri sürüldüğünü, oysa davalıya ait iş yerinde lift ve caraskal gibi kol gücünü kullanmayı azaltacak ekipman, araç ve gereçlerin çok yakın bir tarihte kullanılmaya başlandığını, yakın tarihe kadar kol ve beden gücüne bağlı olarak çalışıldığını, davacıdaki hastalığın mesleki hastalık olduğunu, iş yerinde görülen iş ve iş koşullarının etkisi sonucu davacının bu hastalığa uğradığını, bu nedenle haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.07.2018 tarihli kararı ile davanın kabulü ile davalı ...'nin sol omuz impingment sendromu rahatsızlığının meslek hastalığı olmadığının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 18.07.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 29.01.2020 tarihli kararıyla istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA KARARI A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 29.01.2020 tarihli kararının süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 15.12.2021 tarihli kararı ile "... Her ne kadar Adli Tıp 3.İhtisas Kurulu ile Adli Tıp İkinci Üst Kurulu tarafından yapılan değerlendirmelerde anılan rapor ve değerlendirmeler sıralanmakla birlikte söz konusu tespit ve oranlara katılınmadığının somut tıbbi verilere ve gerekçelere dayandırılmadığı,soyut ve belirsiz ifadelerle bir değerlendirmede bulunulduğu anlaşılmakla bu hususta Adli Tıp 2. Üst Kurulundan yeniden rapor alınmak suretiyle ve belirtilen irdelemeler de yapılarak ilgili rapor ve kararlardaki arazlar tanımlanıp bunların mesleki olup olmadığı ve hangi oranda iş göremezliğe yol açtığı hususu açık ve net bir biçimde belirlenmeli aksi kanaatte bulunulduğu takdirde ise somut gerekçelerle bu hususlar açıklanmak suretiyle, tüm raporları irdeleyen ve çelişkiyi gideren rapor tanzimi sağlanarak, Mahkemece sonucuna göre bir karar verilmelidir. ..."gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..Bozmaya uyularak devam edilen yargılamada, Adli Tıp İkinci Üst Kurulundan alınan 11.08.2022/2107 tarih sayılı raporda özetle; sol omzunda mevcut impingment sendromu rahatsızlığının çalışma koşullarından kaynaklanabileceği gibi bu hastalığın orta ve ileri yaşlarda da kendiliğinden ortaya çıkabileceği, ayrıca yaptığı iş dışında herhangi bir eyleminden de kaynaklanabileceği meslek hastalığı olup olmadığı ve çalışma koşullarından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda mevcut belgelerle bunlar arasında tıbben ayrım yapılamadığı, 18.04.2014 tarihinden itibaren E cetveline göre: %13.1 (yüzdeonüçnoktabir) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı belirtildiğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ..." gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı ...'nin sol omuz İmpingment sendromu rahatsızlığının meslek hastalığı olmadığının tespitine, karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, gerek Kurum tespiti gerekse yapılan keşif sonrasında hazırlanan rapor ile meslek hastalığı durumu ortadayken, aksi bir durum içermemesine rağmen Adli Tıp raporuna dayanılarak yazılı şekilde, davacının talebi yönünde kurulan hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek karara karşı temyiz talebinde bulunmuştur. Davalı ... .... vekili, meslek hastalığının tespitinde mutlaka işyeri ve çalışma koşullarının değerlendirilmesi gerektiğini, eldeki davada somut olayın ve işyeri koşullarının irdelenmediğini, Adli Tıp Kurumu raporundaki yüzeysel tespitlere dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek karara karşı temyiz talebinde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ...inin sol omuzundaki rahatsızlığının meslek hastalığı olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanakları, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'un 2., 6., 9., 79., 108. maddesi hükümleridir. 1.Davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Kanun'un 14. maddesinde meslek hastalığı Kanunun 4/1-a ve b bentleri kapsamında sigortalı olarak çalışanların, çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı, tekrarlanan sebeplerle ve işin yürütüm şartları yüzünden, sigortalının bedenen veya ruhen zarara uğraması olup işle hastalık arasında illiyet bağı bulunması gerekir. 