Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/14235 E. 2026/6008 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/14235
Karar No
2026/6008
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1077 E., 2025/1153 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 23. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/221 E., 2024/225 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda,; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...’ın ... ...’ın eşi, diğer müvekkilleri ..., ... ve ...’ın ise müvekkil davacı ve ... ...'ın müşterek çocukları olduğunu, tüm müvekkillerinin müteveffanın yasal mirasçısı olduğunu, ... ...’ın davalı ... Belediyesine bağlı diğer davalı .. Pendik Yapı ve İnşaat Temizlik Hizmetleri Sanayi ... A.Ş bünyesinde kepçe operatörü olarak çalıştığını, aldığı son ücretin net 1.700,00 TL olduğunu, müteveffaya senede 2 kez kıyafet yardımı yapıldığını, ...’ın davalı işverenler bünyesinde çalıştığı zamana tekabül eden 15 Temmuz 2016 günü belediyeden aranarak kepçesiyle ../.. gişelerine gönderildiğini, aynı tarihte yaşanan olaylar nedeniyle kendisine ateş açılması sonucu vefat ettiğini, ... ...'ın iş kazası sonucu vefat etmiş olup bahse konu iş kazasının meydana gelmesinde kusurun tamamen davalı işverenlere ait olduğunu ve müteveffaya kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, müteveffanın ölümü ile desteğini yitiren davacıların destekten yoksun kaldıklarını, müvekkillerinin mütevaffa ...'ın ölümü sonucu derin üzüntü ve elem duyduklarını belirterek, bir miktar maddi ve manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkillerine ödenmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müteveffanın 01.03.2015-15.07.2016 tarihleri arasında tamir bakım operatörü olarak çalıştığını, son maaşının brüt 3.218 TL olduğunu, çalıştığı dönem boyunca ücretlerin eksiksiz ödendiğini, olayın oluş nedeni ve sonucu arasında müvekkil şirkete kusur atfedecek herhangi bir illiyet bağının bulunmadığını, müteveffanın vefatına neden olan olayın iş kazası olarak nitelendirilmesinin hukuken mümkün olmadığını, vefata sebep olan darbe girişiminin müvekkil şirketin eksikliğinden, gerekli tedbirleri almamasından dolayı oluşmadığını, işverenin kusurlu eylemi ile zarar arasında uygun bir illiyet bağı olmadığından, işverenin sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, müteveffaya işi ile alakalı ve gerekli iş güvenliği ekipmanlarınının ve iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin eksiksiz verildiğini, terör olaylarının mücbir sebep olarak kabul edildiğini, işverenin kusurlu/kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırdığını ve davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Belediyesi vekili cevap dilekçesinde özetle; müteveffanın diğer davalı Penyapsan Şirketinin personeli olduğunu, bu nedenle davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, 15 Temmuz 2016 günü yaşanan elim olayların iş kazası olarak nitelendirilemeyeceğini, davanın görev yönünden reddi gerektiğini, 15 Temmuz 2016 günü yaşanan askeri darbe girişiminin mücbir sebep sayıldığını, bununla birlikte ... ...'ın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca katledilerek şehit olduğunu, yani 3. kişinin ağır kusurunun da söz konusu olduğunu, bu durumda işverenin kusurlu/kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldıran illiyet bağını kesen sebeplerden ikisinin de gerçekleştiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf sebepleri olarak; istinafa konu davanın somut vakıasının 15 Temmuz 2016 günü yaşanan elim olayların neticesinde ...'ın şehit olması olduğunu, müteveffanın iş kazası nedeniyle değil darbe girişimindeki terör eylemleri nedeniyle şehit olduğunu, yargı kararları neticesinde terörle bağlantılı durumlarda görevli mahkemenin iş mahkemeleri olmayacağı dikkate alındığında istinaf incelemesi neticesinde davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini ve kararın hukuka aykırı olduğunu, mevcut olumlu yöndeki ekonomik durumun müteveffanın ölümü itibariyle ortaya çıktığını, darbe süreci neticesinde şehit olan müteveffanın ailesine 2 kişilik memur hakkı tanındığını ve davacı ... ile birlikte iki memuriyet hakkının da kullanıldığını, somut olay itibariyle, kanundan veya haksız fiilden kaynaklı davalılar açısından sorumluluğun dahi söz konusu olmadığını, bu kapsamda davalı şirket ve diğer davalı nezdinde kusur değerlendirmesi yapılamayacağını, hem müvekkil şirket açısından hem de diğer davalı açısından alınabilecek bir tedbir olmadığını, gözetim ve denetim borcunun yerine getirilmesi açısından imkan bulunmadığının açıklığa kavuştuğunu, davacı ...'