Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/9408 E. 2024/10340 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/9408
- Karar No
- 2024/10340
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/483 E., 2023/868 K. KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 10. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/287 E., 2022/183 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı işverene ait fabrikada imalat işçisi olarak çalışan davacının makinedeki işi bitmiş ürünü almak isterken makinenin kapağının kapanması sonucu yaralandığı, davalı şirketin güvenlik önlemi almaması nedeniyle meydana gelen kazadan dolayı sürekli iş göremezliğe uğradığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere 3.000,00 TL maddi tazminat ve 80.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faizi ile tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında maddi tazminata ilişkin talebini 1.158.830,25 TL olarak arttırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirkette düzenli olarak iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri verildiğini, olayın gerçekleşmesinde herhangi bir kusuru veya ihmali olmadığını beyanla davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 22.02.2017 tarihinde davalı işverene ait fabrikada yandan sıkıştırmalı enjeksiyon makinesi operatörü olarak çalışırken makinedeki işi bitmiş ürünü aldığı sırada makinenin kapağının kapanması sonucu sağ elinin parmaklarının kopması nedeniyle yaralandığı, davacının iş gücü kaybının Adli Tıp Kurumunun tespit ettiği şekilde %62 olduğu, davalı işveren firma tarafından işyerindeki çalışmaya ilişkin işçi sağlığı ve iş güvenliğini sağlamasına yönelik yeterli denetim ve gözetim uygulanmadığı, iş sağlığı ve güvenliği kurallarının ihlal edildiği, kazanın meydana geldiği makinede hareketli operasyon bölgesini personelden ayıran koruyucu arka kapağına müdahale edildiğinde devreye girip makineyi kapatacak sensor, fotosel vb. gibi hiçbir koruyucu önlemlerle donatılmadığı, davalı işveren Star Oyun Aletleri Oyuncak İm. Paz. Tic. Ltd. Şti.'nin, çalışanların sağlığını koruyacak ve işin gerektirdiği teknolojik kullanımı sağlamadığı, davalı işveren Star Oyun Aletleri Oyuncak İm. Paz. Tic. Ltd. Şti. basiretli bir işveren gibi davranıp kazazede ...'nin kaza geçirdiği yandan sıkıştırmalı enjeksiyon makinesinde, çalışır halde iken elini makinenin operasyon bölgesine başka bir ifadeyle bitmiş ürünün bulunduğu arka kapağın olduğu hazneye sokmasını engelleyici, kafes, fotosel veya sensor gibi vb. koruyucu güvenlik tedbirlerini almış olsaydı, teknolojik değişim ve gelişime uyum sağlamış olsaydı, ...'nin 22.02.2017 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazasının engellenebileceği, davalı işveren firmanın söz konusu makinede yapılan çalışmalarda iş kazasını önleyici risklerden kaçınmadığı, ayrıca kazazedenin Tehlikeli ve Çok Tehlikeli Sınıfta Yer Alan İşlerde Çalıştırılacakların Mesleki Eğitimlerine Dair Yönetmeliğinde belirtilen çalıştığı makine ile ilgili mesleki eğitim sertifikasının olmadığı halde makinede operatör olarak görevlendirildiği, bütün bunlarla birlikte İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliğinde belirtilen şekilde Risk Analizi ve Değerlendirmesi Raporu hazırlamaması sebebiyle çalışmalar sırasında kaza riskinin davalı işveren yetkilileri tarafından göz ardı edildiği, davalı Fırmanın, iş yerinde tam bir emnivetli çalışma düzeni oluşturamadığı, denetim-gözetim eksikliğinin olduğu, iş güvenliğini kazazedenin inisiyatifine bıraktığını, kazazedeye makine ile ilgili eğitim verilmesini sağlaması ve bu eğitimi bir tutanak ile belgelendirmesi gerekirken, bu sayılanları yapmaması nedeniyle %80 oranında kusurlu olduğu, davacının ise olay tarihinde 20 yaşında ve aklıselim olduğu, bu nitelikli birinin, makine çalışır halde iken, tehlikeli biçimde hangi amaç için olursa olsun makinenin hareketli ve tehlikeli kısımlarına elle müdahale etmemesi, makinenin hareketli operasyon bölgesine müdahale ettiğinde elini kaptırabileceği ihtimalini göz önünde bulundurması, müdahale edecek ise de makineyi kapattıktan veya durdurduktan sonra bu kısma müdahale etmesi, inisiyatif almaması, dikkatli olması, iş güvenliği tekniğine uygun olarak çalışmasını gerçekleştirmesi, özenli hareket etmesi ve de ... sağlığı ve güvenliğini gözetmesi veya riske atmaması gerektiği, kazazede ...'nin %20 oranında kusurlu olduğu, dosyaya sunulan aktüerya raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, maddi tazminat konusunda yapılan hesaplama doğrultusunda karar verildiği, kazanın meydana geliş şekli, kaza tarihi, kusur durumu, sürekli iş göremezlik derecesi, tarafların ekonomik ve sosyal durumu