2. 5510 sayılı Kanun'un 14. maddesinin (II) numaralı bendi uyarınca sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun; Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usûlüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi, Kurumca gerekli görüldüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi zorunludur. Bu kapsamda sigortalının Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucuları olan Sağlık Bakanlığı meslek hastalıkları hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleri ve devlet üniversite hastaneleri olup bu sunucular tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporları ve bu raporların dayanağı tıbbi belgeler Kurum Sağlık Kuruluna gönderilmektedir. Kurum Sağlık Kurulu da söz konusu belgeleri inceleyerek ruhen veya bedenen uğranan zararın meslek hastalığı olup olmadığına karar vermektedir. Ayrıca belirtmek gerekir ki Kurum Sağlık Kurulu zararın / hastalığın Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Yönetmeliğinde olup olmadığı, fiilen sigortalının işten ayrılmasının ardından çıkan hastalıklarda yükümlülük süresinin geçip geçmediğine de .... Sigortalı veya işverenin Kurum Sağlık Kurulu kararına itirazı üzerine ise aynı süreç Yüksek Sağlık Kurulu açısından yürütülerek sigortalının hastalığının meslek hastalığı olup olmadığına Yüksek Sağlık Kurulu karar vermektedir. 3.Yüksek Sağlık Kurulu kararlarına karşı, gerek sigortalı gerekse işveren tarafından itiraz edilmesi ve bu itiraz üzerine yargı yoluna başvurulması hâlinde, Mahkemece yapılması gereken, oluşturulacak uzman bilirkişi heyeti aracılığıyla hastalığın meslek hastalığı olup olmadığının belirlenmesidir. Bu noktada, iki hususun birbirinden açıkça ayrılması gerekmektedir. Birincisi, bir hastalığın "meslek hastalığı" olarak kabul edilip edilemeyeceği; ikincisi ise bu hastalık ile sigortalının çalıştığı işyeri koşulları arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığıdır. Zira, bir hastalığın genel olarak meslek hastalıkları grubuna girip girmediğine dair değerlendirme, Mahkemece belirlenen yöntemler çerçevesinde yapılmakta olup bu değerlendirme, işyerine özgü tekrarlanan sebeplerle somut hastalık arasında illiyet bağının tespitinden farklıdır. İlliyet bağının tespiti açısından Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu ve çelişki durumunda Adli Tıp Üst Kurulundan bilirkişi olarak rapor alınması mümkün iken bir hastalığın kendisinin genel olarak meslek hastalığı sayılıp sayılmayacağı değerlendirmesi Adli Tıp Kurumu’nun görev alanına girmemekte, bu husus esasen Mahkemenin uzman bilirkişilerce değerlendirme yaparak karar vereceği bir konu olarak kalmaktadır. 4.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, bozma ilamında Adli Tıp 3.İhtisas Kurulu ile Adli Tıp İkinci Üst Kurulu tarafından yapılan değerlendirmelerde anılan rapor ve değerlendirmeler sıralanmakla birlikte söz konusu tespit ve oranlara katılınmadığının somut tıbbi verilere ve gerekçelere dayandırılmadığı,soyut ve belirsiz ifadelerle bir değerlendirmede bulunulduğu anlaşılmakla bu hususta Adli Tıp 2. Üst Kurulundan yeniden rapor alınmak suretiyle ve belirtilen irdelemeler de yapılarak ilgili rapor ve kararlardaki arazlar tanımlanıp bunların mesleki olup olmadığı ve hangi oranda iş göremezliğe yol açtığı hususu açık ve net bir biçimde rapor alınması gerektiği belirtilmiş olması üzerine İlk Derece Mahkemesince Adli Tıp 2. Üst Kurulundan yeniden rapor alındığı,alınan raporda ise sol omzunda mevcut impingment sendromu rahatsızlığının çalışma koşullarından kaynaklanabileceği gibi bu hastalığın orta ve ileri yaşlarda da kendiliğinden ortaya çıkabileceği, ayrıca yaptığı iş dışında herhangi bir eyleminden de kaynaklanabileceği meslek hastalığı olup olmadığı ve çalışma koşullarından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda mevcut belgelerle bunlar arasında tıbben ayrım