ın hiçbir geliri olmaksızın sıfır otomobil edindiğini, bu aracın müteveffanın gerçekleşen somut olay neticesinde ÖTV'den muaf tutulmak suretiyle yapılan nakdi ödemeler neticesinde satın aldığını, baz alınan emsal maaş ücretlendirmelerinin hatalı olduğunu, işveren açısından gerekli özenin gösterilmediği veya işçinin seçiminde, gözetiminde, denetiminde üçüncü kişilerce gerçekleştirilen eylemler neticesinde teknik olarak davalı şirket ve diğer davalıya sirayet edebilecek bir husus söz konusu olmadığından sorumluluk atfının söz konusu olamayacağını, silahlı kalkışma şeklinde meydana gelen olayla sıklıkla karşılaşılmadığı dikkate alındığında mücbir sebep nedeniyle illiyet bağının kesildiği sonucuna varmaktan başka objektif bir durumun mümkün olmadığını, davanın 6 yıl sonra ikame edildiği dikkate alındığında mağdur olduğunu belirten davacıların bu iddialarının iyi niyetten yoksun olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Davalı ... Belediyesi vekili istinaf sebepleri olarak; davacıların murisi ...'ın şehit olduğunu, müteveffanın yaşamını kaybetmesinin iş kazası nedeniyle değil, terör eylemleri nedeniyle olduğunu, Danıştay kararlarında terörle bağlantılı zararlardan dolayı idarenin sorumluluğunun, kusursuz sorumluluğun bir türü olan sosyal risk ilkesi uyarınca tanındığını, bu bağlamda bakanlıklarca şehit ailelerine ve gazilere gerekli ödemelerin yapıldığını, ... ...'ın diğer davalı Penyapsan ... A.Ş.'nin personeli olduğunu, davalı insan kaynakları müdürlüğünün cevabi yazısında da belirtildiği üzere; müteveffanın belediye personeli olarak çalışmasının söz konusu olmadığını, diğer davalı şirket ile belediye arasında alt işveren - üst işveren ilişkisi kurulmadığını, şayet bir iş yaptırılmış ise bunun anahtar teslimi tarzında yani işin baştan sona kadar yüklenici tarafından tamamlanması şeklinde yaptırıldığını, iş yerinde meydana gelen iş kazaları nedeniyle işverenin hukuki sorumluluğunun niteliğinin Yargıtayın önceki kararlarında da benimsediği görüşe göre kusura dayanmadığını, nitekim Mahkeme dosyasına sunulan 01.02.2023 tarihli ve 22.02.2023 tarihli bilirkişi raporlarının da bu doğrultuda tanzim edilmiş olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınmadığını, buna karşın Mahkeme kararına esas alınan 04.01.2024 tarihli rapora karşı sundukları itirazların Mahkemece nazara alınmadığını, itiraz ettikleri son raporda bilirkişilerce, ... yaşasaydı alacağı ücretin son derece fahiş bir rakam bulunarak hesaplama yapıldığını, bu ücret bulgusunun herhangi bir emsal ücret araştırmasına da dayandırılmadığını, tamamen afaki şekilde fahiş bir ücretin baz alındığını ve sonuçta çok yüksek rakamların ortaya çıktığını, her şeyden önce hesaplamanın bu yönüyle kabul edilemeyeceğini, murisleri şehit olmadan önce araçları ve gayrimenkulleri olmayan davacıların, bugün itibariyle 4 adet taşınmazları bulunduğunu, bu taşınmazların elim olayın vuku bulmasından sonra mütevaffanın mirasçıları mağdur olmasın diye kendilerine bağışlandığını, olayın hassasiyeti ve şehidin emanetleri olmaları nedeniyle Belediyenin de davacıları her durumda koruyup kolladığını, ayni ve nakdi yardımlarda bulunduğunu, belediye personelinin davacıların güncel isteklerini sürekli yerine getirdiğini, bu hususun dinlenen tanık ifadeleri ile de sabit olduğunu, davacıların müteveffanın ölümünden sonraki edinimlerinin "destekten yoksun kalma" durumunu tamamıyla ortadan kaldırdığını, davanın müteveffanın şehit olmasından yaklaşık 6 yıl sonra açıldığını, dört küçük çocukla mağdur olduğunu belirten davacıların bu iddialarının samimi olmadığını, bir mağduriyet yaşanmış olsaydı, 6 yıl buna katlanılmış olmasının beklenilemeyeceğini, bu nedenle de davacıların iddialarının ve taleplerinin iyi niyetten yoksun olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar vekillerince ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kamu düzenine aykırılık teşkil edecek bir durumun bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince delillerin değerlendirilmesi ve takdirinde bir isabetsizliğin bulunmadığı, verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü beyanlarını tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü beyanlarını tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi. 3. Değerlendirme A) Davalılar vekillerinin davacılar ... ile ... yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

Dosya içeriğine göre kabulüne karar verilen tazminat miktarının ayrı ayrı Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.

B) Davalılar vekillerinin davacılar ... ile ... yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden ; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler temyiz kapsam ve nedenlerine göre kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekillerinin davacılar ... ile ... yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Davalılar vekillerinin davacılar ... ile ... yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgililerine yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/14235, K. 2026/6008, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2025-14235-e-2026-6008-k-18d488e97ad8