Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/6496 E. 2024/1868 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Maddi Ve Manevi Tazminat İstemi

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6496
Karar No
2024/1868
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Maddi Ve Manevi Tazminat İstemi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3438 E., 2023/216 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/5 E., 2022/581 K. Taraflar arasındaki iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... İnşaat ve Sanayi A.Ş. bünyesinde işçi olarak Kazakistan'da çalışırken 26.06.2011 tarihinde davalıya ait işyerinde, iş makinelerinin elektrik tamir işini yaparken geçirmiş olduğu iş kazası sonucu %19 oranında malul kalarak meslekte kazanma gücünü yitirdiği ve malulen emekli olduğu, davacının, davalı şirkette toplam 6 sene iş makinelerini tamir işinde çalıştığı, kazanın oluşumunda davalı şirkete ait şantiyede disiplinsiz ve kontrolsüz bir çalışma düzeninin olmasının en önemli etken olduğu, fazlaya ilişkin talep hakkı saklı 500,00 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden başlayarak yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 269.666,06 TL'ye artımıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kazadan sonra 1,5 yıl daha çalıştığını, kazanç kaybına uğramadığını, hesaplama yapılması için ücretinin beyan edilmediğini, davalı işyerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmış olduğunu, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, istenilen manevi tazminatın fahiş olduğunu olayın incelemesinin SGK tarafından yapılması gerektiğini, inceleme belgelerinin mahkeme dosyasına sunulması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekilinin sunduğu maddi tazminatın artırılması dilekçesine cevap süresi içerisinde artırılan kısmın zamanaşımına uğradığını beyan ettiği anlaşılmıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası yazılı kararında özetle: "13.08.2021 tarihli iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyeti raporunda ve 24.01.2022 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda işverenin %40, kazalının %60 kusurlu olduğu tespit edilmekle hükme esas alındığını, Sağlık Kurulu Kararında sürekli iş göremezlik derecesinin %51 olarak bildirildiğini, itiraz üzerine dosyanın Yüksek Sağlık Kuruluna gönderildiği ve YSK tarafından da sürekli iş göremezlik oranının %51 olarak belirlendiğini YSK raporunun davalı tarafa 02.03.2021 tarihinde tebliğ edildiğini davalı vekilinin iki haftalık kesin sürede itiraz etmediği anlaşıldığından dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmediğini, 22.04.2022 tarihli aktüerya birlirkişi ek raporunda davacının talep edebileceği maddi tazminatın hesaplanarak hükme esas alındığını davanın kısmi dava olarak açıldığı ,davalının cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürmediğinden ıslaha karşı zamanaşımı savunmasına itibar edilemeyeceği, kaza nedeniyle davacının manevi yönden çektiği acı, davacının duyduğu elem ve ızdırabın derecesi, olayın oluşu, oluşan zarar, tarafların kusur oranı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olay nedeniyle alınarak uygun bir miktar manevi tazminat takdirine, karar verildiği gerekçeleriyle" davanın kısmen kabulü ile 269.666,06 TL maddi tazminatın 500 TL'si için iş kazası tarihi olan 26.06.2011 tarihinden itibaren, bakiyesinin ıslah tarihi olan 21.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 50.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 26.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili dilekçesinde özetle; davacı tarafın 10 yıllık zamanaşımı süresinden sonra yaptığı ıslaha karşı ileri sürdüğü zamanaşımı def'inin hatalı gerekçeler ile reddolduğunu, davaya konu zararın davacının yaptığı işle ilgisinin olmadığını, mahkemece hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, davacı tarafça, davanın kısmi dava olarak açıldığı, belirsiz alacak davası açılmadığından, alacağın tamamı bakımından zamanaşımının davanın açıldığı tarihte kesilmiş olduğundan ve arttırım dilekçesi ile talep edilen miktarların zamanaşımına uğramadığından söz etmenin olanaklı olmadığı sonucuna varılmakta ise de; iş kazasından kaynaklanan tazminat talepleri yönünden zamanaşımının hangi tarih itibariyle başlayacağının belirlenmesi gerekmekte olup bu hususun tespitinde, zarar ve zararın öğrenilme tarihinin önemi açıktır. Somut olaya ilişkin maddi ve hukuki olgular bir arada değerlendirildiğinde; geçirdiği iş kazası nedeniyle davacıda oluşan sürekli iş göremezlik derecesi aradan geçen zaman içerisinde değişmemiş ise de; iş göremezlik derecesinin belirlenmesine ilişkin prosedür tamamlanmadan, davacının, zararının unsurlarını tam olarak öğrenebildiğinden söz etmek olanaklı değildir. Zira, Kurum Sağlık