Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/6977 E. 2024/12692 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6977
Karar No
2024/12692
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/450 E., 2022/885 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Arhavi Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2021/117 E., 2021/182 K. Taraflar arasında iş kazasından kaynaklı tazminat istemine ilişkin dava neticesinde İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karara karşı, davalılardan ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş., ... İnşaat ve Ticaret A.Ş., ... Yol İnşaat ve Ticaret A.Ş., ... İnşaat Ticaret Limited Şirketi, ... vekillerinin istinaf yoluna başvurması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı istinaf istemlerinin kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen redde dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar ve davalılardan ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş., ... İnşaat ve Ticaret A.Ş., ... Yol İnşaat ve Ticaret A.Ş., ... İnşaat Ticaret Limited Şirketi, ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... İnşaat San ve Tic A.Ş., ... İnşaat ve Ticaret A.Ş. ve ...-Yol İnşaat ve Ticaret A.Ş.’den oluşan ortak girişimin Karadeniz sahil yolu Çayeli-Ardeşen-Hopa kesimi inşaatının müteahhidi olduğunu, ... Ltd Şti’nin ise bu ortak girişimin taşeronu olduğunu, müvekkillerinden ...’ın müteveffanın eşi, ... ile ... ...’nin çocukları, diğer müvekkillerinin ise anne ve kardeşleri olduğunu, kazalı ...’ın davalılara ait taş ocağında patarcı olarak çalışmakta iken 14.07.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası neticesinde vefat ettiğini, kazanın davalıların kusuru ile meydana geldiğini beyanla eş ve çocukları için ayrı ayrı 1.000,00 TL’şer destekten yoksunluk maddi tazminat ile eş için 100.000,00 TL, kızı ... için 100.000,00 TL, oğlu ... ... için 100.000,00 TL, annesi ... için 15.000,00 TL, 5 kardeşi için ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemini eş ... için 175.412 TL'ye, çocuk ... için 30.868 TL'ye, ... için 38.127 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalılar ... İnşaat San ve Tic A.Ş., ... İnşaat ve Ticaret A.Ş. ve ...-Yol İnşaat ve Ticaret A.Ş. Ortak vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketlere ait ortak girişim ile diğer davalı şirket arasında alt yüklenici sözleşmesi imzalandığını, iş güvenliği önlemleri alması gerekenin diğer davalı şirket olduğunu, sorumluluğun da ona ait olduğunu, müvekkillerine kusur yüklenmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... İnşaat Ticaret Ltd Şti ve ... ortak vekili cevap dilekçesinde özetle; ceza dosyasında toplanan deliller ile alınan tanık beyanlarının ...’ın ölümünün şüpheli bir ölüm olduğunu ortaya koyduğunu, olayın iş kazası olmadığını, müvekkillerinin yaşanan kazada kusurlarının bulunmadığını, talep edilen manevi tazminatların fahiş olduğunu belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile maddi tazminat yönünden; 175.412,00 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 26.02.2010 itibaren bakiye kısmına ıslah tarihi olan 26.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 30.868,00 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 26.02.2010 itibaren bakiye kısmına ıslah tarihi olan 26.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 38.127,00 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 26.02.2010 itibaren bakiye kısmına ıslah tarihi olan 26.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, manevi tazminat yönünden; davacı ... lehine 50.000,00 TL, ... ve ... ... lehlerine 35.000,00 TL'şer, ... lehine 15.000,00 TL ve ..., ..., ..., ... ve ... lehlerine 10.00,00 TL'şer manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş., ... İnşaat ve Ticaret A.Ş., ... Yol İnşaat ve Ticaret A.Ş., ... İnşaat Ticaret Limited Şirketi, ... vekillerinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacı taraflarca ortadan kaldırma öncesi yargılamada maddi tazminatın miktarına ilişkin somut ve açık istinaf talebinde bulunmamış, Dairemizce maddi tazminatın miktarı ortadan kaldırma kararına konu edilmemiştir ve bu nedenle davalı taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Mahkemece bu husus gözetilmeden hüküm kurulması hatalı bulunmuştur. Davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmaktadır. Ret sebebi aynı olan davalılar yararına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3/2’nci maddesi uyarınca tek avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde her davalı için ayrı ayrı vekalet ücreti tayini suretiyle davacı aleyhine fazla vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup hatalıdır" gerekçeleriyle "davalılar ... İnşaat Ticaret Ltd Şti ve ... ... İnşaat San ve Tic A.Ş., ... İnşaat ve Ticaret A.Ş. ve ...-Yol İnş. ve Ticaret A.