ile özellikle karar tarihindeki dönemde ülkenin ekonomik durumu ve paranın alım gücü gözetilerek manevi tazminata karar verildiği gerekçesiyle" 1.158.830,25 TL net maddi tazminatın kaza tarihi olan 22.02.2017 tarihinden işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22.02.2017 tarihinden işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili; davacının zararı hesaplanırken hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere dayalı hesaplama yapılması gerektiğini, dosya hesap bilirkişisinden döndükten sonra yargılama esnasında asgari ücrette ciddi bir artış meydana geldiğini, bu aşamada tekrar hesap bilirkişisine tevdi edilerek güncel veriler doğrultusunda hesaplama yapılması gerektiğini, mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davacının tüm taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir. 2.Davalı vekili; kusur oranına ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, davalı şirkette düzenli olarak iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri verildiğini, eğitim belgelerinin bulunduğunu, davacının kullandığı enjeksiyon makinesinin ön ve arka emniyet kapılarının olduğunu, olayın gerçekleşmesinin akabinde makinenin ön tarafındaki switch siteminin aktif olduğunun görüldüğünü, bunun da davacının %100 hatalı kullanımı olduğunu gösterdiğini, davacının ön kapı yerine arka kapıyı kullandığını, davacının kusurunun %20 kabul edilerek hesap raporunun bu oran üzerinden yapılmasının hatalı olduğunu, hesaplamalarda da bir takım hatalar yapıldığını, tazminat miktarının hem kusur oranında yapılan hata hem de hesap raporunda yapılan hatalar göz önünde bulundurulduğunda fahiş miktarlarda çıktığını, yapılan tespitlerin hatalı olduğunu, yine hesaplamalarda da dönem ücreti, artış kat sayısı ve dönem sınırlarının hatalı belirlendiğini ve buna göre de miktarların hatalı hesaplandığını belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içeriği ile alınan bilirkişi raporlarında davalılar ve davacı yönünden belirlenen kusur oranlarının işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına, dosya içeriğine uygun olduğu, davalı vekillerinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı, davalı tarafın yapılan hesaplamaya yönelik somut bir itirazının bulunmadığı gibi dosyada belirlenen kusur durumuna göre hükme esas bilirkişi raporunda güncel Yargıtay kararları doğrultusunda, TRH 2010 adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" esas alınarak ve asgari ücret artışları dikkate alınarak yapılan hesaplamaların dosya içeriğine uygun olduğu, davalı vekillerinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı, maddi tazminat yönünden 14.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda davacının gelirinin asgari ücret olduğu kabul edilerek hesaplama yapıldığı, davacı tarafça bilirkişi raporuna itirazda bulunulmadığı ve yapılan hesaplama doğrultusunda dosyaya sunulan ıslah dilekçesi ile talebin artırıldığı, mahkemece 12.04.2022 tarihinde karar verildiği, bu yönde kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf itirazının yerinde olmadığı, davacının söz konusu olay nedeni ile duyduğu manevi ızdırap, tedavi aşamasında yaşadığı bedensel acılar, ruhsal sıkıntılar nedeni ile yerel Mahkemece manevi tazminata hükmedilmesi doğru olsa da tarafların kusur durumları, olayın oluş şekli, ekonomik durumları, olay tarihinden bu yana işleyecek faiz oranları dikkate alındığında Mahkemece bu ilkeler göz önünde bulundurularak takdir edilen manevi tazminat miktarının az olduğu ve hükmedilen manevi tazminat miktarının bir miktar yükseltilmesi gerektiği kanaati ile davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olduğu anlaşılmakla davacı lehine 70.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilerek manevi tazminat talebi yönünden Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle "davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davacının kısmen kabul kısmen reddi ile 1.158.830,25 TL net maddi tazmiatın kaza tarihi olan 22.02.2017 tarihinden işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 70.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22.02.2017 tarihinden işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. 2.Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci ve 77 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddeleridir. 3. Değerlendirme A) Davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarların Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. B) Davalı vekilinin maddi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin manevi tazminat istemine yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE, 2.Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.