Kurulu, Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp Kurumlarından alınacak raporlarla tamamlanacak prosedür içerisinde, davacının sürekli iş göremezlik derecesinin değişme ihtimali her zaman imkan dahilindedir. Bu nedenlerle, davacının, zararının unsurlarını, itiraz edilmeyerek kesinleşen 08.02.2021 tarihinde alınan Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu raporunda öğrendiği ve zararının miktarını hesaplayabilme olanağına kavuştuğu ve dolayısıyla zamanaşımının başlangıç tarihine esas olan sürenin buna göre belirlenmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu şartlar altında, ıslah tarihi itibariyle davacının zamanaşımına uğrayan bir alacağının bulunduğundan söz edilemeyeceğinden, yerel mahkeme kararının isabetli olduğu ve davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Diğer taraftan, davalı vekilince, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğu ileri sürülmüş ise de, taraflara yüklenen kusur oranları, davacının maluliyet oranı ve kaza tarihindeki paranın alım gücü dikkate alındığında, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun olduğu değerlendirilmiştir" gerekçeleriyle İlk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili dilekçesinde özetle; 10 yıllık zamanaşımı süresinin ıslah tarihi itibariyle dolduğu halde ıslaha karşı zamanaşımı def’i değerlendirmesinin hatalı olduğunu, davanın kısmi dava olduğunun göz önünde tutulmadığını zamanaşımının maluliyetin belirlendiği tarihten itibaren başladığının kabul edilemeyeceğini, manevi tazminatın ise fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleridir. "Dava yığılması (objektif dava birleşmesi)" açısından aynı Kanun'un 110 uncu maddesidir. "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan kanun hükümleri gözetildiğinde 818 sayılı Borçlar Kanun'un 332 ve 98 inci maddeleri ile giderek aynı kanunun 41, 42, 43, 44, 45 ve 47 nci maddeleri, öte yandan 6101 sayılı Türk Borçlar Kanun'un Yürürlüğü Hakkındaki Kanun'un 2 ve 7 nci maddeleri gereğinc uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 55 ve 420 ıncı maddesi hükümleridir. "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleridir. "İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısında işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 04.12.1973 tarih ve 7/7583 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü hükümleridir. 3. Değerlendirme A) Davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 3. Somut olayda davacı vekilinin müvekkili lehine 100.000,00 TL manevi tazminat talep ettiği İlk Derece Mahkemesince anılan istemin kısmen kabul ve kısmen reddi ile 50.000,00 TL manevi tazminata karar verildiği ve Bölge Adliye Mahkemesinin 09.02.2023 tarihli kararıyla davalı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 238.730,00 TL'lik kesinlik sınırı gözetildiğinde davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının, iş bu hükmün maddi tazminat hükmünden bağımsız ve ayrı nitelikte bir dava olduğu da gözetildiğinde incelenmesinin kanunen mümkün olmaması nedeniyle iş bu hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. B) Davalı vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere özellikle 26.06.2011 tarihli davaya konu iş kazası nedeniyle iş bu davanın 6100 sayılı HMK'nun yürürlüğe girmesinden sonra 29.12.2017 tarihinde açıldığı ve davanın açıldığı tarih itibariyle davacının maddi tazminat alacağının belirli nitelikte olmadığı bu kapsamda hukuki nitelemenin hakime ait olduğu dikkate alınarak iş bu davanın HMK'nun 109.maddesinde düzenlenen "Kısmi Dava" olarak değil, HMK'nun 107 nci maddesinde düzenlenen "Belirsiz Alacak Davası" olarak nitelenerek davacı vekilinin 21.06.2022 tarihinde sunduğu maddi tazminat isteminin artırılmasına dair dilekçenin de "ıslah dilekçesi" olarak değil HMK 107/2 nci maddesi kapsamında "talep artırım dilekçesi" olarak değerlendirilmesi bu kapsamda davalı vekilince talep artırım dilekçesine yönelik zamanaşımı def'inin de aynı madde kapsamında reddi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde gerekçe oluşturularak hüküm kurulması hatalı olmuş ise de gerekçede zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiş olması dikkate alınarak sonucu itibariyle usul ve kanun uygun olan hükme yönelik davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile anılan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz istemlerinin miktardan REDDİNE, 2.Davalı vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; yönelik temyiz itirazlarının açıklanan gerekçelerle reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 3. Aşağıda dökümü yapılan bakiye karar harcının davalı taraftan tahsiline, 4. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/6496, K. 2024/1868, T. 27.02.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-6496-e-2024-1868-k-68d4b5433b2f