Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/13690 E. 2024/11814 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/13690
Karar No
2024/11814
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2054 E., 2023/2060 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/239 E., 2023/58 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı alacağına ilişkin aşkın zarar istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 12.07.2011 tarihinde metro çalışmasının Kartal Şantiye Kalıp Sahasında saat 17.10-17.30 sularında piton sökümü yaptığı sırada sıkışan pitonun fırlamasıyla fırlayan piton gözüne isabet ettiğini iddia ederek; munzam zararın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Somut olayda, davacının 12.07.2011 tarihinde iş kazası geçirmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepli dava açtığı, İstanbul 16. İş Mahkemesinin 2012/148 Esas sayılı dosyası ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesinin 2018/2207 Esas 2018/2187 Karar sayılı ve 27.12.2018 tarihli kararında istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, daha sonra dosyanın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay tarafından İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulduğunu, İstanbul 16. İş Mahkemesinin 2020/362 Esas sayılı dosyası ile söz konusu bedelin yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verildiğini ancak söz konusu bedelin ve faiz toplamının müvekkilinin zararını karşılamaya yetmediğinden bahisle aşkın zararı talep ettiği, bu bağlamda davacı vekilinin davacının iş kazasından kaynaklı alacağına ilişkin aşkın zarar talep ettiği görülmüştür. İstanbul 16. İş Mahkemesinin 2020/362 E. - 2021/521 K. sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilmiştir. Mevcut dosyanın gerekçeli kararında da belirtildiği üzere bilirkişi tarafından düzenlenilen 19.04.2021tarihli rapor ile hesaplama yapıldığı, aktif ve pasif dönem dikkate alınarak güncel verilere göre değerlendirme yapıldığı anlaşılmıştır. İş bu kararın temyiz aşamasında olduğu, henüz kesinleşmediği görülmüştür. Yargıtay içtihatlarına göre munzam zararın talep edilebilmesi için zararın gerçekleşmiş, ölçülebilir ve somut(gerçek) bir zarar olması gerekmektedir. Davacının ispatlamak zorunda olduğu husus, enflasyon ve yüksek faizler değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı gördüğü zarar olgusudur. Davacının zarara ilişkin iddiaları ispat edilmiş bir zararı değil, dolaylı yönden ekonomik yatırım araçlarının ortalaması olup, belirlenen miktarın munzam zarar olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bu durumda davacının zararını somutlaştırdığından söz edilemez. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 23.02.1994 gün ve 1993/5-600 Esas, 1994/80 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır. Davacı tarafça ileri sürülen somut bir zarar olmaması karşısında, İstanbul 16. İş Mahkemesinin 2020/362 E - 2021/521 K sayılı ilamının bekletici mesele yapılmasının da dosya esasına bir etkisinin olmadığı, bu bağlamda somut olarak ileri sürülmeyen ve kesinleşmemiş mahkeme ilamına dayanılarak munzam zararın talep edilmesinde hukuki bir yarar bulunmadığı..." gerekçesiyle Davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili, istinaf dilekçesinde, anaparaya eklenen bankalara uygulanan en yüksek mevduat faizi dahi müvekkilinin mevcuttaki zararını karşılamadığı, İlk Derece Mahkemesince ana paraya yasal faiz uygulanması şeklinde karar verildiği, bu suretle ana paraya uygulanan faiz getirisi ile dahi paranın gerçek değerini koruyamadığından bu aralıkta karşılanamayan tutar müvekkilinin munzam zararını oluşturduğu, ödemenin davalılarca haksız fiil tarihinden itibaren yapılması gerektiği, davalıların zararı tespit edebilecekken kendilerinin dava açması ve devamında 11 yıl geçtikten sonra ödemenin yapılmamasının munzam zararın oluştuğunun bariz göstergesi olduğu, müvekkilinin alacak hakkının her geçen gün eridiği ve müvekkilinin mülkiyet hakkının bu kapsamda ihlal edildiği, son yıllarda ve özellikle geçtiğimiz yılda hızlıca artan enflasyon oranı gözetildiğinde faizin müvekkilinin hak kaybını ve mağduriyetini hiçbir suretle giderilebilecek tutarda olmadığı, Yargıtay'ın yakın dönemdeki yerleşik içtihadı uyarınca da enflasyonist ortamda alacaklının parasının değerini sabit tutmasının karine olarak kabul edilmesi gerektiği, hâkimin kanun maddeleri arasına sıkışmış tekniker olmadığı, mahkemelerin uyuşmazlıkta her şeyin kanunlarda açık ve sarih olmalarını beklemelerinin hukuka aykırı olduğu, AYM tarafından huzurda ki dava ile aynı nitelikte ki kararlarında munzam zararın oluştuğu noktasında hak ihlali verildiği ileri sürülmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davacı tarafından istinaf edilen kararda, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belge ve delillere göre İlk Derece Mahkemesinin uyuşmazlık konusu hukuki ilişki ve hususları nitelemesi, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitleri, delilleri takdir ve değerlendirmesi, uyuşmazlığın çözümü için gereken hukuk kurallarını uygulaması, uyuşmazlık konusu hususları gerekçelendirmesi isabetli olduğu..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklı alacağına ilişkin aşkın zarar istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri, 2.2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 417. maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16 ve 20. maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4. maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/13690, K. 2024/11814, T. 27.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-13690-e-2024-11814-k-90a2a77b8ae7