yapılamadığının belirtildiği, böylelikle bozma ilamında belirtildiği şekilde davalıdaki rahatsızlığın mesleki olup olmadığı hususunun açık ve net bir şekilde ortaya konulmadığı, öte yandan anılan raporda, dosya içinde mevcut mahkemece işyerinde 31.03.2016 tarihinde 1 prof.dr makine mühendis, bir dr. ortopedi uzmanı ve bir dr. adli tıp uzmanından oluşan bilirkişi heyeti ile birlikte yapılan ve taraf tanıklarının da davacı tarafından yapılan işlerin tanımlanmasına yönelik beyanlarının da alındığı keşif sonucu düzenlenen 19.04.2016 tarihli bilirkişi raporunun hiç değerlendirilmediği, Adli Tıp 2. Üst Kurulu tarafından bozma sonrası düzenlenen raporun dosya içindeki tıbbi kayıtlar ile Kurum sağlık kurulu kararları ile Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporunun değerlendirilmesi sonucu düzenlendiği, Mahkemece de bozma sonrası alınan rapor sonucuna göre davanın kabulü yönünde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Buna göre, Mahkemece, dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna tekrar gönderilerek yukarıda belirtilen davalının çalıştığı işyerinde 31.03.2016 tarihli keşifte dinlenen ve davacının çalışma şekli, yaptığı işlere yönelik alınan taraf tanıklarının beyanları ile bu keşif sonrası bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 19.04.2016 tarihli bilirkişi raporunda yapılan saptamalar da değerlendirilmek suretiyle davalıda mevcut hastalığın mesleki olup olmadığı ve hangi oranda iş göremezliğe yol açtığı hususu açık ve net bir biçimde belirlenmesine yönelik yeniden rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VII. KARAR Açıklanan sebeple, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan Vekili ..., Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla 21.01.2026 tarihinde karar verildi. KARŞI OY

Davacı işveren tarafından açılan bu dava ile davalı işçinde meydana gelen rahatsızlığın 5510 sayılı Kanun 14. maddesinde belirtilen meslek hastalığı olup olmadığı ve mahkemece yapılan araştırmanın yeterli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Kurum tarafından meslek hastalığı kabul edilen sol omuz impingment sendromu rahatsızlığı, işverenin itirazı üzerine Adli Tıp 2. Üst Kurulunun 19.04.20 18... sayılı raporunda, bu rahatsızlığın çalışma koşullarından olabileceği gibi, bu hastalığın orta ve ileri yaşlarda kendiliğinden de ortaya çıkabileceği, çalışma koşullarından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda mevcut belgelerle bunlar arasında ayırım yapılamadığı belirtilmiş, meslek hastalığı olmadığı kabul edilmiştir. Davanın kabulü üzerine Dairemiz sayın çoğunluğu tarafından hükme esas alınan Adli Tıp 2. Üst Kurulunun kararının soyut olduğu somut tıbbi veri ve gerekçelere dayanmadığı gerekçesiyle hükme esas alınamayacağı, yeniden rapor aldırılması gerekçesiyle bozulmuş olup, mahkemece uyulan bozma gereğince Adli Tıp 2. Üst Kurulundan yeniden rapor aldırılmış,11.8.20 22... sayılı raporda da aynı görüşler belirtilip, bu hastalığın yaptığı iş dışında herhangi bir eylemden de kaynaklanabileceği yaptığı iş ile dış etkenler arasında tıbben bir ayrım yapılamayacağı değerlendirilmiştir. Mahkeme bir kez daha davanın kabulüne meslek hastalığı olmadığına karar vermiş olup; sayın çoğunluk tarafından yine raporun soyut olduğu gerekçesiyle Adli Tıp 2. Üst Kurulundan yeniden rapor alınması gerektiği belirtilerek karar bozulmuş ise de alınan tıbbi rapor gerekçeli olup, tüm tıbbi belgelere göre rahatsızlığın, yapılan işten kaynaklanabildiği gibi, iş dışındaki herhangi bir nedenden de kaynaklanabileceği açıkça belirtilmiştir. Meslek hastalığı sayılması için çalışmadan kaynaklandığının ayrıca ispat edilmesi gereken bir husus olup tıbbi olarak tespitinin mümkün olmadığının belirlenmesi karşısında mahkemece yapılan araştırma ve verilen karar yerinde olup hükmün oanması görüşünde olduğumdan ayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/109, K. 2026/235, T. 21.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-109-e-2026-235-k-e5d0b126874c