Ş. vekillerinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1)-b-2 maddesi gereğince kısmen kabulü ile yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber hüküm kurulmasında hata edildiği ve yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı anlaşılmakla HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca Mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile maddi tazminat yönünden; davacı (Eş) ... lehine 175.412,00 TL, çocuk ... lehine 16.783,00 TL, ... ... lehine 17.656,00 TL maddi tazminatların 1.000,00 TL'şerlik kısımlarını dava tarihi olan 26.02.2010 itibaren bakiye kısmına ıslah tarihi olan 26.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, manevi tazminat yönünden; davacı ... lehine 50.000,00 TL, ... ve ... ... lehlerine 35.000,00 TL'şer, ... lehine 15.000,00 TL ve ..., ..., ..., ... ve ... lehlerine 10.00,00 TL'şer manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalılardan ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş., ... İnşaat ve Ticaret A.Ş., ... Yol İnşaat ve Ticaret A.Ş., ... İnşaat Ticaret Limited Şirketi, ... vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; manevi tazminatların tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini vekalet ücretinin her bir davacı yönünden ihtiyari dava arkadaşlığı nedeni ile ayrı ayrı hümedilmesi gerektiğini, maddi tazminatın düşük hesaplandığını, tespit edilen maddi tazminatın çok düşük kaldığını, zarar hesap tablolarında 2022 yılı için 1764,89 TL'den hesaplama yapılmışken, artan asgari ücret miktarı dikkate alındığında, hükmedilecek tazminatlara her ne kadar faiz işletilse de, asgari ücretteki yaklaşık %350'lik artış karşısında müvekkiller lehine hükmedilen tazminatın eridiğini, yargılamanın uzaması ile birlikte, hükmedilen tazminat da hakkaniyetli olmaktan uzaklaşıp müvekkillerin mağduriyetini arttığını, maddi tazminat tutarı yönünden de kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir. 2.Davalı ... İnşaat, ... İnşaat ve ... Yol İnşaat Şirketleri ortak vekili temyiz dilekçesinde özetle; manevi tazminat miktarlarının İlk Derece Mahkemesince bir önceki karara göre artırılmasının hatalı olduğunu, kazanın gerçekleşme şeklinin açıklığa kavuşmadığını, olay günü müteveffayı iş yerinden ayrılırken gören tanıkların mevcut olduğu kazanın 14.07.2009 günü saat 17.30-18.00 arasında gerçekleştirilen patlatma faaliyetleri esnasında müteveffanın göçük altında kalması suretiyle gerçekleştiğinin varsayıldığını, müvekkil şirkete ve personellerine ceza yargılamasında kusur atfedilmemiş olup bu hususun göz ardı edilmemesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... ve ... ortak vekili temyiz dilekçesinde özetle; olayın iş kazası olarak değerlendirilemeyeceğini, patlama yapılan yer ile maktulün cesedinin bulunduğu yer arasındaki mesafeden de anlaşılacağı üzere maktulün müvekkil şirkete ait iş yerinde yapılan bu patlama sonucu ölmüş olması olasılığı bulunmadığını, taş ocağında da 13.11.2015 tarihli raporda belirtildiği üzere iş sağlığı ve güvenliği açısından herhangi bir eksiklik ve mevzuata aykırılık bulunmadığını, davacı eşin maddi tazminat alacağından evlenme şansı indirimi yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigortalının iş kazasında vefatı nedeniyle destekten yoksun kalanların maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleridir. "Destek tazminatı alacağından sorumluluk ve tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan kanun hükümleri gözetildiğinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleridir. "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleridir. "İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısında işyerinin nitelik ve kapsamına göre 6331 sayılı Kanun'un maddeleridir. 3. Değerlendirme a) Davacılar vekilinin manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1. Hukuk mahkemelerinin kesin olduğu yasalarla belirtilenler dışındaki kararlarının kanun yolu denetimi 5235 sayılı Kanun ile kurulan bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihine kadar sadece Yargıtay tarafından " Temyiz yolu ile" yapılmakta iken 5235 sayılı Kanun ile kurulan bölge adliye mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinde faaliyete geçirilmesi üzerine kanun yolu denetimi iki kademeli ... gelmiştir. Başka bir deyişle ilk derece mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinden sonra verdiği kararlara karşı doğrudan bir başka değişle "atlamalı temyiz yolu'' kapatılmıştır. 2. 6100 sayılı HMK. daki yeni düzenleme ile getirilen istinaf yolu, İlk Derece Mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur. 3. İstinaf yolu uygulamasında, ilk derece mahkemesi kararından sonra, karar önce istinaf denetimine tâbi tutulmakta, istinaf denetiminden sonra temyiz yolu açıksa temyize başvurulmaktadır. bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle yargılama üç aşamalı ... gelmiştir. Önce ilk derece mahkemesinde ilk derece yargılaması yapılarak karar verilmekte, ardından bölge adliye mahkemesinde istinaf incelemesi ile vakıa ve hukukilik denetimi yapılmakta, son olarak da Yargıtay’da temyiz incelemesine gidilmektedir. Yeni sistemde temyiz edilen karar ilk derece mahkemesinin kararı değil, bölge adliye mahkemesinin kararıdır. Artık ilk derece mahkemesi kararının doğrudan temyiz edilmesi mümkün değildir. 4. Somut olayda İlk Derece Mahkemesince verilen karara davacılar vekilinin istinaf başvurusunda bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf eden davalıların istinaf başvurusunun maddi tazminat miktarı ve vekalet ücretleri yönünden kabul edildiği, manevi tazminat miktarları yönünden bir değişikliğe gidilmediği, bu miktarlara karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusunda bulunmadığı dikkate alındığında davacılar vekilinin manevi tazminat miktarlarının azlığına dair temyiz itirazlarının, atlamalı kanun yolu incelemesi ile temyiz incelemesinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığı dikkate alınarak davacılar vekilinin kısmen reddolan manevi tazminat istemlerine yönelik temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir. b) Davacılar vekilinin maddi tazminat hükümlerine, temyiz eden davalılar vekillerinin davacılardan ... ve ... lehlerine hüküm altına alınan maddi tazminat hükümleri ile tüm davacılar yönünden manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 3. Bölge Adliye Mahkemesinin 28.04.2022 karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 107.080,00 TL olup, davacıların kısmen reddolan maddi tazminat istemleri ile davalılar aleyhine hüküm altına alınan ... ve ... ... lehlerine maddi tazminatların, yine tüm davacılar lehine hüküm altına alınan manevi tazminatların birbirlerinden ve diğer hükümlerden bağımsız birer dava olarak değerlendirildiğinde, kısmen ret ve kabul edilen miktarların kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla, bu hükümlere yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. c) Temyiz eden davalılar vekillerinin davacılardan eş ... maddi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere özellikle kusur oran ve aidiyeti ile hesap raporunun dosya kapsamı ve Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olması karşısında ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş., ... İnşaat ve Ticaret A.Ş., ... Yol İnşaat ve Ticaret A.Ş., ... İnşaat Ticaret Limited Şirketi, ... vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir 2.Anayasamızın 141 inci maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bunun anlamı yargılama açık olarak yapılacak ve yargılamanın sonunda verilen karar da açıkça belirtilecektir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 149 uncu (HMK’nın 28 inci) maddesinde de bu husus belirtilmiştir. 3.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294 üncü maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafları iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az aynı Kanun'un 297 nci maddesinde belirtilen hüküm sonucunun tutanağa geçirilerek okunması suretiyle olur. 4.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesinde, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır. 5.01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 nci maddesinde ise: “(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar: a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. 6. Somut olayda hakkında usulüne uygun dava açılıp, taraf teşkili sağlanmış olan ...'in İlk Derece Mahkemesince verilen kararın karar başlığında davalı olarak gösterilmiş olmakla beraber, esas hakkında hüküm veren Bölge Adliye Mahkemesi karar başlığında yazılmamış olması yukarıda açıklanan emredici yasal düzenlemeler kapsamında usul ve yasaya aykırı olmuştur. 7. O halde, kamu düzeni kapsamında re'sen gözetilen sebeplerle beraber, temyiz eden davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek Mahkeme hükmü bozulmalıdır. 8. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin düzeltilerek onanması gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacılar vekilinin manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, 2. Davacılar vekilinin maddi tazminat hükümlerine, davalı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş., ... İnşaat ve Ticaret A.Ş., ... Yol İnşaat ve Ticaret A.Ş., ... İnşaat Ticaret Limited Şirketi, ... vekillerinin ise davacılardan ... ve ... lehlerine hüküm altına alınan maddi tazminatlar ile tüm davacılar lehlerine hükmedilen manevi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının 6100 sayılı Kanun'un 352/1-b maddesi uyarınca miktardan REDDİNE, 3. Davalı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş., ... İnşaat ve Ticaret A.Ş., ... Yol İnşaat ve Ticaret A.Ş., ... İnşaat Ticaret Limited Şirketi, ... vekillerinin davacı (eş) ... lehine hüküm altına alınan maddi tazminata yönelik temyiz itirazları yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi kararının başlık bölümünde, Davalılar kısmına "6- ..." isminin yazılmasına, hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 4. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, 5.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/6977, K. 2024/12692, T. 10.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-6977-e-2024-12692-k-1f8b405cf3f3